Maaşı kirayı karşılamayan emekli, pazardan aldığı sebzenin hesabını yaparken; bir başkası et tüketimini üç ayda bire indirdi. Çalışabilecek durumda olanlar ise yaşlarına rağmen inşaatta, tarlada, fabrikada ya da direksiyon başında yeniden iş aradı. 2026’nın ilk sekiz ayında 65 yaş ve üzeri en az 108 işçi çalışırken hayatını kaybetti. Emeklilerin anlattığı geçim sıkıntısı, ekonomik verilere de yansıdı. DİSK-AR’ın Temmuz 2025 tarihli raporunda emekli aylıklarının yıllar içinde asgari ücret ve milli gelir karşısındaki konumunun gerilediği ortaya konuldu.

Rapora göre 2003 yılında ortalama emekli aylığı net asgari ücretin yüzde 36 üzerindeyken, bugün emekli aylıkları asgari ücrete dahi yaklaşamıyor. Ortalama emekli aylığının kişi başına düşen GSYH’ye oranı 2002’de yüzde 46,4 iken 2025’te yüzde 29’a geriledi. Türkiye’de emekli ödemelerinin GSYH’ye oranı yüzde 3,7 seviyesinde kalırken, AB ortalaması yüzde 9,8 olarak hesaplandı.

Gelirdeki gerilemenin bir başka sonucu ise emeklilerin çalışma hayatından kopamaması oldu. DİSK-AR verilerine göre 2002 yılında emekli olduktan sonra çalışan ya da iş arayanların oranı yüzde 36,6 iken, 2024 sonu itibarıyla bu oran yüzde 65,7’ye yükseldi. Kayıtlı olarak çalışan veya iş arayan emekli sayısının 8 milyona ulaştığı belirtildi.

TÜİK verilerine göre ise 2026’nın ikinci çeyreğinde 60 yaş ve üzerindeki 2 milyon 627 bin kişi istihdamda yer aldı. Bu grubun yüzde 63,9’u kayıt dışı çalıştı.

Yaş ilerledikçe iş cinayeti riski de büyüdü

Emeklilerin geçimlerini sürdürebilmek için çalışmaya devam etmesi, yaşlı işçilerin karşı karşıya kaldığı iş cinayeti riskini de beraberinde getirdi.

İSİG Meclisi’nin Ocak-Ağustos 2026 dönemine ilişkin aylık raporlarında yer alan yaş grubu verilerine göre 65 yaş ve üzerindeki en az 108 işçi çalışırken hayatını kaybetti. Ölümler özellikle nisan, haziran ve ağustos aylarında belirgin biçimde arttı.

İSİG Meclisi, mayıs ayı raporunda emeklilik yaşını geçmiş ya da emeklilik hakkını kazanamamış işçilerin çalışmayı sürdürmesine dikkat çekti. Raporda, 50’li, 60’lı ve 70’li yaşlarındaki işçilerin inşaatlarda, tarlalarda ve sokaklarda çalışırken düşme, zehirlenme ve trafik kazaları gibi nedenlerle yaşamını yitirmeye devam ettiği belirtildi. Tarım sektöründe özellikle nisan, mayıs, haziran ve ağustos aylarında yaşlı işçi ölümlerinin arttığı; traktör devrilmeleri, yoğun çalışma koşulları ve sigortasızlığın öne çıktığı kaydedildi. İnşaatlarda ise düşük emekli aylığını tamamlayabilmek amacıyla çalışmayı sürdüren yaşlı işçilerin yüksekten düşme, ezilme ve göçük gibi nedenlerle hayatını kaybettiği belirtildi.

Fabrika ve sanayi işlerinde ağır çalışma koşullarına bağlı kalp krizi ve beyin kanaması vakalarının, taşımacılıkta ise uzun mesai yapan yaşlı şoförlerin karıştığı trafik kazalarının öne çıktığı aktarıldı. Yıllarca çalışmanın ardından beklenen emeklilik tablosu ise giderek daha farklı bir gerçeğe dönüştü: Maaş yetmedi, kira yükseldi, sofradan et çıktı; çalışma hayatı ise yaşlılıkta dahi sona ermedi.

30 Eylül 2026 altın fiyatları: Sert düşüş sürüyor!
30 Eylül 2026 altın fiyatları: Sert düşüş sürüyor!
İçeriği Görüntüle

Photo 5900209081367072506 Y

“Eti çok severdim artık üç ayda bir görüyoruz”

Emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkışma yalnızca maaş ve kira arasındaki farkla sınırlı kalmadı. Yüksek yaşam maliyeti, yıllarca çalışan insanların günlük alışkanlıklarını, beslenmesini ve aileleriyle kurduğu ilişkileri de değiştirdi.

