İzmir'de aylardır devam eden su sıkıntısının ardından başlayan sonbahar yağışları, barajların yeniden dolacağı yönündeki beklentileri artırdı. Ancak 28 Ekim 2026 tarihli doluluk verileri, kentin su kaynaklarında henüz güçlü bir toparlanma yaşanmadığını ortaya koydu. İzmir'in en önemli içme suyu kaynaklarından Tahtalı Barajı yüzde 41,65 dolulukta kalırken, Gördes Barajı'ndaki oran yüzde 30'un altında seyretti. Yağışların başlamasına rağmen su rezervlerinin neden hızla yükselmediği ise merak konusu oldu. Bunun yanıtı yalnızca yağan yağmur miktarında değil, toprağın nem durumunda, barajları besleyen derelerin debisinde ve günlük su tüketiminde gizli.
Yağmur yağıyor ama barajlar neden dolmuyor?
Barajların dolması için yağmurun yalnızca şehir merkezine düşmesi yeterli değil. Asıl belirleyici olan, yağışın barajı besleyen havzaya ne kadar düştüğü ve bu suyun ne kadarının akarsular aracılığıyla baraja ulaşabildiği. Uzun süren kurak dönemlerin ardından toprağın üst ve alt katmanlarında önemli bir nem açığı oluşabiliyor. İlk yağışların bir bölümü bu açığın giderilmesine harcanırken bir bölümü de bitki örtüsü tarafından tutuluyor veya yer altına sızıyor. Bu nedenle kent merkezinde kuvvetli yağmur görülmesine rağmen baraj seviyelerinde aynı gün belirgin bir yükseliş yaşanmayabiliyor. Özellikle uzun süre yağış almamış havzalarda toprağın yeniden nem kazanması, barajları besleyen yüzey akışının artmasından önce gerçekleşebiliyor. Ancak her yağışta suyun mutlaka toprağa emileceği söylenemez. Yağmurun şiddeti, toprağın geçirgenliği ve arazinin eğimi de önemli. Çok şiddetli yağışlarda kuru veya su geçirme kapasitesi düşük topraklarda bile yüzey akışı ve ani sel meydana gelebiliyor.
Toprak henüz suya doymamış olabilir mi?
İzmir'de son yağışlara rağmen baraj seviyelerinin düşük kalmasının olası nedenlerinden biri, havzalardaki toprak neminin henüz yeterince yükselmemesi. Yaz boyunca yüksek sıcaklıklar ve yağışsız geçen dönemler, toprağın su rezervlerini azaltıyor. Sonbaharın ilk yağışlarında suyun bir bölümü önce toprağın üst katmanlarını nemlendiriyor. Toprak yeterince nem kazandığında ve yağışlar devam ettiğinde, barajlara ulaşan yüzey akışı artabiliyor. Bununla birlikte yer altına sızan suyun bir bölümü de zaman içinde kaynaklar ve akarsular üzerinden havzaya katkı sağlayabiliyor. Dolayısıyla barajların toparlanması için tek günlük sağanaklardan çok, havzaya yayılan ve süreklilik gösteren yağışlar önem taşıyor. Bununla birlikte İzmir'deki baraj havzalarında toprağın henüz doygunluğa ulaşmadığını kesin olarak söylemek mümkün değil. Bunun belirlenmesi için güncel toprak nemi, yağış ve akarsu debisi ölçümlerine ihtiyaç bulunuyor.
Yağan yağmurun tamamı baraja ulaşmıyor
Barajlardaki su seviyesini etkileyen bir diğer unsur da yağışın coğrafi dağılımı. Örneğin İzmir kent merkezinde etkili olan bir sağanak, Tahtalı Barajı'nın su toplama havzasında aynı miktarda yağış gerçekleştiği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde Manisa'da bulunan ve İzmir'in su temin sisteminde kullanılan Gördes Barajı'nın dolması için kendi havzasına düşen yağışlar belirleyici oluyor. Yağışın bir bölümü buharlaşma, bitkilerin su kullanımı ve toprağa sızma yoluyla baraja ulaşmadan su döngüsüne katılıyor. Baraja gelen su miktarı artsa bile içme suyu temini ve diğer kullanımlar nedeniyle rezervdeki net artış sınırlı kalabiliyor. Bu nedenle barajlardaki değişimi doğru değerlendirmek için yalnızca yağış miktarına değil, günlük su giriş ve çıkışlarına da bakılması gerekiyor.
Uzmanından kritik uyarı: Yağmuru toprakta tutamıyoruz
İzmir'de yağışlara rağmen su kaynaklarında beklenen toparlanmanın neden gerçekleşmediği tartışılırken, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Hüsnü Kayıkçıoğlu'nun daha önce yaptığı açıklamalar yeniden önem kazandı. Kayıkçıoğlu, 24 Haziran 2026 tarihinde yaptığı değerlendirmede, kış aylarında etkili olan yağışların baraj doluluk oranlarını artırmasına rağmen yer altı su kaynaklarını yeterince besleyemediğine dikkat çekmişti. Yağışların bir bölümünün toprağa sızmadan yüzey akışına dönüşerek sel oluşturduğunu belirten Kayıkçıoğlu, su yönetiminin toprak yönetiminden ayrı düşünülemeyeceğini vurgulamıştı.
“Yağmuru toprakta tutamıyoruz”
Su yönetimindeki eksikliklere işaret eden Kayıkçıoğlu, tarım arazilerine düşen yağmurun yeterince tutulamadığını, suyun yüzeyden akarak kaybolmasının hem su kaynakları hem de verimli toprak açısından sorun oluşturduğunu ifade etmişti. Profesör Kayıkçıoğlu, “En büyük doğal barajlarımız olan topraklarımızı suyu maksimum tutabilecek hale getirmemiz gerekiyor” sözleriyle toprağın su depolama kapasitesinin artırılmasının önemine dikkat çekmişti.
