İzmir, 30 Ekim 2020 Cuma günü saat 14.51'de yaşadığı büyük felaketin altıncı yıl dönümüne hazırlanıyor. Ege Denizi'nde, Sisam Adası'nın kuzeyinde meydana gelen ve AFAD tarafından 6,6 büyüklüğünde açıklanan deprem, özellikle Bayraklı ve Bornova'da ağır yıkıma yol açtı. Türkiye'de 117 kişinin hayatını kaybettiği felaket, İzmir'in deprem gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi. Aradan geçen altı yıla rağmen kentin deprem tehlikesi ortadan kalkmış değil. İzmir'in hem karada hem denizde bulunan aktif fayları, olası büyük depremlere karşı hazırlık yapılmasını zorunlu kılıyor.

30 Ekim depremi neden oldu?

30 Ekim 2020'de meydana gelen deprem, Ege Bölgesi'ndeki tektonik hareketlerin sonucunda yaşandı. Afrika levhasının Anadolu ve Ege bölgesinin altına dalmasıyla ilişkili geniş ölçekli tektonik süreçler, Batı Anadolu'da yer kabuğunun gerilmesine ve çok sayıda normal fayın oluşmasına neden oluyor. Sisam Adası'nın kuzeyindeki fay sisteminde meydana gelen kırılma, İzmir kıyılarında güçlü biçimde hissedildi. Depremin merkez üssü İzmir kent merkezinden uzakta olmasına rağmen özellikle Bayraklı'da çok sayıda binanın yıkılması dikkat çekti. Bunun başlıca nedenleri arasında yerel zemin koşulları, sarsıntının bazı bölgelerde büyümesi ve yapıların deprem performansındaki yetersizlikler bulunuyordu. Alüvyon zeminlerin bulunduğu alanlarda deprem dalgalarının büyümesi, bazı binaların çok daha ağır hasar görmesine yol açtı.

Naci Görür'den İzmir'e 7 büyüklüğünde deprem uyarısı

Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, İzmir'in deprem tehlikesine ilişkin açıklamalarında kentin yalnızca binalarıyla değil, bütün altyapısıyla depreme hazırlanması gerektiğini vurguluyor. 15 Ekim 2026'da gündeme gelen değerlendirmelerinde Görür, İzmir'in kara kesiminde ve yarımadasında 15'e yakın aktif fay bulunduğuna dikkat çekti. Bu fayların özelliklerine bağlı olarak 7 ve üzeri büyüklükte depremlerin mümkün olabileceğini belirten Görür, özellikle zemin koşulları sorunlu bölgelerde ayrıntılı araştırmalar yapılması gerektiğini ifade etti. Görür'e göre deprem hazırlığı yalnızca eski binaların yenilenmesiyle sınırlı kalmamalı. İçme suyu ve kanalizasyon şebekeleri, yollar, köprüler, tüneller ve diğer kritik altyapı unsurları da olası büyük bir deprem karşısında işlevini sürdürebilecek duruma getirilmeli.

Şener Üşümezsoy Narlıdere'ye dikkat çekiyor

Deprem uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ise İzmir'e ilişkin değerlendirmelerinde özellikle Narlıdere çevresindeki fay sistemleri üzerinde duruyor. Üşümezsoy, 1688 yılında İzmir'de büyük yıkıma neden olan tarihsel depremle ilişkilendirilen fayların güncel durumunun ayrıntılı biçimde araştırılması gerektiğini savunuyor. Narlıdere sırtları çevresindeki fayların yeniden gerilim biriktirip biriktirmediğinin kesin olarak bilinmediğine dikkat çeken Üşümezsoy, bu bölgenin öncelikli olarak incelenmesi gereken alanlardan biri olduğunu belirtiyor. Üşümezsoy'un değerlendirmelerinde Batı Anadolu'daki Simav ve Sındırgı çevresindeki fay hareketliliği de önemli yer tutuyor. Ancak bu bölgelerdeki depremlerin İzmir'de mutlaka büyük bir depremi tetikleyeceğine ilişkin bilimsel bir kesinlik bulunmuyor.

