Komedyen Deniz Göktaş, hakkında açılan davalar ve 88 gün süren tutukluluğunun ardından ABD'nin önde gelen gazetelerinden The New York Times'a verdiği röportajla yeniden gündeme geldi. Gazetenin kültür eleştirmeni Jason Zinoman'a konuşan Göktaş, cezaevinde yaşadıklarını, mahkemedeki tutumunu ve sanatçılar üzerindeki baskıları değerlendirdi. “Ölü Deniz” gösterisi nedeniyle yargılanan ve 19 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılarak tahliye edilen Göktaş, yaşadığı sürecin kendisini korkutmak yerine düşüncelerini daha özgür ifade etme konusunda cesaretlendirdiğini anlattı.
Özür dilemek istemedim
Mahkemedeki savunmasının tutukluluk süresini uzatabileceğini bildiğini belirten Göktaş, buna rağmen geri adım atmak istemediğini söyledi. Önceliğinin bir an önce cezaevinden çıkmak olmadığını vurgulayan komedyen, özür dileyen bir tutum sergilemeyi reddettiğini ifade etti. İfade özgürlüğüne yönelik baskıların yalnızca Türkiye'ye özgü olmadığını dile getiren Göktaş, dünyanın farklı ülkelerinde insanların düşüncelerini açıkladıkları için cezalandırılmaktan veya toplumsal tepkilerle karşılaşmaktan çekindiğini belirtti. Diğer komedyenlere de cesaret vermek istediğini söyleyen Göktaş, bir sanatçının ilkelerini savunmak için ağır sonuçlara katlanabileceğini göstermek istediğini anlattı.
Cezaevindeki ilk gecesini anlattı
Kariyerinin ilerleyen dönemlerinde giderek daha fazla otosansür uygulamaya başladığını belirten Göktaş, bunun kendisinde rahatsızlık yarattığını söyledi. Gösterilerini izleyen öğrencilerin ve emeklilerin günlük yaşamlarında kendisinden daha cesur davrandığını düşündüğünü anlatan komedyen, sahnede söylemek istediklerini sınırlamanın kendisini ikiyüzlü hissettirdiğini ifade etti. Tutuklanmasının ardından yaşadığı duyguları da paylaşan Göktaş, cezaevindeki ilk gecesinde hayatının en iyi uykularından birini uyuduğunu belirtti. “Yaşadıklarımdan bir saniye bile pişman olmadım” diyen Göktaş, tutukluluk dönemini yaşamında kendisini en az yalnız hissettiği zamanlardan biri olarak tanımladı.
Cezaevindeki komşusu dikkat çekti
Göktaş, cezaevinde kaldığı dönemde yan hücrelerinde bulunan kişilerle ilgili de dikkat çekici bir ayrıntı paylaştı. Komedyen, üç ay boyunca komşuları arasında tanınmış bir müzisyen ile tutuklanmasını sosyal medyada destekleyen bir gazetecinin bulunduğunu anlattı. Kendisinin tutuklanmasını olumlu karşılayan gazeteciyle empati kurmamaya çalıştığını ancak aynı cezaevi ortamını paylaşmanın bunu zorlaştırdığını dile getirdi.
ABD ile Türkiye'yi karşılaştırdı
Röportajda ABD'deki komedyenlerin yaşadığı baskılar da gündeme geldi. Jimmy Kimmel ve Stephen Colbert gibi isimler üzerinden yürütülen sansür tartışmalarını değerlendiren Göktaş, iki ülkedeki koşullar arasında dikkat çekici bir karşılaştırma yaptı. ABD'de komedyenlerin sosyal medya tepkileri ve iptal kültüründen şikâyet ettiğini hatırlatan Göktaş, Türkiye'de bunlara ek olarak hapis cezası tehdidinin de bulunduğunu söyledi. “Bizde iptal kültürü de var, hapis de” sözleriyle görüşünü özetleyen komedyen, ABD'deki meslektaşlarının daha özgür göründüğünü ancak gelecekte iki ülke arasında benzerliklerin artabileceğini savundu.
Gösterisindeki kafa maketinin sırrı
YouTube'da yaklaşık 15 milyon izlenmeye ulaşan “Ölü Deniz” gösterisinde kullandığı dev kafa maketinin anlamını da açıklayan Göktaş, bunun giyotinle kesilmiş bir başı temsil etmesini istediğini söyledi. Gösterinin temelinde ölüm ve sansür temalarının bulunduğunu belirten komedyen, sahne tasarımının da bu düşünce doğrultusunda hazırlandığını anlattı. Göktaş ayrıca mahkeme savunmasında, 1964 yılında mizahı nedeniyle yargılanan Amerikalı komedyen Lenny Bruce'un hikâyesine değindiğini aktardı. Bruce'un ölümünden yıllar sonra resmî olarak affedilmesini hatırlatan Göktaş, mizahın sınırlarına ilişkin tartışmaların uzun bir geçmişi bulunduğuna dikkat çekti.
Cezaevinde yeni gösteri hazırladı
Tutuklu kaldığı süreyi yalnızca dava sürecini düşünerek geçirmediğini belirten Göktaş, cezaevinde yaklaşık 20 dakikalık yeni stand-up malzemesi yazdığını açıkladı.
Yeni hazırladığı bölümleri gelecek yıl sahnede kullanmayı planladığını söyleyen komedyen, cezaevindeki günlüklerine yazdığı ilk notlardan birinin dava sürecini gösterilerinde fazla anlatmamak yönünde olduğunu ifade etti.
Mizahın toplumsal değişimdeki rolüne de değinen Göktaş, komedinin tek başına otoriter yapıları ortadan kaldıramayacağını ancak insanlara cesaret, dayanışma duygusu ve psikolojik destek sağlayabileceğini savundu.
Deniz Göktaş neden tutuklanmıştı?
Deniz Göktaş'ın Harbiye'de sahnelediği ve 24 Haziran 2026'da YouTube'da yayımladığı “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisi hakkında soruşturma başlatılmıştı.
Soruşturmayı öğrendikten sonra yurt dışı tatilini yarıda keserek 2 Temmuz'da Türkiye'ye dönen komedyen, İstanbul Havalimanı'nda gözaltına alınmıştı.
Göktaş, 3 Temmuz'da “cumhurbaşkanına hakaret” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamalarıyla tutuklanarak Tekirdağ Çorlu'daki Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmişti.
İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi'nin 28 Ağustos'ta verdiği tahliye kararına rağmen Göktaş, gösterisindeki başka bir şaka nedeniyle yöneltilen “suçu ve suçluyu övme” suçlaması kapsamında yeniden tutuklanmıştı.
Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası istenen komedyen, toplam 88 gün cezaevinde kaldıktan sonra ilk duruşmasında 19 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılarak tahliye edilmişti.
Yaşadığı süreci The New York Times'a anlatan Göktaş, bütün bu gelişmelere rağmen sahnede özgürce konuşma konusundaki tutumunu değiştirmediğini vurguladı.





