İzmir Barosu, gazeteciler Murat Ağırel ve İsmail Arı'nın tutuklanmasına ilişkin yazılı açıklama yaparak basın özgürlüğüne yönelik yargısal baskılara son verilmesi çağrısında bulundu. 21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü kapsamında basın özgürlüğü tartışmaları yeniden gündeme gelirken Baro, gazetecilerin kamu yararını ilgilendiren konuları araştırmasının ve kamu gücünü kullananları sorgulamasının demokratik toplumun temel güvencelerinden olduğunu belirtti. İzmir Barosu tarafından 21 Ekim'de yayımlanan açıklamada, gazetecilerin tutuklanmasının yalnızca meslek mensuplarını değil, toplumun haber alma hakkını da ilgilendirdiği vurgulandı.
“Basın özgürlüğüne yönelik ağır ihlal”
İzmir Barosu, Murat Ağırel ve İsmail Arı'nın tutuklanmasını hukuki açıdan eleştirdi. Açıklamada, iki gazetecinin tutuklanmasının ifade ve basın özgürlüğünün yanı sıra kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik açık ve ağır bir ihlal niteliğinde olduğu savunuldu. Baro, gazetecilerin mesleki faaliyetlerini özgürce sürdürebilmelerinin demokratik toplum düzeni açısından vazgeçilmez olduğunu belirtti.
“Halkın haber alma hakkı tehdit altında”
Gazetecilerin kamu yararı taşıyan konuları araştırmasının önemine dikkat çekilen açıklamada, yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının gündeme taşınmasının gazeteciliğin temel işlevlerinden biri olduğu ifade edildi. Kamu gücünü kullanan kişilerin gazeteciler tarafından sorgulanmasının ve eleştirilmesinin demokratik denetimin önemli unsurlarından olduğu vurgulandı. Baro, gazetecilik faaliyetlerinin ceza soruşturmaları yoluyla baskı altına alınmasının basının özgürce çalışmasını zorlaştıracağını ve toplumun bilgi edinme hakkını olumsuz etkileyeceğini belirtti.
Tutuklama istisnai tedbir olmalı
İzmir Barosu, açıklamasında tutuklama kararlarının hangi hukuki koşullarda uygulanabileceğine de dikkat çekti. Tutuklamanın ancak somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesinin ve kanunda belirtilen tutuklama nedenlerinin bulunması halinde başvurulabilecek istisnai bir koruma tedbiri olduğu hatırlatıldı. Ceza yargılaması süreçlerinde kişi özgürlüğünün esas alınması gerektiğine işaret eden Baro, tutuklama tedbirinin cezalandırma yöntemine dönüşmemesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada, eleştirel görüşlerin susturulması veya basın üzerinde korku ortamı oluşturulması amacıyla ceza yargılaması araçlarının kullanılamayacağı ifade edildi.
Anayasa ve AİHS vurgusu
İzmir Barosu, gazetecilerin temel hak ve özgürlüklerinin Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında güvence altında bulunduğunu hatırlattı. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 26'ncı maddesi düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü, 28'inci maddesi ise basın özgürlüğünü düzenliyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10'uncu maddesi de ifade özgürlüğünü güvence altına alıyor. Baronun açıklamasında, bu hakların korunmasının ve gazetecilere yönelik yargısal işlemlerde temel hukuki güvencelerin gözetilmesinin yargının öncelikli sorumlulukları arasında bulunduğu belirtildi.
Murat Ağırel de tutuklanmıştı
Cumhuriyet gazetesi yazarı Murat Ağırel, Sarıgül ailesine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 19 Ekim'de tutuklandı. Ağırel hakkında suç örgütüne yardım ettiği iddiasıyla işlem yapılırken gazeteci, kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti. Ağırel, soruşturmaya konu olan bilgi ve belgeleri haberleştirmediğini belirterek hakkındaki iddialara karşı çıktı. Gazeteci İsmail Arı'nın tutuklanması da basın meslek örgütleri ve hukuk kuruluşlarının tepkilerine neden oldu. İki gazetecinin tutukluluk durumları, ifade özgürlüğü ve tutuklama tedbirinin sınırları bakımından tartışılmaya devam ediyor.
“Gazeteciler derhal tahliye edilmeli”
İzmir Barosu, açıklamasının sonunda Murat Ağırel ve İsmail Arı'nın serbest bırakılması çağrısında bulundu. Baro, iki gazetecinin derhal tahliye edilmesi gerektiğini belirterek hukukun üstünlüğünü, ifade ve basın özgürlüğünü ve toplumun haber alma hakkını savunmayı sürdüreceğini duyurdu. İzmir Barosu'nun açıklaması, gazetecilere yönelik adli süreçlerin ve basın özgürlüğünün korunmasına ilişkin tartışmaların sürdüğü dönemde kamuoyuna yansıdı.
Açıklama şöyle:





