KAZİM BOZKURT/Özel bir şirket tarafından yapılması planlanan Bornova-1 RES ve Elektrik Depolama Tesisi projesi için 7 Ekim 2026 sunum tarihli yeni Proje Tanıtım Dosyası (PTD) hazırlandı. Dosyada, santral sahasının Bornova ilçe sınırlarının tamamen dışına çıkarılarak İzmir'in Menemen ve Manisa'nın Yunusemre ilçelerine kaydırıldığı görüldü.

Beş türbinli, 20 MWm/20 MWe kurulu gücündeki rüzgâr santrali ile 20 MWe/20 MWh kapasiteli elektrik depolama tesisini kapsayan yatırımın proje bedeli 434 milyon TL olarak korundu.

Projenin önceki ÇED süreci, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) 27 Ağustos 2026 tarihli lisans sahası değişikliği kararının ardından şirketin talebiyle İzmir Valiliği tarafından 20 Eylül 2026'da sonlandırılmıştı. Ocak 2026 ve Ekim 2026 tarihli iki dosyanın karşılaştırılması, yerleşim yerlerine ilişkin mesafelerin değişmesine karşın ekolojik ve teknik bölümlerdeki birçok değerlendirmenin aynen korunduğunu ortaya koydu.

ADI BORNOVA-1 KALDI, SANTRAL MENEMEN VE YUNUSEMRE'YE KAYDIRILDI

Ocak 2026 tarihli ilk projede santral sahası Bornova'nın Kayadibi, Çamiçi ve Kurudere mahalleleri ile Menemen'in Kır Mahallesi sınırlarında yer alıyordu.

Yeni başvuruda ise santral alanı Menemen'in Karaorman, Alaniçi ve Kır mahalleleri ile Manisa'nın Yunusemre ilçesine bağlı Uzunburun ve Akgedik mahalleleri sınırlarına taşındı. Böylece proje adı resmi kayıtlarda Bornova-1 RES olarak kalmasına karşın Bornova ilçe sınırlarında herhangi bir santral ünitesi planlanmıyor.

EPDK'nın 27 Ağustos 2026 tarihli ve 14824-13 sayılı kurul kararı; önlisansta yer alan proje ili, ilçeleri ve koordinat listesinin bu doğrultuda tadil edilmesini kapsıyor. Yeni dosyanın yer incelemesine ilişkin bildirimlerinin 22 Eylül 2026 tarihinde hem İzmir hem de Manisa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüklerine iletildiği belirtiliyor.

110 METRELİK DEPOLAMA MESAFESİ 940 METREYE ÇIKTI

Eski dosyanın en dikkat çekici verilerinden biri, lityum iyon bataryaların bulunacağı elektrik depolama tesisinin Bornova Kayadibi'ndeki bir konuta yalnızca 110 metre uzaklıkta planlanmış olmasıydı.

Yeni PTD'nin 66. sayfasındaki Tablo 38'e göre elektrik depolama tesisinin en yakın konuta mesafesi 940 metreye yükseldi. Söz konusu yapı Menemen'in Kır Mahallesi sınırlarında yer alıyor.

Türbin mesafelerinde ise T3 türbini Karaorman Mahallesi'ndeki en yakın konuta 490 metre mesafede öngörülüyor. Eski projede en yakın türbin olan T1, Kayadibi'ndeki bir konuta 460 metre uzaklıktaydı.

Antalya’da yolcu midibüsü devrildi
Antalya’da yolcu midibüsü devrildi
İçeriği Görüntüle

Yeni dosyada diğer türbin mesafeleri şöyle açıklandı:

  • T1 Türbini: Menemen Alaniçi Mahallesi, konut – 1.100 metre

  • T2 Türbini: Menemen Karaorman Mahallesi, konut – 800 metre

  • T3 Türbini: Menemen Karaorman Mahallesi, konut – 490 metre

  • T4 Türbini: Yunusemre Uzunburun Mahallesi, sanayi tesis binası – 500 metre

  • T5 Türbini: Yunusemre Uzunburun Mahallesi, tesis binası – 620 metre

  • Elektrik Depolama Ünitesi: Menemen Kır Mahallesi, konut – 940 metre

Öte yandan santral sahasının genel mülkiyet/ruhsat sınırı Manisa'nın Uzunburun Mahallesi'ne yaklaşık 250 metre mesafeye kadar yaklaşıyor. Bu veri doğrudan bir türbinin konuta 250 metre mesafede olduğu anlamına gelmese de santral etki alanının yerleşim sınırlarıyla ilişkisini gösteriyor.

