Tıp dünyasında çığır açan teknolojik gelişmeler, insan bedeninin biyolojik saatini çözme konusunda yepyeni ufuklar açmaya devam ediyor. Güney Kore'de faaliyet gösteren Seul Ulusal Üniversitesi araştırmacıları tarafından yürütülen kapsamlı bir çalışma, gözün en derin noktalarında saklı kalan sağlık sırlarını ortaya çıkardı. Geliştirilen yapay zeka destekli göz taraması teknolojisi sayesinde, kişilerin sadece takvim yaşı değil, hücresel düzeydeki biyolojik yaşlanma hızı ve vücutta henüz klinik semptom göstermemiş karmaşık sağlık riskleri yüksek bir hassasiyetle saptanabiliyor. Gözün arka kısmında yer alan karmaşık damar ve sinir ağını inceleyen algoritmalar, tıp dünyasında erken teşhis süreçlerini kökten değiştirecek pratik bir biyolojik gösterge olarak değerlendiriliyor.

Retina tabakasından hücresel yaş hesabı

Güney Koreli bilim insanlarının imza attığı uluslararası araştırmada, yapay zeka modellerinin eğitilmesi için devasa bir veri kümesinden yararlanıldı. Yaklaşık 30 bin farklı retina taraması görseliyle eğitilen derin öğrenme algoritmaları, gözün arka tarafındaki kılcal damar yoğunluğunu, doku esnekliğini ve sinir lifi tabakalarını mikroskobik ölçekte analiz etmeyi öğrendi. Geliştirilen bu yenilikçi retina tarama yöntemi, daha sonra 15 bin kadar bağımsız ve farklı göz taraması üzerinde sınandı.

Kıyamet değil magma hareketi: Jeolojide tarihi keşif!
Kıyamet değil magma hareketi: Jeolojide tarihi keşif!
İçeriği Görüntüle

Test sonuçları, yapay zeka modelinin bireylerin gerçek kronolojik yaşını sadece 2,5 ila 2,7 yıllık küçük bir hata payıyla doğru tahmin edebildiğini kanıtladı. İnsan gözünün taranmasıyla elde edilen bu veriler, geleneksel kan veya doku testlerine kıyasla çok daha hızlı, maliyetsiz ve invaziv olmayan bir yaş analizi imkanı sunuyor.

Yaşam tarzının göz dokusundaki yıkıcı izleri

Çalışmada elde edilen en çarpıcı bulgulardan birini ise biyolojik yaş ile takvim yaşı arasındaki sapmayı gösteren Retina Yaş Farkı metriği oluşturdu. Bilim insanları, bireylerin kronolojik yaşı ile göz dokusunun sergilediği yaş arasındaki makasın, doğrudan kişisel yaşam tarzı ve bünyede seyreden kronik hastalıklar ile ilintili olduğunu belirledi. Ortaya konulan istatistiksel veriler, metabolik rahatsızlıkların ve zararlı alışkanlıkların hücresel yaşlanmayı ne kadar hızlandırdığını gözler önüne serdi.

Yapılan incelemelere göre, diyabet hastaları için retina dokusunun takvim yaşından ortalama 2,52 yıl daha yaşlı olduğu tespit edildi. Şeker hastalığının kılcal damarlar üzerinde yarattığı tahribatın gözün arka kısmında bariz bir yaşlanma izi bıraktığı kaydedildi. Benzer şekilde uzun süreli sigara kullanımı da retinaya yaklaşık yarım yıllık fazladan bir biyolojik yaş yüklerken, halk arasında görme kaybına yol açan sarı nokta hastalığı vakalarında ise bu değerin 0,6 yıl kadar arttığı saptandı. Bu veriler, kötü beslenme, tütün kullanımı ve metabolik bozuklukların insan bedeninde yarattığı biyolojik yıkımın doğrudan göz haritasına yansıdığını açıkça kanıtlıyor.

Kalp ve beyin sağlığı için erken uyarı penceresi

Retina dokusu, sahip olduğu yoğun kılcal damar ağı ve doğrudan merkezi sinir sistemine bağlı yapısı nedeniyle insan bedeninde oldukça benzersiz bir konuma sahip. İnsan vücudunda damar ve sinir yapısının dışarıdan müdahalesiz, doğrudan gözlemlenebildiği tek alan olan retina; beyin ve kalp-damar sistemi ile doğrudan bir bağ taşıyor. Araştırmayı yürüten uzmanlar, göz dibinde meydana gelen en ufak bir damar sertleşmesi, daralma veya doku hasarının aslında beyin ile kalpte başlayan derin deformasyonların ilk işareti olduğuna dikkat çekiyor.

Bu durum, yeni nesil tarama teknolojilerinin yakın gelecekte rutin bir göz muayenesi esnasında standart bir prosedür haline gelebileceğini gösteriyor. Göz doktorlarının sadece kırma kusurlarını veya miyop, hipermetrop gibi bozuklukları teşhis etmekle kalmayıp; aynı zamanda hastanın kardiyovasküler risk haritasını da çıkarabileceği belirtiliyor. Vücutta henüz hiçbir klinik belirti vermemiş olan sistemik iç hastalıkları ve kardiyovasküler riskler, bu sayede aylar hatta yıllar öncesinden saptanarak koruyucu tıp uygulamalarıyla kontrol altına alınabilecek. Göz, insan bedeninin hem beynine hem kalbine açılan erken bir sağlık penceresi olarak tıp tarihindeki yerini alıyor.

Kaynak: DHA