KAZİM BOZKURT/Yenilenebilir enerji yatırımlarının adresi olmaya devam eden İzmir, "temiz enerji" başlığı altında yürütülen ancak yer seçimleriyle doğayı tahrip eden projelere bir yenisini daha eklemeye hazırlanıyor. Kentin kuzey aksında, biyolojik çeşitliliği ve el değmemiş doğasıyla bilinen Bornova ve Menemen ilçelerinin kesişim noktası, dev rüzgar türbinleri ve enerji depolama sahasına dönüştürülmek isteniyor. Dev şirket tarafından hazırlanan ve İzmir Valiliği’ne sunulan proje dosyası, bölgedeki ekolojik dengenin nasıl pamuk ipliğine bağlı olduğunu gözler önüne serdi. Bornova’nın Kayadibi, Çamiçi, Kurudere mahalleleri ile Menemen’in Kır Mahallesi sınırlarını kapsayan proje için Valilik, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecini resmen başlattığını duyurdu. Ancak dosyanın satır aralarında yer alan "itiraf" niteliğindeki risk analizleri, çevrecileri ve bölge halkını şimdiden ayağa kaldırdı.
Karagöl tabiat parkı’nın yanı başına şantiye kuruluyor
Projenin en can alıcı noktası, İzmirli doğaseverlerin hafta sonu kaçış rotası olan ve kentin en önemli doğal miraslarından biri sayılan Karagöl Tabiat Parkı'na olan yakınlığı. Proje Tanıtım Dosyası'ndaki verilere göre, kurulacak santral sahası Tabiat Parkı’na sadece 820 metre mesafede bulunuyor. Neredeyse parkın "dibinde" yapılacak olan bu sanayi faaliyeti, bölgenin sessizliğini ve huzurunu bozmaya aday. İnşaat aşamasında çalışacak ağır iş makineleri, patlatmalar ve türbinlerin işletme sürecinde yayacağı mekanik gürültü, tabiat parkındaki hassas ekosistemi baskı altına alacak. Uzmanlar, bir kilometre bile olmayan bu mesafenin, yaban hayatının strese girmesi ve bölgeyi terk etmesi için yeterli bir sebep olduğu görüşünde birleşiyor.
Orman ve meralar enerji uğruna feda edilecek
Projenin uygulanacağı arazinin niteliği, İzmir’in yeşil dokusuna vurulacak darbenin büyüklüğünü kanıtlar nitelikte. Tapu ve Kadastro kayıtlarına göre, türbinlerin dikileceği ve yolların açılacağı alanlar resmi olarak "Orman", "Mera" ve "Tarla" vasfında görünüyor. Dosyada her ne kadar kesilecek ağaç sayısı net bir rakamla ifade edilmese de, türbin alanları ve bağlantı yolları için bitkisel toprağın sıyrılacağı belirtiliyor. Orman Bölge Müdürlüğü’nden alınacak izinlerle ormanlık alanın vasfının değiştirilmesi ve sanayi sahasına dönüştürülmesi planlanıyor. Ayrıca bölge köylüsünün hayvancılık faaliyetleri için hayati öneme sahip meralar için de "tahsis amacı değişikliği" başvurusu yapılacak. Bu durum, bölgedeki tarım ve hayvancılığın enerji şirketinin çıkarları uğruna daraltılması anlamına geliyor.
Nesli tükenmekte olan kuşlar pervanelerin hedefinde
Rüzgar Enerji Santrallerinin (RES) en büyük handikabı olan kuş ölümleri riski, bu projede "kırmızı alarm" veriyor. Dosyadaki ornitolojik değerlendirmeler, bölgenin kuş popülasyonu açısından ne denli kritik olduğunu ortaya koydu. Sahada tespit edilen türler arasında, Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) kriterlerine göre nesli tehlike altında olan canlılar bulunuyor. Raporda, 2 kuş türünün "EN" (Tehlikede), 1 türün "VU" (Hassas/Zarar Görebilir) ve 4 türün "NT" (Tehdide Yakın) kategorisinde olduğu açıkça belirtilmiş durumda. İşletme aşamasında dev pervanelere çarparak gerçekleşecek kuş ölümleri riski, bizzat şirket tarafından hazırlanan dosyada "Yüksek" etki büyüklüğünde değerlendirildi. Göç yolları üzerinde olmadığı iddia edilse de, kuşların yön bulma yeteneklerinin bozulacağı ve habitat kaybı yaşanacağı gerçeği risk matrislerine yansımış durumda.
İçme suyu havzasında hafriyat ve toz tehdidi
Bölgenin sadece ormanları değil, su kaynakları da risk altında. Proje sahası, İzmir-Manisa Çevre Düzeni Planı verilerine göre "İçme ve Kullanma Suyu Uzun Mesafeli Koruma Sınırı" içerisinde kalıyor. Su kaynaklarının kirlenmemesi için çivi bile çakılırken kırk kez düşünülmesi gereken bu havzada, 5 adet dev türbin ve depolama tesisi için binlerce metreküp hafriyat yapılacak. Türbin başına yaklaşık 1.200 metreküp toprağın kazılacağı inşaat sürecinde oluşacak yoğun toz bulutunun, çevredeki bitki örtüsünün üzerini kaplayarak kurumalarına yol açma riski "Orta" düzeyde tanımlandı.
ÇED süreci başladı gözler bakanlık kararında
Jeolojik olarak da riskli bir zemine sahip olan bölgede, Türkiye Deprem Tehlike Haritası'na göre 0,427 g gibi yüksek bir yer ivmesi değeri bulunuyor. Tüm bu çevresel, biyolojik ve jeolojik risklere rağmen İzmir Valiliği, Taykar Enerji’nin başvurusu üzerine ÇED sürecini başlattı. Proje Tanıtım Dosyası, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 16. maddesi uyarınca incelemeye alındı. Şimdi gözler, askı sürecinde projeye gelecek itirazlara ve bakanlığın, İzmir’in su, orman ve yaban hayatı varlığını riske atan bu projeye "olur" verip vermeyeceğine çevrildi. Doğaseverler, Karagöl ve çevresinin sanayi tipi yatırımlardan uzak tutulması gerektiğini savunarak sürecin takipçisi olacaklarını belirtiyor.