DEPOLAMA ALANI YÜZDE 85 BÜYÜDÜ, KAPASİTE DEĞİŞMEDİ

Yeni projede beş türbin ve toplam 20 MWm/20 MWe kurulu güç ile 20 MWe/20 MWh elektrik depolama kapasitesi korundu. Buna karşılık depolama tesisine ayrılan alan 5 bin 247 metrekareden 9 bin 719 metrekareye yükseltildi. Bu değişiklik, depolama alanında 4 bin 472 metrekarelik, yaklaşık yüzde 85 oranında büyüme anlamına geliyor.

Santral sahasının toplam büyüklüğü ise 490,11 hektardan 488,69 hektara geriledi.

Yeni projede rotor çapı 149 metreden 150 metreye, kule yüksekliği 120 metreden 123 metreye çıkarıldı. Şalt sahası ise 1.844 metrekareden 775 metrekareye düşürüldü.

Yatırımın ekonomik ömrü 49 yıl, yıllık elektrik üretim öngörüsü 80 milyon kilovatsaat, inşaat süresi ise iki yıl olarak açıklandı.

SU KORUMA SINIRI YENİ DOSYADA YOK, ORMAN VE SANAYİ ALANLARI VAR

Eski Proje Tanıtım Dosyası'nda santral sahasının İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı kapsamında “İçme ve Kullanma Suyu Uzun Mesafeli Koruma Sınırı” içerisinde kaldığı belirtiliyordu.

Yeni dosyada ise bu koruma sınırı, santral alanının plan kullanım kategorileri arasında sayılmıyor. Bunun yerine yeni proje sahasının tarım arazisi, orman alanı, ağaçlandırılacak alan ve organize sanayi bölgesi kullanım kararlarıyla ilişkili olduğu görülüyor.

Şirketin yeni alanı seçmesinde su havzası koruma hükümlerinin etkili olup olmadığına ilişkin belgelerde açık bir gerekçe bulunmuyor. Ancak yeni sahada da orman alanlarıyla ilgili izin yükümlülükleri devam ediyor.

Şirket, orman sayılan alanlarda 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/3. maddesi kapsamında gerekli izin ve irtifak hakkını alacağını belirtiyor. Yeni dosyada bu izinlerin alınmış olduğunu doğrulayan bir karar sunulmuyor.

Projede beş türbin temeli için 6 bin metreküp, elektrik depolama tesisi için 9 bin 719 metreküp olmak üzere toplam 15 bin 719 metreküp kazı öngörülüyor.

Bununla birlikte servis yolları, kablo güzergâhları ve tesis platformları nedeniyle oluşabilecek toplam arazi müdahalesinin orman dokusu üzerindeki etkisi, türbin temel kazılarıyla sınırlı değil. Kesilecek ağaç sayısı, doğrudan etkilenecek ormanlık alanın büyüklüğü ve yeni yol gereksiniminin ayrıntılı olarak ortaya konulması önem taşıyor.

SAHA DEĞİŞTİ, EKOLOJİK TÜRLER AYNI KALDI

Yeni dosyanın en dikkat çekici bölümlerinden biri ekolojik envanter oldu.

Ocak 2026 tarihli eski dosya ile Ekim 2026 tarihli yeni dosyada aynı tür sayıları yer alıyor: Her iki raporda da 53 familyaya ait 242 bitki taksonu, 116 kuş türü, 15 sürüngen türü, 3 amfibi türü ve 29 memeli türü listeleniyor.

Karşılaştırmada yalnızca tür sayılarının değil, özellikle flora ve kuş tablolarının da neredeyse birebir aynı olduğu görülüyor.

Dahası, yeni dosyanın 114. sayfasındaki memeliler bölümünde, değerlendirme konusu bir rüzgâr enerji santrali olmasına rağmen “GES sahası” ifadesi kullanılıyor. Aynı ifade eski dosyanın 93. sayfasında da yer alıyor.

Bu ortaklıklar, raporların hazırlanmasında önceki metinlerden kapsamlı biçimde yararlanıldığını gösteriyor. Ancak yeni dosyada saha incelemesine ilişkin ek belgelerin bulunması nedeniyle, yalnızca bu benzerliklerden hareketle yeni alanda hiç çalışma yapılmadığı sonucu çıkarılamaz.

Asıl açıklığa kavuşturulması gereken; saha değişikliğinden sonra hangi türlerin doğrudan gözlemlendiği, hangi verilerin literatürden aktarıldığı ve eski ekolojik envanterin yeni koordinatlar bakımından nasıl doğrulandığıdır.