Özel sektörden emekli olan Yaşar Aydemir, emekli maaşının büyük bölümünün kira ve faturalara gittiğini belirterek geçim sıkıntısını şu sözlerle anlattı:

“Geçinmek mümkün değil. Benim evim kira mesela. 23 bin 550 lira maaş alıyorum, 25 bin lira kira veriyorum. Bunun dışında su, elektrik, internet, telefon, faturalar, doğalgaz... Nasıl geçinebilirim? Benim eşim de emekli. İki maaşımız toplamda bir buçuk maaş ediyor. Fatura ve kiraya gidiyor. Geriye kalan 12-13 bin lirayla geçinmeye çalışıyoruz. Her şeyden kısıtıyoruz. Mesela ben eti çok severim. Biz doğuluyuz, etsiz yemek yemeyiz. Şimdi üç ayda bir ancak et alabiliyoruz.”

Aydemir’in anlattığı tablo, emeklinin temel gıda ürünlerine erişiminde yaşanan daralmayı da ortaya koydu. Pazar alışverişinin dahi ciddi bir hesaplama gerektirdiğini belirten Aydemir, fiyatların emekli maaşı karşısındaki durumunu şöyle aktardı:

“Pazara gidiyorsunuz; domates olmuş 50 lira, 60 lira. Belki ülke şartlarına göre çok düşük fiyat ama emekliye göre çok fazla. Salatalık öyle. Yeşil biber 100 lira. Yani emeklinin durumu çok vahim. Bunlara hesap sormak lazım. Yani artık insanlar ölümü kurtuluş olarak görebiliyorlar. Benim çevremde 65 yaşından sonra çalışan çok insan var. Gidiyor inşaatta çalışıyor, gece sabaha kadar bir inşaatta bekçilik yapıyor. Çünkü geçinemiyor. İnsanları bu duruma soktular. Daha önce bir emekli maaşıyla sekiz tane çeyrek altın alınırken şu anda ikiye düştü.”

Bir oyuncak bile lüks oldu

Geçim sıkıntısının aile ilişkilerine ve özellikle torunlarla kurulan bağlara kadar uzandığını anlatan Aydemir, bir torununa istediği hediyeyi alamamanın yarattığı çaresizliği ise şöyle dile getirdi:

“Benim de bir torunum var, bir yaşında. Sorsanız ona ne alabilirim? Hiçbir şey. Benim de canım istiyor; oyuncaklarını alayım, farklı şeyler alayım, sevindireyim onu. Ama alamıyorum. Çünkü alırsam o akşam aç kalırız. Makarnayla geçinmek zorundayız, yemek zorundayız. Durum bu.
Birçok hastaneyi de kapattılar. Ben Gaziemir'de oturuyorum. Gaziemir'den hastalandığım zaman şehir hastanesine gelene kadar ölürüm. Ayrıca neyle gideceğim? Kaç tane araç değiştireceğim, nasıl gideceğim? Çünkü bunlar yapıldı ki insanları özel hastanelere yöneltiyorlar. Bu da zaten hiç kimsenin gücünün yetebileceği bir şey değil. Sürekli bankalar, sigorta firmaları arıyor. ‘Size özel sigorta yaptıralım, hastanelerden faydalanırsınız’ diyorlar. İyi de neyle ödeyeceğiz? Nasıl ödeyeceğiz? Bunu sorgulayan, soran yok. Üç kuruş cebimizde varsa onu da nasıl çalarız düşüncesindeler. İzmir'de kiralar da çok arttı. Şu anda eski kiracı olduğum için 25 bin lira ödüyorum. Bugün çıkıp yeni bir eve taşınmak istesem kiralar 50 bin liradan başlıyor. 50 bin liranın altında kira bulamıyorsunuz.”

Chatgpt Görseli 29 Eyl 2026 14 23 33

Yılların emeği, hayatın sonuna yetmedi

Emeklilikte kira ödemediği için kendisini diğer emeklilere göre daha avantajlı gören ancak buna rağmen sürekli harcama hesabı yapmak zorunda kaldığını söyleyen eski inşaat işçisi Yaşar Kökler de ekonomik koşulların emekliyi nasıl kıstığını anlattı.

Kökler, geçmişte yapılan hazırlıkların bugün emeklilikte belirleyici olduğunu ancak düşük gelirle çalışan insanların geleceğe birikim yapmasının kolay olmadığını belirterek şöyle konuştu:

“Emeklinin durumu dediğin zaman, şimdi önemli olan ayağını yorganına göre uzatmak veyahut da geçmişten geleceğe ön hazırlıklı olmak. Tabii çoğumuz bunları yapamadık. Olmuyor zaten. Çünkü yoktan bir şey var edemiyorsun. Yıllar geçiyor, geliyorsun bugünlere.”

Yıllarca inşaat işçiliği yapan Kökler, kendi evinin bulunmasına rağmen aldığı maaşın yıllarca verdiği emeğin karşılığını oluşturmadığını ifade etti:

“Harcadığın emeğin karşılığı mı? Değil. Ben geçmişten bugüne kendi evimi aldım. Çoğu emekli gibi ev kirası ödemiyorum. Harcamayı da mümkün olduğu kadar sınırlı tuttuğum için kendimi fazla dara sokmuyorum. Ona göre ilerlemeye çalışıyorum. Zaten ipin ucu kaçarsa tutma şansım da yok. Böyle bir sistemde sürünüp gidiyoruz. Mecburen kısıyoruz. Harcamayı durdurmanın yollarını bulduk. En minimumda nasıl yaparsın, onu düşünüyoruz. Burada gıdayı mı keseceksin? Hayır, gıdayı kesmeyeceksin. Ama başka şeylerden kısarak durumu götürmeye çalışıyoruz.”

“Şimdi benim maaşım 20 bin 300 lira. İnşaat işçiliği yaptım. Yıllarca fabrika inşaatları yaptım. Çelikten çok iyi anlarım. Tabii şimdi arada çalışsam mı diye düşünsem de yaşımdan dolayı bu işleri yapamam.”

Chatgpt Görseli 29 Eyl 2026 14 24 30

Emeklilerin geldiği son nokta

Emeklilerin yaşadığı ekonomik gerilemeyi yalnızca bugünün koşulları üzerinden değil, geçmişle kıyaslayarak değerlendiren Karşıyaka Emekliler Platformu’ndan Gürbüz Karaelmas ise Ankara’da yaşamına son veren emekli polis memurunun ölümünü emeklilerin geldiği noktanın ağır bir göstergesi olarak değerlendirdi.

Karaelmas, Şekeroğlu’nun eylem öncesindeki sözlerine ve taşıdığı dövize dikkat çekerek şunları söyledi:

“Ankara’da bu yurttaşımız intihar etmeden önce “Geçinemiyorum, kızlarım, damadım, kızlarım işsiz’ diye bağırmış. Elinde de ‘Para için değil, onurumuz için’ diye bir döviz taşıyor. Ve orada kendisini vuruyor. Daha önce bir vatandaşımız evde eşini, çocuklarını öldürdükten sonra kendisini öldürdü. Emeklilerin geldiği son nokta bu.”

74 yaşındaki Karaelmas, geçmişte emekli olmanın ekonomik açıdan bugün olduğundan çok farklı bir anlam taşıdığını belirtti. Emekli maaşlarının yanı sıra emeklilik döneminde elde edilen diğer gelirlerin de geçmişte insanlara ev veya otomobil alma imkânı sağladığını anlatan Karaelmas şöyle konuştu:

“Şimdi ben 74 yaşındayım. Eskiden insan emekli olduğunda asgari ücretin üstünde alıyordu bir kere. İyi bir yerde çalıştıysan, 25 yıl çalıştıktan sonra 2-2,5 aylık ihbar tazminatı veriyorlardı. Bir de ayrıca o şirketin durumuna göre, arkadaşların yardım sandığında topladığı parayı verirlerdi. Yani o zaman bu vatandaş ev ya da araba alabiliyordu. Borçlanmadan, kredi kullanmadan alabiliyordu. Şimdi o zamandan bu zamana bir bakacak olursak bizim çok daha iyi durumda olmamız gerekirken tam tersine ben 23 bin 500 lira alıyorum. Eşim 26 bin 500 lira alıyor. Biz 35 bin lira kira veriyoruz.”

“Zaten eve giren paranın yarısını kiraya veriyoruz. Öbür kalan yarısıyla ben ve eşim evi çevirmeye çalışıyoruz. Ekstra bir şey koyamıyoruz. Yıllardır eşimle bir dışarıya yemeğe çıkamıyorum. Eve mahkûm oluyorsun. Bir yerlere varmak için. ‘Şükretmeyeceğiz’ diyerek mücadele etmek zorundayız.”

Kaynak: Haber Merkezi