SEMİ TEKTAŞ/İzmir Barosu Olağan Genel Kurulu’nda seçim süreci devam ederken, Baro Başkanı Sefa Yılmaz ve Divan Başkanı Çetin Turan açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Genel kurula baro başkan adayları ve çok sayıda avukat katıldı. Konuşmalarda yargı bağımsızlığı, hukuk devleti ilkesi, savunma hakkı ve avukatların yaşadığı sorunlar gündeme geldi.
Turan: Anayasanın temel ilkeleri etkisiz hale getirildi.


Genel kurulun açılışında söz alan Divan Başkanı Çetin Turan, İzmir Barosu genel kurullarının Türkiye’deki diğer barolara örnek olduğunu belirterek ülkedeki hukuk sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Turan, kuvvetler ayrılığı ilkesinin fiilen ortadan kalktığını ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığını savundu. Gazetecilerin tutuklandığını, televizyon kanallarına kayyum atandığını ve tarafsız yayıncılığın engellendiğini söyleyen Turan, avukatların da mesleklerini özgürce yerine getiremediğini ifade etti.


Ülkenin ve avukatlık mesleğinin geleceğinin parlamenter demokrasiden geçtiğini belirten Turan, “Bugün yaşanan tüm sorunların geçici olduğunu, bu karanlığın er geç dağılacağına inanıyoruz. Gelecekten umudumuzu kesmiş değiliz” diye konuştu.


Yılmaz: Savunma mesleğinin olmadığı yerde adalete erişimden söz edemeyiz


Divan Başkanı Turan’ın ardından konuşan İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz, İzmir Barosu’nun tarihsel geçmişine ve hukuk mücadelesine dikkat çekti. Baroların yalnızca avukatların mesleki sorunlarıyla değil, ülkenin genel sorunlarıyla da ilgilenmesi gerektiğini belirten Yılmaz, demokrasinin ve bağımsız yargının önemini vurguladı.
Yılmaz, “Her zaman demokrasiden yana bir tavır sergilemiştir. Bu sadece hukuk siyaseti anlamında söylemiyorum. Avukatların sorunlarını bu ülkenin sorunlarından ayrı düşünmeyen, bunu her dönem dillendiren, bunların çözümlerinin demokrasi olduğunu, bağımsız yargı olduğunu ve savunma mesleğinin tüm bunların içinde yer alması gereken en önemli argüman olduğunu her fırsatta söylemiştir. Çünkü savunma mesleğinin olmadığı yerde adalete erişimden bahsedemezsiniz” dedi.


İzmir Barosu’nun 118 yıllık geçmişine işaret eden Yılmaz, son iki dönemde baro başkanlığı görevini yürütmenin kendisi için onur olduğunu ifade etti.


‘Birbirimizi kırmamalıyız’


Genel kurulda başkan adaylarına da seslenen Yılmaz, seçim sürecinde eleştirilerin yapılabileceğini ancak meslektaşlar arasındaki dayanışmanın korunması gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin gözünün İzmir Barosu’nun üzerinde olduğunu belirten Yılmaz, “O yüzden bu genel kurulda söyleyeceğiniz kelimeler, yarın adliyede karşılaştığımızda birbirimizin yüzüne bakamayacak sözler olmamalı. Birbirimizi kırmamalıyız. En ağır eleştirileri burada yapabiliriz. Her meslektaşımız burada her düşüncesini ifade etme hakkına sahiptir” ifadelerini kullandı. Genel kurulda yapılacak eleştirilerin yeni seçilecek yönetimin yol haritasını oluşturacağını belirten Yılmaz, sürecin karşılıklı saygı çerçevesinde yürütülmesini istedi.


Türkiye’nin zor bir dönemden geçtiğini söyleyen Yılmaz, özellikle 2010 ve 2017 yıllarında yapılan anayasa değişikliklerinin ardından yaşanan sürece ilişkin eleştirilerde bulundu. Tek adam rejimine geçişle birlikte adaletsizliklerin sıradanlaştırıldığını savunan Yılmaz, ifade özgürlüğü ve tutuklamalar üzerinden değerlendirmeler yaptı.
Yılmaz, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Çok zor bir dönemden geçiyoruz. Bu zor dönemin taşları neredeyse 20 yıl önce atıldı. Ama özellikle 2010 ve 2017 anayasa değişiklikleri bu taşları neredeyse üzerinden bizlerin yürümeyeceği hale getirdi. Tek adam rejimine geçtikten sonra yaşanan adaletsizliklerin ne yazık ki sıradan olaylar olduğu şeklinde bir yaşam biçimini hayata geçirmeye başladılar. O kadar zor koşullarda yaşıyoruz ki artık neredeyse nefes almak bile zor. Bu ülke artık dört yanı demir parmaklıklarla çevrilmiş bir cezaevi.”

İzmir'de pastırma sıcakları geliyor: Tarih belli oldu!
İzmir'de pastırma sıcakları geliyor: Tarih belli oldu!
İçeriği Görüntüle


Bir söz ya da sosyal medya paylaşımı nedeniyle kişilerin gözaltına alınabildiğini ve tutuklanabildiğini belirten Yılmaz, iddianamelerin hazırlanmasının uzun sürmesini de eleştirdi. Yılmaz, “Sizin gibi yaşamayan herkes düşman ceza hukukuyla yargılanır hale geldi. Bundan en çok etkilenen de avukatlar oldu. Her yönden şiddet görüyoruz. Ancak bunun yanında da hukuksal olarak şiddet görüyoruz. Bugün sadece savunma yaptığı için cezaevinde olan avukatlar var” diye konuştu.

“Baroların çok önemli görevleri var’

İzmir Barosu’nun ülke ve meslek sorunlarına ilişkin söz söylemeye devam edeceğini belirten Yılmaz, baroların insan haklarını savunma sorumluluğuna dikkat çekti. Baroların yalnızca avukatların sorunları konusunda değil, yurttaşların hakları ve ülkenin genel durumu hakkında da söz söylemesi gerektiğini ifade eden Yılmaz, bu sorumluluğun yerine getirilmesinin zaman zaman suçlamalarla karşılık bulduğunu savundu. Yılmaz, baroların görevlerine işaret ederek, “95’inci madde insan haklarını savunacaksınız diyor. Bunları söylediğiniz zaman suçlu oluyorsunuz. Düşman ceza hukukuyla karşı karşıya kalıyorsunuz” ifadelerini kullandı.


Cezaevindeki isimlere selam gönderdi

Konuşmasında Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen cezaevinde tutulduğunu belirttiği isimleri de anan Yılmaz; milletvekili Can Atalay’a, Soma’da yaşamını yitiren 301 madencinin ailelerinin avukatlığını yapan Selçuk Kozağaçlı’ya, avukatlık faaliyetleri nedeniyle tutuklandığını belirttiği Mehmet Pehlivan’a, Selahattin Demirtaş’a, Osman Kavala’ya ve cezaevinde bulunan diğer yurttaşlara selam gönderdi. Yılmaz, konuşmasının son bölümünde İzmir Barosu’nun geleceğine ve birlikte çalışma anlayışına ilişkin mesajlar verdi. Baro yönetimlerinin eksiksiz olamayacağını belirten Yılmaz, eksiklerin giderilmesinin ortak sorumluluk olduğunu söyledi.

“İyi ki İzmir Barosu var. İyi ki avukatlar var. İyi ki bu güzel insanlar, meslektaşlarım var. Biz geleceğe taşıyacağımız özgürlük idealimizden hiçbir zaman vazgeçmedik, asla vazgeçmeyeceğiz” diyen Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Her şeyi çok iyi yaptık mı? Hayır. Her şeyi dört dörtlük yaptık mı? Hayır. Eksiklerimiz, yanlışlarımız elbette olacaktır. Ama ben biliyorum ki gelecek yönetimler bu eksiklikleri tamamlayacaktır. Bu yanlışlıkları düzeltecektir. Kimse de yönetimsel anlamında dört dörtlük değildir. Yanlışların olmaması olanaksız. Ancak bunları düzeltmek hepimizin görevi. Birlikte hareket edeceğiz çünkü biz her zaman şuna inandık, birlikte yönetmenin yolu birlikte üretmekten geçer. Kolektif çalışmanın özünde de birlikte üretmek vardır.”

Kaynak: Semi Tektaş