SEMİ TEKTAŞ/İzmir Barosu’nda gerçekleştirilen başkanlık seçimlerinin ardından yönetim değişikliği mazbata töreniyle yeni bir aşamaya taşınıyor. Baroda uzun süredir yönetimde bulunan Çağdaş Avukatlar Grubu dönemi sona ererken, seçimleri kazanan Cumhuriyetçi avukatlar yeni dönemin yönetimini üstleniyor.
İzmir Barosu’nun yeni yönetiminin mazbatasını almasıyla birlikte seçim sürecinin ardından devir teslim sürecinin de tamamlandı. Mazbata törenin de 4 yıldır bu görevi yürüten Başkan
Sefa Yılmaz, görevini Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu adayı Serhat Sökmen’e devretti.
İzmir Barosu’nda yönetim değişti
İzmir Barosu seçimlerinde yaşanan değişimle birlikte baronun yönetiminde yeni bir dönem başlıyor. Seçim sonuçlarının ardından Cumhuriyetçi avukatların elde ettiği başarı, barodaki yönetim anlayışının da değişeceğine işaret ediyor.
Mazbata töreniyle birlikte yeni yönetimin görev süreci resmiyet kazanırken, gözler önümüzdeki dönemde baronun hukuk, adalet, savunma hakkı ve mesleki sorunlar konularında izleyeceği politikaya çevriliyor.
Sökmen: İnancın simgesidir
Sökmen, “Bugün burada, meslektaşlarımızın özgür ve hür iradesiyle tecelli eden büyük bir güvenin, onurlu bir görevin ilk adımını atıyoruz. Aldığımız bu mazbata; oy veren vermeyen, fikri, inancı ve dünya görüşü ne olursa olsun tüm İzmir Barosu üyesi meslektaşlarımızın ortak iradesinin ve baromuza olan sarsılmaz inancının simgesidir.
Seçim akşamı sandıklar açılıp sonuçlar kesinleştiğinde, meslektaşlarımızla coşkumuzu ve mutluluğumuzu zeybek oynayarak paylaştık. O zeybek; hiçbir kesimi ötekileştirmeyen, bu toprakların köklü kültürüne, ortak neşesine ve asil duruşuna sahip çıkan samimi bir kucaklaşmaydı.
Ancak ne yazık ki, zaman zaman baromuzu siyasi polemiklerin içine çekmek, bizi dar kalıplara ve sığ ideolojik etiketlere hapsetmek isteyen sesler duyuyoruz. Şunun çok net bilinmesini isterim ki: İzmir Barosu hiçbir siyasi partinin arka bahçesi olmadığı gibi, kimsenin hedef tahtası veya polemik malzemesi de değildir.
Bizim yönetim anlayışımız; ayrıştıran değil birleştiren, ötekileştiren değil kucaklayan bir anlayıştır. Dili, ırkı, inancı, siyasi düşüncesi ne olursa olsun, baromuzun kapısı da gönlü de her bir meslektaşımıza sonuna kadar açıktır. Bizler baromuzu fildişi kulelerden değil, meslektaşlarımızla adliye koridorlarında omuz omuza, katılımcı bir anlayışla ve ortak akılla yöneteceğiz.
Dışarıda hangi siyasi tartışma yaratılmaya çalışılırsa çalışılsın; bizim pusulamız ve tek gündemimiz bellidir. Bizim ana önceliğimiz, tek odağımız; mesleğimiz ve meslektaşlarımızın yaşadığı derin sorunlardır. Genç meslektaşlarımızın karşılaştığı ekonomik ve mesleki zorluklar, adliyelerde ve bürokraside savunmanın önüne çıkarılan engeller ve avukatlık mesleğinin itibarını koruma mücadelesi bizim asıl sorumluluğumuzdur. Siyasi polemiklerle vakit kaybetmeyecek, tüm enerjimizi meslek onurunu yükseltmeye ve meslektaşlarımızın haklarını savunmaya harcayacağız.
Cumhuriyetimizin değerlerinden, Atatürk ilke ve devrimlerinden, evrensel hukuk kurallarından ve insan haklarından milim sapmadan; savunmanın bağımsızlığını kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz Hiçbir haksız algı operasyonu, bizim bu kapsayıcı, eşitlikçi ve meslek odaklı duruşumuzu gölgeleyemez İzmir Barosu, her bir avukatın sığınacağı güvenli bir liman, hakkını arayacağı güçlü bir çatı olmaya
Devam edecektir. Güveniniz ve desteğiniz için hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Yolumuz açık, birliğimiz daim olsun!” değerlendirmesinde bulundu.
Yılmaz: İzmir Barosu mücadeleyi savundu
Yılmaz, “Pazar günü seçim gerçekleştirildi. Ben 2022 ve 2024 yıllarımda görevlendirilen baro başkanı olarak her genel kurumdaki konuşmamın başında dedim ki, evet hepimiz avukatız. Bu genel kurullarda her şeyin tartışılması gerekir ama birbirimizi kırmadan, kötücül dil kullanmadan” yemi bir genel kurul tamamladık ve bu söylemleri büyük ölçüde tamamladık ben o gün orada konuşan tüm arkadaşlarımı tebrik ediyorum. İzmir bürosunun tarihi bir asırdan fazla. Bu tarihin cumhuriyet dönemine denk gelen süreçlerinde baronun tavrı her zaman hukukun üstünlüğünden yana oldu. Bugün, İzmir bürosunun toplumsal olaylara karşı reflekslerinin devam edeceğine olan inancıyla bu görevi sökmeye devretmek üzere buradayım. Hep söyledik, İzmir Barosu ülke hukuk tarihinin olduğu kadar tüm yönleriyle, sosyal siyaset, ekonomik her alanda sözünü söyleyen ve bunu görev olarak gören bir anlayışı savundu. İzmir Barosu kadını, doğayı, çocuğu, sokakta yaşayan hayvanları savundu. Mücadele alanları sadece adliyeye sınırlı olmamalı. İzmir bürosunun yönetimleri ger zaman cumhuriyet değerlerini savundu. Bağımsız yargıyı savundu. Tüm yönetimler bu anlayışları hayata geçirmek için özveriyle çalıştı. Biliyoruz ki yeni başkanımız yeni yönetimimiz de bu anlayışı sürdüreceklerdir” diyerek görevini Serhat Sökmen’e devretti




