Türkiye’nin en büyük metropollerinden biri olan İzmir, kentsel ısı adalarıyla ve betonlaşmanın getirdiği gri tonlarla mücadelesini yeşil bir devrimle sürdürüyor. Şehrin atıl kalmış, fonksiyonunu yitirmiş veya yapılaşma baskısı altındaki boşluklarını değerlendiren İzmir Büyükşehir Belediyesi, Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı öncülüğünde kent ekolojisini iyileştirecek stratejik bir adım attı. Klasik park anlayışının ötesine geçen bu yeni vizyon, "mikroforest" yani mini orman uygulamalarıyla şehrin ciğerlerine taze nefes üflüyor. Proje, sadece estetik bir peyzaj çalışması olmaktan çok, kentin biyolojik çeşitliliğini koruyan ve kendi kendine yetebilen ekosistemler yaratma hedefini taşıyor.
Gri betonların yerini yaşam fışkıran topraklar aldı
Belediye ekiplerinin titizlikle yürüttüğü çalışmaların ilk meyveleri Gaziemir ve Karşıyaka ilçelerinde alındı. Altan Aydın Caddesi ile Akçay Caddesi’nin kesişim noktasında bulunan ve uzun süredir atıl vaziyette bekleyen bin 100 metrekarelik alan, adeta yeniden doğdu. Ekipler, bu cansız toprak parçasını yerel ağaç türleri ile donatarak yaşayan bir laboratuvara dönüştürdü. Gaziemir’deki bu alana bölgenin iklimine uygun 250 adet hayıt, 180 adet ılgın, 460 adet sandal, 200 adet çitlembik ve 50 adet defne olmak üzere toplam bin 140 bitki dikimi gerçekleştirildi. Ayrıca, gölgesiyle serinlik verecek menengiç, Anadolu sığla, iğde, keçiboynuzu ve badem ağaçlarından oluşan 75 adet yetişkin ağaç da toprakla buluşturuldu.
Dönüşüm rüzgarı sadece Gaziemir ile sınırlı kalmadı. Karşıyaka’nın yoğun yapılaşmaya sahip bölgelerinden Mavişehir de bu yeşil hamleden nasibini aldı. Atakent Lisesi’nin önünde bulunan 2 bin 500 metrekarelik boş arazi, öğrencilerin ve semt sakinlerinin nefes alabileceği bir koruluğa evrildi. Buradaki çalışmalarda incir, kavak, sığla, meşe ve keçiboynuzu gibi kentin hafızasında yer eden türlerden 306 ağaç dikilirken; biberiye, hayıt, sandal, zakkum ve ılgın gibi 3 bine yakın çalı grubuyla toprağın yüzeyi tamamen yeşillendirildi.
Sık dikim yöntemiyle doğanın kendi kendini onarması sağlanıyor
Projenin teknik detayları ve felsefesi hakkında önemli bilgiler paylaşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı Ziraat Yüksek Mühendisi Gökçe Işık, uygulanan yöntemin sıradan bir ağaçlandırma olmadığını vurguladı. Işık, mikroforest tekniğinin temelinde sık dikim prensibinin yattığını belirterek, bitkilerin güneşe ulaşmak için birbirleriyle rekabet etmesinin büyümeyi hızlandırdığına dikkat çekti. Bu yöntem sayesinde oluşturulan alanların kısa sürede gürleşerek kent içinde izole bir orman dokusu kazandığını ifade eden Işık, "Amacımız sadece ağaç dikmek değil, doğaya ve değişen iklim koşullarına dirençli yeni yaşam alanları yaratmak. Atıl durumdaki belediye arazilerini halkımızın kullanımına sunarken, aynı zamanda ekolojik bir restorasyon yapıyoruz" şeklinde konuştu.
Oluşturulan bu yeşil alanlar, bulundukları bölgenin mikroklimasını düzenleyerek yaz sıcaklarının etkisini azaltıyor. Işık, ağaç çeşitliliğinin artmasıyla birlikte kuş popülasyonunun ve toprak altındaki canlı yaşamının da zenginleştiğini, böylece kentin ekolojik dengesine katkı sağladıklarını belirtti.
Atıklar geri dönüştürülüp toprağa can suyu oluyor
Projenin bir diğer dikkat çeken yönü ise sürdürülebilirlik ilkesine olan sadakati. Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, oluşturulan bu mini ormanların toprağını beslemek için kimyasal gübreler yerine kendi ürettikleri doğal kompostu kullanıyor. Kent genelindeki budama artıkları, çim kalıntıları ve atölyelerden çıkan talaşlar, Bornova’daki tesislerde İzmir Doğal Yaşam Parkı sakinlerinden elde edilen hayvansal gübrelerle harmanlanıyor. Belirli bir sıcaklık, nem ve azot dengesinde fermente edilen bu karışım, yüksek besin değerine sahip bir kompost gübreye dönüşüyor. Bu sayede hem atıklar geri dönüştürülüyor hem de toprağın su tutma kapasitesi artırılarak kuraklığa karşı dirençli, verimli orman zeminleri oluşturuluyor. İzmir, bu döngüsel sistemle betona karşı yeşil bir kalkan örmeye devam ediyor.





