GÜLÇİN SEZEN KARAEGEMEN SOYLU/Gezegenimizin kaynaklarını verimli kullanmaya çalışmak sürdürülebilir bir hayatın kapılarını aralarken, ‘yeşil ev ve sürdürülebilirlik’ kavramları günümüz emlak piyasasında giderek daha fazla önem kazanıyor. Binaların yeşil olarak tanımlanabilmesi için sürdürülebilir arazi planlanması, su ve enerji, ekolojik malzeme kullanımı, iç ortam hava kalitesi, kullanıcı sağlığı ve konforu, ulaşım atıkların kontrolü, akustik ve kirlilik gibi alanlarda belli standartları karşılaması gerekiyor. Bu konular altında kaynakların verimli kullanılması, binaların tasarım ve inşaat sürecinde çevreye olan negatif etkilerinin azaltılması amaçlanıyor.
ÖNEMLİ BİR YATIRIM ARACI
Yeşil evler, yalnızca çevre dostu olmakla kalmıyor, aynı zamanda finansal avantajlar, sağlık ve konfor artışı ve toplumsal sorumluluk açısından da önemli faydalar sunuyor. Gelecekte, sürdürülebilirlik odaklı bir gayrimenkul piyasasının daha da gelişmesi bekleniyor. Bu nedenle, yeşil evler önemli bir yatırım aracı haline geliyor. Yeşil bina sertifikasyon sistemleri, bu alandaki standartları belirleyerek, binaların çevresel performansını ölçmeye yardımcı oluyor.
Onurcan Çakır
İstanbul’da doğup büyüyen ve şehrin gürültüsünden kaçan Onurcan Çakır, İzmir'in Barbaros Köyü'nde kendisi için tasarlayıp inşa ettirdiği Barbaros Evi’nde, doğanın içinde özenle tasarlanmış bir yaşam alanı oluşturmuş. Onurcan Çakır ile sürdürülebilir mimari ve yeşil evler konularıyla ilgili keyifli bir sohbet gerçekleştirirken, İstanbul’dan Urla’ya uzanan hikayesini kendisinden dinledik:
“Doğup büyüdüğüm şehir olan İstanbul’u 2012 yılında terk edip İzmir’de Urla’nın Barbaros köyüne yerleştim. Mimari tasarım ve uygulamasını gerçekleştirdiğim Barbaros Evi’ni 2015 yılında tamamladım ve burada yaşamaya devam ediyorum. İstanbul’dan göç etme sebeplerimin başında şehrin gürültüsü ve karmaşası geliyordu. Burada bir kasabaya veya şehir merkezine yerleşmeyip köyde yaşamamın sebebi, burada görece daha sakin ve sessiz bir hayat olması. Burada doğa ile iç içe yaşama şansım var. Mimarlık projelerim dışında, bir yandan akademide yarı zamanlı olarak çeşitli üniversitelerde ders veriyorum. Doğal taş ve mimari akustik uzmanlık alanım.
KENDİ KENDİNE YETEN BİNALAR
Sürdürülebilir mimari neyi amaçlar ve neleri kapsar?
Sürdürülebilirlik, mimaride oldukça uzun zamandır sözü edilen bir kavram. İşin özünde yapının yapım ve kullanım süreçlerinde tüketimi en aza indirmek ve yapının kendi kendine yetebilmesini sağlamak var. Sürdürülebilirlik dendiğinde mimarlıkla ilişkili birçok alan da işe dahil oluyor. Malzeme seçimi, geri dönüşüm, yapı fiziği, enerji verimliliği, yapım yönetimi gibi alanlardaki kriterler, bir yapının ne kadar sürdürülebilir olduğunu değerlendirmede birer ölçüt oluyor.
Sürdürülebilir mimari neden önemlidir?
Dünyadaki enerji kaynakları sınırlı. Biz her ne kadar sınırsızmış gibi harcasak da sınırlı olduğu bir gerçek. Bu kaynakların verimli kullanımını sağlayamazsak, eninde sonunda bitecek ve şu anki konforlu düzeni sürdürmek mümkün olmayacak. Enerjinin harcanmasında tek sorumlu binalar olmasa da, büyük rollerden biri de yapıların. Bunu kontrol altına almak için sürdürülebilirlik kavramı altında yapıların enerji verimliliği düzenlenmeye çalışılıyor. Tabii tek kriter enerji verimliliği değil. Tüm bu bina yaşam döngüsü boyunca yapının etrafına en az olumsuz etkiyi vereceği şekilde bir tasarım, sürdürülebilir olarak adlandırılıyor. Bir yandan da bina kullanıcılarının kendilerini konforlu hissetmeye devam etmeleri gerek.
Sürdürülebilir tasarımlarda hangi malzemeler kullanılır?