İzmir'de hangi faylar tehlike oluşturuyor?

İzmir'in deprem tehlikesi tek bir fay hattından kaynaklanmıyor. Kentin çevresinde farklı uzunluklara, geometrilere ve deprem üretme potansiyellerine sahip çok sayıda aktif fay bulunuyor. İzmir Fayı, Tuzla Fayı, Seferihisar çevresindeki fay sistemleri ve Ege Denizi'ndeki aktif kırıklar, kentin deprem tehlikesi değerlendirmelerinde öne çıkıyor. Özellikle Konak, Balçova, Narlıdere ve Güzelbahçe çevresinde İzmir Fayı'nın; Gaziemir ve Menderes çevresinde ise Tuzla Fayı'nın oluşturabileceği sarsıntılar önem taşıyor. Ancak bir ilçenin fay hattına yakın olması, o ilçedeki bütün binaların aynı risk düzeyinde bulunduğu anlamına gelmiyor. Yerel zemin koşulları, binanın yaşı, taşıyıcı sistemi ve inşaat kalitesi de olası hasarın boyutunu belirliyor.

İzmir'de gönül köprüsü kuruluyor!
İzmir'de gönül köprüsü kuruluyor!
İçeriği Görüntüle

Bayraklı ve Bornova neden ağır hasar gördü?

30 Ekim depreminde en dikkat çekici tablo, merkez üssüne daha yakın bazı yerleşimlere kıyasla Bayraklı'daki belirli bölgelerde çok daha ağır bina hasarı oluşmasıydı. Bunun temel nedenlerinden biri, İzmir Körfezi çevresindeki alüvyon zeminlerin deprem dalgalarını büyütebilmesi ve sarsıntının süresini uzatabilmesiydi. Zemin özelliklerinin yanı sıra bazı binaların taşıyıcı sistemlerindeki yetersizlikler de yıkımda belirleyici rol oynadı. Bu nedenle İzmir'de deprem güvenliği açısından yalnızca fay hatlarının konumuna bakmak yeterli değil. Binaların zeminle birlikte değerlendirilmesi ve gerektiğinde performans analizlerinin yapılması gerekiyor.

İzmir'i yeni bir büyük deprem mi bekliyor?

Bilim insanlarının uyarıları, İzmir'de gelecekte güçlü depremler yaşanabileceğini ortaya koyuyor. Ancak bu durum, yakın günlerde veya aylarda mutlaka büyük bir deprem olacağı anlamına gelmiyor. Bugünkü bilimsel yöntemlerle depremlerin kesin tarihini, saatini ve büyüklüğünü önceden belirlemek mümkün değil. 30 Ekim 2020'deki deprem de İzmir çevresindeki bütün aktif fayların enerjisini boşaltmış değil. Çünkü söz konusu deprem, bölgedeki çok sayıdaki faydan yalnızca biri üzerinde meydana geldi. Dolayısıyla İzmir'de deprem tehlikesinin sona erdiğini söylemek bilimsel açıdan doğru değil.

Altı yıl sonra en büyük soru: İzmir hazır mı?

30 Ekim depreminin altıncı yıl dönümünde en önemli tartışma, yeni bir depremin ne zaman meydana geleceğinden çok, İzmir'in olası bir sarsıntıya ne kadar hazır olduğu üzerinde yoğunlaşıyor. Kentte yürütülen yapı envanteri, zemin araştırmaları, riskli yapı tespitleri ve afet hazırlıklarının tamamlanması büyük önem taşıyor. Özellikle eski yapı stokunun bulunduğu mahallelerde binaların güvenliğinin belirlenmesi, kritik altyapının güçlendirilmesi ve afet sonrasında ulaşım ile haberleşmenin sürdürülebilmesi öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. 30 Ekim 2020'de yaşanan felaketin üzerinden altı yıl geçti. Ancak İzmir için değişmeyen gerçek şu: Depremin ne zaman olacağı bilinmiyor, fakat kentin yeni depremlere hazırlanması için zaman kaybedilmemesi gerekiyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