Çocukların sağlıklı büyüme ve gelişimi yalnızca yeterli miktarda gıdaya ulaşabilmeleriyle sınırlı kalmadı. Yetersiz beslenme, “gizli açlık”, toksik kimyasallara maruziyet ve ultra işlenmiş gıdaların yaygınlaşması çocukların sağlığını tehdit ederken, sağlıklı ve güvenli gıdaya eşit erişim giderek daha önemli bir halk sağlığı ve çocuk hakkı başlığı haline geldi. Bu kapsamda İzmir’de düzenlenecek “Eğiticilerin Eğitimi: Ücretsiz Okul Yemeği, Çocuk Sağlığı ve Sağlıklı Beslenme Hakkı” programında çocukların beslenme hakkı ve ücretsiz okul yemeği politikası bütün yönleriyle ele alınacak.
İzmir Tabip Odası Toplantı Salonu’nda 3 Ekim Cumartesi günü gerçekleştirilecek eğitimde, çocuklarla, ailelerle, eğitim kurumlarıyla ve yerel yönetimlerle çalışan meslek gruplarının konuya ilişkin bilimsel farkındalığının artırılması ve hak temelli savunuculuk kapasitesinin güçlendirilmesi amaçlandı.
Gıda Mühendisi ve akademisyen Dr. Bülent Şık’ın eğitmen olarak yer alacağı programda; gıdaya erişim, beslenme kalitesi, gıda güvenliği, toksik kimyasallara maruziyet, ultra işlenmiş gıdaların sağlık üzerindeki etkileri ve ücretsiz okul yemeği politikası güncel bilimsel çalışmalar ve halk sağlığı perspektifiyle değerlendirilecek.
“Gizli açlık” çocukların gelişimini tehdit ediyor
Programın temel başlıklarından birini çocuklarda yetersiz ve dengesiz beslenme oluşturdu. Demir, iyot, çinko ve bazı vitaminler gibi mikro besinlerin yetersizliğinin yol açtığı “gizli açlığın”; çocukların büyüme ve gelişiminin yanı sıra bağışıklık sistemi ve nörogelişim üzerinde de olumsuz etkiler yaratabileceğine dikkat çekilecek.
Eğitimde çocukların sağlıklı beslenmesinin yalnızca bireysel tercihler üzerinden değerlendirilemeyeceği vurgulanacak. Gıdaya erişim, gelir eşitsizliği, sağlıksız gıda çevresi, kamusal denetim ve sosyal politikaların çocukların beslenme koşullarındaki belirleyici rolü ele alınacak.

Toksik kimyasallar ve çocuk sağlığı
Programın ilk oturumunda “Toksik Kimyasallar ve Çocuk Sağlığı” başlığı ele alınacak. Çocukların yetişkinlerden farklı fizyolojik ve gelişimsel özellikleri nedeniyle toksik kimyasallara neden daha duyarlı oldukları değerlendirilecek.
Kurşun, arsenik, pestisitler, fitalatlar, bisfenoller ve PFAS gibi maddelerin gıda, su, toz ve hava yoluyla çocuklara ulaşma yolları incelenecek. Bu maddelere maruziyetin nörogelişim, bağışıklık sistemi, büyüme ve gelişim üzerindeki etkileri ele alınırken, maruziyetin azaltılmasında bireysel önlemlerin sınırları ve kamusal düzenlemelerin önemi tartışılacak.
İlk oturum 13.00-13.45 saatleri arasında gerçekleştirilecek.
Ultra işlenmiş gıdalar masaya yatırılacak
14.00-14.45 saatleri arasındaki ikinci oturumda ise “Ultra İşlenmiş Gıdalar ve Çocuk Sağlığı” konusu işlenecek. Ultra işlenmiş gıdaların NOVA sınıflandırması üzerinden tanımlanacağı oturumda, yüksek tüketimin çocukluk çağı obezitesi, insülin direnci, kardiyometabolik riskler ve bağırsak mikrobiyotasıyla ilişkisine dair güncel bilimsel bulgular değerlendirilecek.
Okul ve kreş çevresindeki gıda ortamı, çocuklara yönelik gıda pazarlaması ve beslenme eşitsizlikleri de tartışmaya açılacak. Sağlıksız beslenmenin yalnızca çocukların ve ailelerin “bireysel tercihi” olarak görülmemesi gerektiği vurgulanacak.
Ücretsiz okul yemeği çocuk hakkı olarak ele alınacak
Eğitimin üçüncü oturumunda ise doğrudan ücretsiz okul yemeği programlarına odaklanılacak. “Gıda Güvencesizliğine Kamusal Bir Yanıt: Ücretsiz Okul Yemeği” başlıklı oturumda, gıda güvencesizliği ve gizli açlığın çocukların büyüme, gelişme, öğrenme ve okul yaşamı üzerindeki etkileri değerlendirilecek.
Yeterli ve dengeli beslenmenin, özellikle demir ve kalsiyum alımının toksik metal maruziyeti açısından taşıdığı önem de ele alınacak.
Ücretsiz okul yemeği programları; gıda güvencesizliği ve beslenme eşitsizliklerini azaltan, çocukların eşit erişimini destekleyen ve öğrencilerin ekonomik durumları nedeniyle damgalanmasının önüne geçen bir çocuk hakkı ve halk sağlığı politikası olarak değerlendirilecek.
Bunun yanı sıra güvenli okul yemeklerinin hangi beslenme standartlarına sahip olması gerektiği, gıda güvenliği, kamu alımları ve tedarik zincirinin nasıl yapılandırılması gerektiği de tartışılacak.
Sahadan öneriler alınacak
16.00-16.30 saatleri arasındaki kapanış oturumunda ise katılımcıların sahadaki deneyimleri, gözlemleri ve vaka aktarımları değerlendirilecek. Eğitim, sağlık, sosyal hizmet ve çocuk gelişimi alanlarında çalışan meslek grupları arasında yerel düzeyde ortak çalışma ve izleme olanakları ele alınacak.
Yerel yönetimler, meslek odaları, eğitim kurumları ve sivil toplum kuruluşları arasında geliştirilebilecek savunuculuk stratejileri ve ortak eylem önerileri üzerinde durulacak.
3 Ekim 2026 Cumartesi günü 13.00-16.30 saatleri arasında İzmir Tabip Odası Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilecek eğitime; hekimler, sağlık emekçileri, öğretmenler, okul öncesi öğretmenleri, çocuk gelişimi uzmanları, PDR uzmanları, sosyal hizmet uzmanları, gıda mühendisleri, diyetisyenler, sivil toplum ve yerel yönetim temsilcileri başta olmak üzere çocuk odaklı alanlarda çalışan meslek grupları katılabilecek.
Katılımın 30 kişiyle sınırlı olduğu eğitime kayıt yaptırmak isteyenlerin [email protected] adresine e-posta göndermeleri gerekiyor.





