KAZİM BOZKURT/İklim krizinin yıkıcı etkilerini en sert şekilde hisseden kentlerin başında gelen İzmir, kış ortasında baharı aratmayan kurak günlerin ardından nihayet yağışlı bir havanın etkisi altına girdi. Aylardır kurumaya yüz tutan toprak ve dip seviyeleri gören baraj havzaları, geçtiğimiz hafta başlayan ve aralıklarla üç gün boyunca devam eden sağanak yağışlarla bir nebze olsun nefes aldı. İzmirlilerin gözü kulağı ise kentin su ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan barajlardaki doluluk oranlarındaydı. Beklenen haber, haftanın ikinci iş gününde geldi. Günlerdir "bitti bitiyor" endişesiyle takip edilen Tahtalı Barajı, uzun bir aradan sonra yükseliş trendine girerek kritik bir virajı döndü. Ancak uzmanlar, bu yükselişin rehavete yol açmaması gerektiği konusunda hemfikir.
Dip noktasından dönüş başladı
İzmir'in su arz güvenliği açısından hayati öneme sahip olan Tahtalı Barajı, geçtiğimiz haftalarda yüzde 0,1 seviyelerine kadar gerileyerek adeta alarm vermişti. Baraj gölünün büyük kısmı kurumuş toprağa dönüşürken, yağan son yağmurlar ibreyi yukarı çevirmeyi başardı. Önce 0,4 seviyesine tırmanan, ardından hafta başında 0,9'u gören baraj, 13 Ocak 2026 tarihi itibarıyla İZSU verilerine göre tam yüzde 1,00 doluluk oranına ulaştı. Bu artış, teknik olarak küçük görünse de kentin su yönetimi açısından psikolojik bir eşiğin aşılması anlamına geliyor. Şu an barajda kullanılabilir su hacmi 2 milyon 880 bin metreküp olarak ölçüldü. Ancak madalyonun diğer yüzünde korkutucu bir gerçek yatıyor; geçen yılın aynı tarihinde Tahtalı Barajı'nın doluluk oranı yüzde 12,39 seviyesindeydi. Aradaki bu devasa uçurum, kuraklığın boyutunu net bir şekilde ortaya koyuyor.
İki barajda musluklar tamamen kurudu
Yağışlar Tahtalı'ya can suyu olsa da kentin diğer önemli su depolama alanlarında tablo ne yazık ki bu kadar iyimser değil. Özellikle Balçova Barajı ve Gördes Barajı, verilere göre "sıfır noktası"nı görmüş durumda. Geçtiğimiz yıl bu dönemde yüzde 23,18 doluluk oranıyla kente hizmet veren Balçova Barajı, bugün itibarıyla yüzde 0,00 doluluk oranıyla tamamen kurumuş görünüyor. Benzer bir kaderi paylaşan Gördes Barajı'nda da aktif doluluk oranı yüzde 0,00 olarak kayıtlara geçti. Geçen yıl yüzde 3,43 seviyesinde olan Gördes'in bu durumu, özellikle tarımsal sulama ve kentsel kullanım açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Bu iki barajın yağışlara rağmen tepki vermemesi, toprağın suya ne kadar aç olduğunu ve yeraltı sularının çekildiğini de kanıtlar nitelikte.
Turizm cennetini besleyen kaynaklarda alarm
İzmir'in turizm merkezi Çeşme ve çevresinin su ihtiyacını karşılayan barajlarda da durum pek parlak değil. Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı, son yağışlarla birlikte yüzde 4,81 seviyesine ulaşsa da geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 19,66'lık oranın çok gerisinde kaldı. Bölgedeki bir diğer önemli kaynak olan Ürkmez Barajı ise yüzde 7,33 doluluk oranıyla hizmet veriyor. Oysa geçen yıl Ürkmez Barajı'nda su seviyesi yüzde 18,18 olarak ölçülmüştü. İzmir genelindeki barajlar arasında nispeten en iyi durumda olan Güzelhisar Barajı bile kuraklıktan nasibini aldı. Geçen yıl yüzde 66,41 ile yüz güldüren Güzelhisar, bu yıl yüzde 41,75 seviyesine geriledi. Bu veriler, su krizinin sadece merkez ilçelerle sınırlı kalmadığını, yarımada ve çevre ilçeleri de tehdit ettiğini gösteriyor.
Rehavete kapılmak için henüz çok erken
Barajlardaki bu kısmi toparlanma sevindirici olsa da, genel tablonun geçen yıla kıyasla çok daha kötü olması, su tasarrufu çağrılarının ne kadar haklı olduğunu kanıtlıyor. Yetkililer, Tahtalı Barajı'ndaki yüzde 1'lik seviyenin, kentin su sorununun çözüldüğü anlamına gelmediğini vurguluyor. Önümüzdeki günlerde beklenen yeni yağışlı sistemlerin baraj havzalarına ne kadar katkı sağlayacağı belirsizliğini korurken, vatandaşların suyu bilinçli kullanmaya devam etmesi hayati önem taşıyor. İklim krizi gerçeğiyle yüzleşen İzmir'de, barajların eski doluluk oranlarına ulaşabilmesi için çok daha kuvvetli ve düzenli yağışlara ihtiyaç duyulduğu aşikar. Şimdilik barajlardaki ibre yukarıyı gösterse de, tehlike çanları çalmaya devam ediyor.