RAPORDA KUŞLAR İÇİN “YÜKSEK” ETKİ SINIFLANDIRMASI

Ekolojik değerlendirmede kullanılan tür listesinde, IUCN sınıflandırmasına göre tehlikede (EN) kategorisindeki küçük akbaba (Neophron percnopterus) ve toy (Otis tarda) ile hassas (VU) kategorisindeki üveyik (Streptopelia turtur) yer alıyor.

Bununla birlikte bu türlerin yeni türbin noktalarında doğrudan gözlemlendiğini gösteren tür bazında saha kayıtlarıyla, literatüre dayalı olası bulunma verilerinin birbirinden ayrılması gerekiyor.

Yeni PTD'nin 113 ve 114. sayfalarındaki ornitolojik risk-etki-tedbir matrisinde habitat bozulması ve habitat kaybı, türbin-kuş çarpışması ve türbinlerin kuşların davranışlarına etkisi gibi başlıklarda “yüksek” etki büyüklüğü sınıflandırmaları bulunuyor.

Raporda proje alanının ana kuş göç rotası üzerinde bulunmadığı belirtiliyor. Ancak bu ifade, kuşların yerel uçuşları, beslenme hareketleri veya yuvalama dönemlerinde türbinlerden etkilenmeyeceğini ortaya koymuyor.

Dosya, inşaat öncesi biyolog kontrolü ile işletme döneminde ornitolojik izleme ve karkas taraması yapılmasını öngörüyor.

Öte yandan metnin bir bölümünde yuva, yavru veya yumurtayla karşılaşılması durumunda inşaatın durdurularak Doğa Koruma ve Milli Parklar birimlerine haber verilmesi gerektiği belirtilirken, risk matrisinde bunların uygun komşu alanlara nakledilmesi öneriliyor. Bu iki açıklamanın hangi koşullarda ve hangi yetkili kurum kararları doğrultusunda uygulanacağı açıklığa kavuşturulmalı.

13 YARASA TÜRÜ LİSTELENDİ

Yeni dosyada 29 memeli türünün 13'ünü yarasalar oluşturuyor.

Bu türler arasında hassas (VU) kategorisinde listelenen Mehely'nin nal burunlu yarasası (Rhinolophus mehelyi) da bulunuyor. Ancak söz konusu tür, dosyada doğrudan gözlem değil literatür kaydıyla yer alıyor.

Rapor, yarasaların bölgeyi barınma veya üreme yerine beslenme uçuşları sırasında kullanabileceğini belirtiyor. Bu olasılık, yarasaların türbinlerle karşılaşma riskinin bulunmadığı anlamına gelmiyor.

Yeni türbinlerin yerleri esas alınarak yarasa faaliyetinin mevsimsel ve gece boyunca değişen yoğunluğunun incelenmesi, çarpışma ve basınç değişimleriyle ilişkili yaralanma riskinin değerlendirilmesi açısından önem taşıyor.

BATARYA YANGINLARINA İLİŞKİN SÖNDÜRME AÇIKLAMASI SORU İŞARETİ YARATTI

Yeni projede kullanılacak lityum iyon bataryaların güvenliği, başka bir kritik başlığı oluşturuyor.

PTD'nin 56. sayfasında, batarya hücrelerinde oluşabilecek ısıl sürüklenmenin hücreden hücreye yayılarak geniş ölçekli yangınlara yol açabileceği kabul ediliyor. Şirketin otomatik algılama, soğutma ve yangın söndürme sistemleri kullanacağı belirtiliyor.

Ancak aynı bölümde, ABC veya BC tipi yangın söndürücülerin pildeki kimyasal reaksiyonu keserek yangını söndüreceği ileri sürülüyor. Bu açıklama teknik açıdan tartışmalı.

Lityum iyon bataryalarda ısıl sürüklenme başladığında kuru kimyevi söndürücüler alevi geçici olarak bastırabilse de hücre içindeki ekzotermik reaksiyonu ve ısınmayı durdurmaya, dolayısıyla yeniden tutuşmayı önlemeye tek başına yeterli olmuyor.

Bu nedenle yeni depolama tesisi için hangi batarya kimyasının kullanılacağı, yangın algılama ve söndürme sisteminin nihai tasarımı, hücreler arasında yangın yayılımının nasıl engelleneceği ve olası bir olayda çevredeki bitki örtüsünün nasıl korunacağı önem taşıyor.

Depolama alanının genişletilmiş olması da konteyner yerleşimi, aralarındaki güvenlik mesafeleri ve itfaiye erişim koşullarının ayrıntılı olarak değerlendirilmesini gerekli kılıyor.

YENİ SAHADA HESAPLANAN DEPREM YER İVMESİ DAHA YÜKSEK

Yeni projenin jeolojik özellikleri de dikkat çekiyor.

