ŞERMİN ÇOLAK/Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın verilerine göre; elektrik enerjisi tüketimi 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 3,8 oranında artarak 347,9 TWh, elektrik üretimi ise bir önceki yıla göre yüzde 5,4 artarak 348,9 TWh olarak gerçekleşti. 2024 yılında elektrik üretimimizin, yüzde 35,2'si kömürden, yüzde 18,9'u doğal gazdan, yüzde 21,5'i hidrolik enerjiden, yüzde 10,5’i rüzgardan, yüzde 7,5’i güneşten, yüzde3,2'si jeotermal enerjiden ve yüzde 3,2’si diğer kaynaklardan elde edildi. Veriler göre ürettiğimiz enerji ani talepleri ve yıllık tüketimi karşılayacak düzeyde. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İzmir Şubesi Başkanı Gülhan Gürler’e göre ise enerji üretiminin tüketimden fazla olması planlama eksikliğini işaret ediyor. Gürler, "Üretim kapasitesinin fazlalığı, planlamadaki eksiklikten kaynaklanıyor. Kamusal planlama zayıfladığı için özel sektörün kısa vadeli kararları sektörde verimsizlik yaratıyor" dedi.
Enerji üretiminin büyük bölümü ithal kömür ve linyite dayalı. Bu durum hem çevresel hem de ekonomik açıdan büyük bir yük oluşturuyor. Gürler, "Geçmişte verilen alım garantileri nedeniyle özel sektör ithal kömür ve doğalgaza yöneldi. Ancak bu santrallar artık pahalı hale geldi ve sistemde yüke dönüştü" diye ekledi.
YENİLENEBİLİR ENERJİYE GEÇİŞ KAÇINILMAZ
Bu yükten kurtulmanın formüllerinden biri de yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı olarak öne çıkıyor. Avrupa Birliği’nin sınırda karbon düzenlemesine uyum sağlamak için Türkiye’nin düşük karbonlu enerji sistemlerine geçişini hızlandırması gerekiyor.
Türkiye 2024 yılında bu alanda yatırımlarını hızlandırdı. Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) verilerine göre, ülkenin toplam elektrik kurulu gücü 23 Şubat itibarıyla 116 bin 605 MW'a yükselirken, bunun yaklaşık 70 bin MW'ı yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlandı. Böylece Türkiye’nin elektrik üretim kapasitesinde yenilenebilir enerjinin payı yüzde 60’a ulaştı. Ancak mevcut üretimin talebi fazlasıyla karşılaması, yeni yatırımların ne kadar gerekli olduğunu sorgulatıyor.
Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Gülhan Gürler
Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Gülhan Gürler, yenilenebilir enerjiye geçişin artık bir zorunluluk olduğuna işaret etti:
"Güneş ve rüzgâr enerjisi, tüketim noktalarına yakın üretim sağlayarak şebeke maliyetlerini düşürüyor. Fosil yakıtların çevresel etkileri ve dışa bağımlılığı düşünüldüğünde, yenilenebilir enerjiye geçiş yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir zorunluluk”
Öte yandan, fazla üretilen enerjinin depolanması için altyapı eksikliği de önemli bir sorun. Gürler, Türkiye’de enerji depolama teknolojilerinin gelişmekte olduğunu ancak lisansların daha çok spekülatif yatırımcılara verildiğini söyleyerek, "Gerçek yatırımcıların desteklenmesi ve kamu eliyle uzun vadeli planlamaların yapılması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
KAMU PLANLAMASI ŞART
Enerji maliyetlerinin yükselmesi, verimlilik konusunu da gündeme getiriyor. Gürler, Türkiye’nin gelişmiş ülkelere kıyasla daha fazla enerji tüketerek düşük katma değerli üretim yaptığını belirterek, "Enerji yoğun sektörlere yönelik teşvikler yerine, verimli makineler ve teknolojilere yatırım yapılmalı. Kamunun alım ve fiyat garantileri yerine doğrudan yatırımlara yönelmesi, arz tarafında ise dikey entegre bir kamu tekeli kurulmalıdır” dedi.
Türkiye’nin enerji politikalarında uzun vadeli planlamaya ihtiyacı olduğu görülüyor. Yenilenebilir enerji yatırımlarının desteklenmesi, fosil yakıtların payının azaltılması ve enerji verimliliğinin artırılması, enerji bağımsızlığı açısından kritik öneme sahip. Ancak, sektörün yalnızca özel sektör eliyle değil, kamunun da dahil olduğu kapsamlı bir planlama ile yönetilmesi gerektiği vurgulanıyor.