Yapıların sürdürülebilirliğini etkileyen bir tasarım parametresi de malzeme. Malzeme seçiminde çeşitli kriterler olabilir. Dayanıklı olmaları ve uzun süre bakım istemeyecek olmaları, işletme maliyetlerini azaltarak toplam maliyetin düşmesinde etkili olacaktır. Aynı zamanda malzemenin şantiyeye yakın bir yerden temin edilmesi, malzemenin taşınması sırasında çevreye verilecek zararların da önüne geçecektir; bu yüzden yerel üreticilerle çalışmak bir avantajdır. Görsel anlamda da, güzel eskiyen taş veya ahşap gibi doğal malzemeler seçmek, petrol esaslı malzemelere göre bir tercih sebebi olabilir. Hem yapının kullanım ömrü boyunca eskidikçe güzelleşirler, hem de yapı ömrünü tamamladığında doğaya geri karışabilir ve atık niteliği taşımazlar.
İHTİYAÇ KADAR İNŞA ET
Barbaros Evi sürdürülebilir mimari açısından ne gibi özelliklere sahip?
Tasarladığım yapılarda sürdürülebilirlik kavramından çok; ihtiyaç kadar inşa etme, doğa ile ilişki kurma, yerel ve güzel eskiyen malzemeler kullanma, insan ölçeğinde tasarım, yalın bir mimari dil, kullanıcının ihtiyaçlarına cevap verme gibi fikirler üzerinden ilerlemeye gayret ediyorum. Bu yüzden, Barbaros Evi’nin sürdürülebilir olmak gibi bir iddiası olmamakla beraber, tasarım aşamasında bu bağlamda alınan kararlardan bahsedebilirim. Örneğin, köyde kışın hâkim rüzgâr olan ve kuzeydoğudan esen poyrazın soğuk etkilerine karşı, kuzey cephesinde hiç açıklık olmayacak ve doğu cephesinde ince bant pencereler olacak şekilde bir tasarım oluşturuldu. Duvarlar, köyün yerel taşı ile köyde yaşayan ustalar tarafından inşa edildi. Aynı zamanda duvarların katmanlaşmasında arada kullanılan yalıtım malzemesi ile ısı geçişi azaltılmış oldu. Brüt beton olarak cepheden de okunabilen oda, ses açısından yalıtımlı bir hacim ve yapı elemanlarının katmanlaşmaları buna göre belirlendi. Son olarak, bu evin resmi olarak sahip olduğu imar hakkından çok daha küçük bir toplam alana sahip olduğunu, ihtiyaç olan kadar inşa edildiğinden bahsedebilirim. Evin brüt alanı 83 metrekare.
Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği (ÇEDBİK) Başkanı Mehmet Sami Kılıç
BÜTÇE DOSTU
Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği (ÇEDBİK) Başkanı Mehmet Sami Kılıç, yeşil binaların; enerji, su, iç hava kalitesi, atık yönetimi açısından bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğine vurgu yaparak, sürdürülebilir kriterlerle tasarlanmış binaların yeşil bina olarak kabul edildiğini söyledi.
Yeşil binaların finansal anlamda giderek değer kazandığını vurgulayan Kılıç, “Yaklaşık bir 10 sene sonra herkes yeşil binayı tercih edecek. Böyle olunca yeşil bina olmayan projelerin ise değeri düşmüş olacak. Avrupa Birliği’nin 2019 yılında duyurduğu ve eylem planı olarak nitelendirilen Avrupa Yeşil Mutabakatı sonrası yeşil binaların önemi arttı. Eskiden olsa da olur deniyordu ama artık hayatımıza anayasa gibi girdi. Öte yandan inşaat sektörüne gelen düzenlemelerle birlikte yeşil bina faaliyetleriyle normal bina faaliyetleri arasında ciddi bir fark kalmadı. Enerji ve su verimliliği açısından uzun vadede yeşil binalar bütçe dostu” dedi.
ENGELLER
Mimar Doç. Dr. Onurcan Çakır’a göre sürdürülebilir mimarinin önündeki en büyük engel, binanın kendisi. Çakır, bir yapı inşa edildiğinde, harcanacak enerjinin makul olup olmadığının öncelikli olduğunu söylüyor. Mimar Çakır, “Bu yüzden, yapısal anlamda en sürdürülebilir olan, inşa etmemek veya mümkün olan en az miktarda inşa etmektir. Yapıların dışında; üretim anlamında endüstriyel iş kolları tamamen enerjiye bağımlı, aynı zamanda ulaşım da öyle. Bu dengeyi sağlamak, bireysel olarak mimarların birer yapıları ile halledebilecekleri bir iş olmaktan çok, üst yönetimlerin planlamaları ile doğru şekilde yönlendirebilecekleri bir konu bence.”