Ocak 2026 tarihli dosyada eski saha için 0,427 g olarak belirtilen en büyük yer ivmesi (PGA), yeni dosyada 0,453 g olarak veriliyor. Bu değerler, farklı koordinatlarda DD-2 düzeyi için hesaplanan deprem tehlike parametrelerini gösteriyor.

Yeni sahada ayrıca Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü'nün (MTA) envanterine göre eski heyelan alanları bulunuyor. Dosyada projenin aktif heyelan alanında yer almadığı belirtiliyor.

Eski heyelan kaydı tek başına zeminin yapılaşmaya uygun olmadığını göstermiyor. Bununla birlikte 123 metre kule yüksekliğine sahip türbinlerin temelleri, eğimli arazideki kazılar, yol açma çalışmaları ve depolama tesisinin zemin güvenliği açısından sahaya özgü jeoteknik incelemeler önem taşıyor.

SANAYİ TESİSLERİNE YAKINLIK VE KÜMÜLATİF ETKİLER

Yeni sahada T4 türbini Uzunburun'daki bir sanayi tesis binasına 500 metre, T5 türbini ise başka bir tesis binasına 620 metre uzaklıkta planlanıyor. Ayrıca santral sahasının çevre düzeni planındaki kullanım kararları arasında organize sanayi bölgesi de bulunuyor.

Bu yakınlık; sanayi faaliyetlerinden kaynaklanan mevcut gürültü, trafik ve diğer çevresel yüklerin RES'in etkileriyle birlikte değerlendirilmesini önemli hâle getiriyor.

Ancak yeni PTD'nin 128. sayfasındaki kümülatif etki değerlendirmesinde ağırlıklı olarak çevrede işletmede olan başka bir rüzgâr santrali bulunmadığı belirtiliyor. Sanayi tesisleriyle ilişkili birleşik etkilerin sayısal bir analizi aynı bölümde sunulmuyor.

GÜRÜLTÜ HESAPLARI DÜŞTÜ, GÖLGE ANALİZİ SONRAYA BIRAKILDI

Revize dosyada en yakın konut için inşaat gürültüsü 49,4 dBA, işletme gürültüsü ise 44,9 dBA olarak hesaplandı. Bu değerler ilgili yönetmelikte belirtilen gündüz, akşam ve gece sınırlarının altında kalıyor.

Ancak bunlar sahada yapılan ölçümler değil, matematiksel hesaplamalardan elde edilen sonuçlar. Yeni dosyada da eski dosyadaki 110 metreye ait hesap tablosunun aynen yer alması, modellemelerin yeni arazi koşullarını ne ölçüde temsil ettiği sorusunu gündeme getiriyor.

PTD'de türbin kanatlarının yakın yapılarda oluşturabileceği hareketli gölge etkisi de ele alınıyor. Ancak ayrıntılı gölge modellemesinin proje geliştirme sürecinde yapılacağı ifade ediliyor. Bu nedenle konutlar ile sanayi yapılarının gölge etkisinden hangi sürelerde etkilenebileceği henüz somut olarak ortaya konmuş değil.

ÇED SÜRECİNDE YANIT BEKLEYEN SORULAR

Bornova-1 RES'in revize projesi, önceki yerleşime göre bazı konutlardan ve korunan alanlardan uzaklaştırılmış durumda. Eski proje sahasının 820 metre yakınında İzmir Karagöl Tabiat Parkı bulunurken, yeni dosyada en yakın korunan alanın yaklaşık 13 kilometre uzaklıktaki Spil Dağı Milli Parkı olduğu belirtiliyor.

Ancak bu değişim, çevresel etkilerin bütünüyle ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Özellikle iki farklı saha için aynı ekolojik listelerin kullanılması, risk matrisindeki yüksek etki sınıflandırmaları, orman alanlarında yapılacak fiili müdahaleler, batarya yangınlarına ilişkin söndürme yöntemi ve kümülatif etkilerin kapsamı, yeni ÇED incelemesinde açıklığa kavuşturulması gereken başlıkları oluşturuyor.

Öte yandan yeni PTD'nin ekindeki EPDK yazısında, önlisans tadili için bildirilen yükümlülüklerin süresi içinde yerine getirilmemesi hâlinde tadil talebinin reddedilmiş sayılacağı belirtiliyor. Dolayısıyla projenin yeni koordinatlara ilişkin önlisans yükümlülüklerinin güncel durumu da ayrıca takip gerektiriyor.

Projeye ilişkin ÇED inceleme ve değerlendirme süreci devam ediyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