Barajlar dolsa bile kuraklık tehlikesi bitmiyor
Kayıkçıoğlu'nun dikkat çektiği bir başka sorun ise yer altı su kaynaklarının yeterince yenilenememesi oldu. İzmir'in su ihtiyacının önemli bir bölümünün yer altı kaynaklarından karşılandığını belirten akademisyen, geçmişte yapılan 212 gözlem kuyusundaki ölçümlerde su seviyelerinde 5 ila 20 metre arasında yükselişler bildirildiğini, ancak bu artışların uzun vadeli iyileşme anlamına gelmeyebileceğini açıklamıştı. Kayıkçıoğlu'na göre yalnızca baraj doluluk oranlarına bakarak kuraklık tehlikesinin sona erdiğini düşünmek doğru değil. Yağmur suyunun toprağa sızmasını sağlayacak uygulamalar, organik maddeyi koruyan tarım yöntemleri ve yer altı suyu kullanımının azaltılması da büyük önem taşıyor. Uzmanın daha önce yaptığı bu değerlendirmeler, İzmir'de 28 Ekim'de etkili olan yağışların neden hemen barajlara yansımayabileceği tartışmasına da ışık tutuyor. Bununla birlikte son yağışların barajlara ne kadar su kazandırdığını belirlemek için güncel havza yağışı, akarsu debisi ve baraj su seviyesi ölçümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
29 ve 30 Ekim'de baraj seviyeleri yükselebilir mi?
İzmir'de 28 Ekim için yapılan kuvvetli sağanak uyarısı, baraj havzaları açısından yeni bir yağış fırsatı oluşturuyor. Kent genelinde metrekareye 21 ila 60 kilogram arasında yağış beklendiği bildirildi. Bu yağışların Tahtalı, Balçova, Ürkmez ve Alaçatı Kutlu Aktaş barajlarının havzalarına yeterli miktarda düşmesi halinde, 29 ve 30 Ekim'deki ölçümlerde su seviyelerinde yükseliş görülebilir. Ancak yağışın gerçekleştiği saat ile baraja ulaştığı saat aynı olmak zorunda değil. Havzanın büyüklüğüne, akarsu ağının yapısına ve toprağın nem durumuna bağlı olarak barajlara su girişi yağış bittikten sonra da devam edebilir. Bu nedenle 29 Ekim'de sınırlı bir artış görülmesi, 30 Ekim'de ise daha belirgin bir yükseliş yaşanması olasılıklar arasında bulunuyor. Bununla birlikte mevcut verilerle hangi barajda kaç puanlık artış gerçekleşeceğini hesaplamak mümkün değil. Öte yandan şiddetli yağışın barajlara katkı sağlaması, yerleşim alanlarındaki sel ve su baskını riskini ortadan kaldırmıyor. Yağışın kısa sürede yoğunlaşması, baraj doluluk oranlarından bağımsız olarak taşkınlara yol açabiliyor.
İzmir'in su ihtiyacı da barajları etkiliyor
Baraj seviyelerinin yükselmesini zorlaştıran bir başka etken de günlük su çekimi. İZSU'nun 27 Ekim tarihli üretim kayıtlarına göre İzmir'in eski metropol alanına yönelik günlük su üretimi 645 bin 886 metreküp olarak gerçekleşti. Bu üretimin 199 bin metreküpü Tahtalı Barajı'ndan, 188 bin 494 metreküpü Gördes Barajı'ndan ve 33 bin 840 metreküpü Balçova Barajı'ndan sağlandı. Dolayısıyla barajlara yağışlarla yeni su girişi olsa bile içme suyu üretimi devam ettiği için rezervlerin yükselmesi zaman alabiliyor. Barajlardaki net su değişimi, gelen su miktarından kullanım, buharlaşma ve diğer kayıpların çıkarılmasıyla belirleniyor.
Geçen yılın aynı dönemine göre önemli fark
İZSU'nun karşılaştırmalı kayıtlarında Tahtalı Barajı'nın 27 Ekim 2025 tarihindeki aktif doluluk oranı yüzde 1,90 olarak yer alırken, 27 Ekim 2026 itibarıyla bu oran yüzde 41,57 seviyesinde bulunuyor. Bu tablo, Tahtalı'nın geçen yılın aynı dönemine göre çok daha yüksek bir su rezervine sahip olduğunu gösteriyor. Ancak barajın hâlâ yarı kapasitenin altında bulunması, su kaynaklarının dikkatli yönetilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Özellikle kış yağışlarının baraj havzalarına ne ölçüde katkı sağlayacağı, İzmir'in gelecek aylardaki su rezervi açısından belirleyici olacak.
İzmir barajlarında güncel doluluk oranları
İZSU'nun 27 Ekim 2026 tarihli son resmî ölçümleri
|
Baraj |
Aktif doluluk oranı |
|---|---|
|
Ürkmez Barajı |
%60,49 |
|
Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı |
%49,64 |
|
Tahtalı Barajı |
%41,57 |
|
Balçova Barajı |
%39,73 |
|
Gördes Barajı |
%28,46 |
Barajlar arasında en yüksek doluluk oranı Ürkmez'de, en düşük oran ise Gördes'te kaydedildi.
İzmir'de gözler şimdi 29 ve 30 Ekim tarihlerinde yapılacak yeni ölçümlere çevrildi. Son yağışların barajlara ne kadar su kazandırdığı, günlük su seviyesi ve kullanılabilir su hacmi verilerinin karşılaştırılmasıyla ortaya çıkacak.





