İzmir'in tarihi ve tarımsal zenginliğiyle öne çıkan Selçuk ilçesinde, sonbahar mevsimiyle birlikte Hicaz narı üreticilerini tatlı bir telaş sardı. Bölgenin iklim yapısı ve toprak özellikleriyle kendine has bir renk ile lezzete kavuşan nar meyvesi, dallardan özenle toplanarak soğuk hava depolarına ve ihracat tırlarına taşınıyor. Kalitesi ve dayanıklılığı ile bilinen ürün, hem ulusal pazarda hem de uluslararası alıcılar nezdinde ayrıcalıklı bir yere sahip. Sezonun açılışıyla birlikte tarlalarda başlayan hummalı çalışma, kent ve ülke ekonomisine sağladığı yüksek katma değerle üreticinin yüzünü güldürüyor.

İlçedeki hasat dönemi çalışmaları, tarım işçilerinin sabahın ilk ışıklarıyla birlikte bahçelere girmesiyle hız kazanıyor. Yaklaşık 3 bin 700 dekar alana yayılan geniş meyve bahçelerinde rekolte beklentisi bu yıl oldukça yüksek seviyelerde seyrediyor. Ürünlerin dalındaki iri yapısı, kalibresi ve parlak kırmızı rengi, iç piyasa tüccarlarının yanı sıra küresel pazarlardaki ihracatçıların da iştahını kabartıyor. Bölgedeki tarımsal üretimin geleceği açısından hayati bir işlev üstlenen narenciye sektörü, kırsal kalkınmanın da ana itici gücü olmaya devam ediyor.

İzmir üretiminin neredeyse yarısı tek ilçeden karşılanıyor

Ege Bölgesi'nin en önemli tarım merkezlerinden biri olan kentte, rekoltenin büyük bir bölümünü tek başına Selçuk göğüslüyor. İzmir Tarım ve Orman İl Müdürü Kahraman Akdoğan, ilçede yürütülen üretim faaliyetlerine ve rekolte rakamlarına dair yaptığı değerlendirmede, bölgenin stratejik önemine dikkat çekti. Kent genelindeki toplam rekoltenin yüzde 45'lik kısmının tek başına bu topraklardan elde edildiğini vurgulayan Akdoğan, bu yıl ilçede yaklaşık 10 bin ton civarında yüksek kaliteli ürün beklediklerini ifade etti.

8 Ekim altın fiyatları: Gram altın yeniden yükselişte!
8 Ekim altın fiyatları: Gram altın yeniden yükselişte!
İçeriği Görüntüle

Elde edilen ürünlerin sadece sofralık tüketimle sınırlı kalmadığına değinen yetkililer, sanayi tipi kullanımda da nar suyu ve nar ekşisi üretimi için meyvenin sıklıkla tercih edildiğini belirtiyor. Ortalama 500 gram ağırlığa ulaşan meyve yapısı, dış pazardaki standartları fazlasıyla karşılıyor. Geçtiğimiz yıllarda Almanya, Avusturya, Rusya ve Ukrayna gibi ülkelere yapılan teslimatların ardından, bu yıl pazar payının daha da genişlemesi hedefleniyor. İhracat hamlesinin Türkiye genelinde ilk olarak bu bölgeden başlaması ise kentin sektördeki lider konumunu perçinliyor.

Çoraklaşan topraklarda çiftçinin yüzünü güldüren alternatif

Bölgedeki toprak yapısında son yıllarda gözlemlenen değişimler, üreticileri daha dayanıklı ve katma değerli ürünlere yönelmeye sevk etti. Bir dönem pamuk ekiminin yoğun olarak yapıldığı ancak zamanla tuzlu topraklar haline gelen eski çorak araziler, 2000'li yıllardan itibaren dikilen nar fidanlarıyla yeniden hayat buldu. Yüksek tuz oranına karşı olağanüstü bir direnç gösteren ağaçlar, bugün tam verim çağında olup bölge çiftçisine sürdürülebilir bir kazanç kapısı sunuyor.

Tarım uzmanları, iklim değişikliği ve çoraklaşma riskiyle karşı karşıya kalan havzalarda bu tür ürünlerin yaygınlaştırılmasının stratejik bir hamle olduğunu savunuyor. Ekildikten 4-5 yıl sonra ürün vermeye başlayan fidanlar, üreticinin sabırlı işçiliğiyle birleştiğinde toprağın verimliliğini adeta yeniden dönüştürüyor. Kimyasal ilaçlamaya ve hastalıklara karşı diğer meyve türlerine kıyasla daha dayanıklı olan ağaçlar, üretim maliyetlerini düşürürken alınan verimi en üst seviyeye çıkarıyor.

Akdeniz devlerinden önce dünya pazarına giren avantaj

Türkiye'nin diğer önemli narenciye merkezlerine kıyasla mikro klima avantajına sahip olan ilçe, ürünün erken olgunlaşması sayesinde pazara ilk giren bölge olma ayrıcalığını elinde tutuyor. Selçuk Ziraat Odası Başkanı İbrahim Erdallı, Adana, Antalya ve Mersin gibi dev üretim merkezlerinden dahi önce hasat sürecinin bu topraklarda tamamlandığını belirtti. Yaklaşık 10 gündür tarlalarda kesim işlemlerinin devam ettiğini aktaran Erdallı, ilk yurt dışı yüklemelerinin doğrudan ilçeden yapılmasının üreticiye fiyat avantajı sağladığını kaydetti.

Avrupa'nın kendi imkanlarıyla nar üreten İtalya ve İspanya gibi ülkelerine dahi Ege'den sevkiyat gerçekleştirilmesi, ürün kalitesinin uluslararası ölçekte kabul gördüğünü kanıtlıyor. Antalya ve Akdeniz bölgesindeki tüccarların bile ürün tedariki sağlamak adına sezon başında ilçeye geldiklerini söyleyen sektör temsilcileri, yakalanan bu ivmenin önümüzdeki yıllarda artarak devam edeceğini öngörüyor. Zararlı böceklere karşı doğal bir dirence sahip olan meyve, kalıntısız ve temiz yapısıyla gıda güvenliği standartlarını eksiksiz karşılıyor.

Ağaçtaki dikenli işçilik tarlada berekete dönüşüyor

Nar üretiminin arka planında büyük bir meşakkat ve nitelikli tarım işçiliği yatıyor. Bölgede uzun yıllardır üreticilik ve işletmecilik yapan Aziz Taş, ağacın yapısı gereği bakım süreçlerinin oldukça hassas yürütüldüğünü dile getirdi. Ağaçlardaki dikenli doku ve sürekli temizlenmesi gereken yan sürgünler işçilik maliyetlerini artırsa da elde edilen nihai kalitenin tüm zorluklara değdiğini belirten Taş, ürünün yakaladığı eşsiz kırmızı rengin Türkiye'nin başka hiçbir bölgesinde taklit edilemediğini savundu.

Bölgeye özgü hava sirkülasyonu ve gece-gündüz sıcaklık farkları, meyve kabuğunun parlaklığını ve tanelerin şeker oranını ideal seviyeye ulaştırıyor. Dış pazarda görsel cazibesiyle rafların gözdesi haline gelen Hicaz narı, işleme tesislerinde el değmeden tasnif edilerek paketleniyor. Yıl boyunca verilen emeğin karşılığını satış rakamlarıyla alan çiftçiler, zorlu üretim sürecine rağmen yakalanan yüksek raf ömrü ve ihracat talebinden oldukça memnun.

Kaynak: DHA