KAZİM BOZKURT/Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) Genel Müdürlüğü tarafından planlanan 400 kV Uygar RES Trafo Merkezi – Bayramiç Havza Trafo Merkezi Elektrik Enerjisi İletim Hattı için hazırlanan 656 sayfalık Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Başvuru Dosyası, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına sunuldu. Bakanlık, başvurunun ÇED Genel Formatına uygun hazırlandığını belirterek süreci başlattı.

Çanakkale, Balıkesir, İzmir ve Manisa illerinin kırsal alanlarından geçmesi planlanan hattın uzunluğu 122,17741 kilometre, yatırım bedeli ise 1 milyar 698 milyon 401 bin 872 lira 50 kuruş olarak açıklandı. Proje, Enerjisa Enerji Üretim AŞ'nin 250 MW kurulu gücündeki Uygar Rüzgâr Enerji Santrali'nin ürettiği elektriği ulusal iletim sistemine aktarmak amacıyla planlandı.

TEİAŞ ile Enerjisa arasında 9 Mayıs 2023 tarihinde imzalanan Tesis Öncesi İşler Protokolü kapsamında güzergâh etütleri, kurum görüşleri, ÇED çalışmaları ve kamulaştırma planları gibi hazırlık işlemlerinin Enerjisa tarafından bedelsiz yürütülmesi öngörülüyor.

Proje kapsamında yalnızca enerji iletim hattı yapılacak; yeni bir trafo merkezi veya şalt sahası inşa edilmesi planlanmıyor. Yaklaşık 1,7 milyar liralık yatırım bedeli, bağlantı noktaları arasındaki iletim hattına ilişkin.

Ancak proje dosyasının dikkat çeken tarafı yalnızca yatırımın büyüklüğü değil. Hattın güzergâhındaki orman ve tarım arazileri, yerleşim alanlarına yakınlığı, içme suyu koruma bölgeleriyle kesişmesi ve uzun yıllar boyunca arazi kullanımını etkileyebilecek olması, çevresel ve sosyal sonuçların da değerlendirilmesini gerektiriyor.

Rakamlarla proje

Parametre Değer
Yatırım bedeli 1.698.401.872,50 TL
Hat uzunluğu 122,17741 km
Gerilim / Karakteristik 400 kV – 3B 1272 MCM
Planlanan direk sayısı 76 (2 nihai durdurucu + 74 köşe durdurucu)
Çalışma koridoru genişliği 50 metre (sağdan ve soldan 25'er metre)
Brüt koridor alanı (teorik) Yaklaşık 611 hektar (dört ilin toplamı)
İnceleme alanı genişliği 5 km (sağdan ve soldan 2,5'er km)
Öngörülen işletme ömrü Yaklaşık 50 yıl
İnşaat döneminde çalışacak personel Yaklaşık 200 kişi
Proje sahibi TEİAŞ Genel Müdürlüğü

Proje için 50 metre genişliğinde çalışma koridoru öngörülürken, çevresel değerlendirme çalışmalarında hattın her iki yanında 2,5'er kilometre olmak üzere toplam 5 kilometre genişliğindeki inceleme alanı esas alındı.

Bu iki alan farklı amaçlar taşıyor. 50 metrelik koridor, inşaat faaliyetlerinin yürütülmesi öngörülen alanı ifade ediyor. 5 kilometrelik inceleme alanı ise çevresel etkilerin değerlendirildiği daha geniş bölgeyi kapsıyor. İrtifak ve kamulaştırma işlemlerine konu olacak kesin alanlar, kati proje aşamasında hazırlanacak kamulaştırma planlarıyla belirlenecek.

Fon soruşturmasında İzmirli şirket detayı: Vişne Madencilik'ten gözaltı iddialarına yanıt!
Fon soruşturmasında İzmirli şirket detayı: Vişne Madencilik'ten gözaltı iddialarına yanıt!
İçeriği Görüntüle

İzmir'de yedi mahalle güzergâhta

Projenin İzmir ayağı Bergama ilçesinde bulunuyor. ÇED dosyasında Alhatlı, Çamoba, Durmuşlar, İneşir, Kaplan (Göçbeyli Bucağı), Muratlar ve Yalnızdam mahalleleri hattın güzergâhındaki yerleşimler arasında sıralandı.

ÇED dosyasının teknik olmayan özetinde ve yer inceleme belgelerinde konutların enerji hattına yakınlığına ilişkin dikkat çekici bilgiler yer alıyor.

Buna göre:

  • İzmir, Bergama, Kaplan Mahallesi: Hat güzergâhına kuş uçuşu yaklaşık 130 metre uzaklıkta bir konut bulunuyor.

  • Çanakkale, Yenice, Karaaydın Köyü: S45 numaralı köşe durdurucu direğe kuş uçuşu yaklaşık 130 metre mesafede bir konut yer alıyor.

  • Çanakkale, Bayramiç, Tülüler Köyü: ND-2 nihai durdurucu direğe kuş uçuşu yaklaşık 90 metre mesafede bir konut bulunuyor.

Konutların hat güzergâhına ve direklere yakınlığı, işletme döneminde oluşabilecek elektrik ve manyetik alanların, korona kaynaklı gürültünün ve görsel etkilerin yerleşimler özelinde değerlendirilmesini gündeme getiriyor.

ÇED dosyasında, 400 kV'luk hatlar için Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'nde belirlenen en küçük yaklaşım mesafelerine uyulacağı taahhüt ediliyor. Ancak ilgili konutlar için proje özelinde hesaplanmış maruziyet değerleri başvuru dosyasındaki referans ölçümlerden ayrı olarak doğrulanabilmiş değil.

611 hektarlık koridor: Orman, tarım ve mera iç içe

ÇED dosyasında, enerji hattının sağında ve solunda 25'er metre olmak üzere toplam 50 metre genişliğinde bir çalışma koridoru öngörülüyor.

122 bin 177 metre uzunluğundaki hat üzerinden yapılan hesaplama, yaklaşık 6 milyon 109 bin metrekarelik, yani 611 hektarlık brüt alana karşılık geliyor.

Ancak bu büyüklüğün tamamı orman değil. Dört ildeki tarım, mera, orman ve diğer arazi türlerini içeren koridorun teorik büyüklüğü söz konusu. Dosyada, direk alanları çıkarılarak hesaplanacak irtifak miktarının henüz kesinleşmediği ve kati proje aşamasında netleşeceği belirtiliyor.

Çevre Düzeni Planı değerlendirmelerine göre güzergâh; tarım arazileri, orman alanları, içme ve kullanma suyu uzun mesafeli koruma alanları ile turizm merkezi ve kültür-turizm koruma ve gelişim bölgeleri olarak tanımlanan alanlardan geçiyor.

Orman Genel Müdürlüğünün e-harita uygulamasına göre direk alanları "Orman" ve "Orman Dışı Açıklıklar" içerisinde bulunuyor.

ÇED dosyasındaki arazi varlığı sınıflandırmalarında, dört ili kapsayan proje güzergâhında sığ topraklı, eğimli ve orta ile şiddetli su erozyonu sınıfında bulunan kesimler de yer alıyor.

Bu durum, direk temellerinin açılması, servis yollarının oluşturulması ve iş makinelerinin çalışması sırasında bitki örtüsü ile toprak yapısı üzerinde oluşabilecek müdahaleleri önemli hâle getiriyor. Özellikle eğimli alanlarda yapılacak kazıların erozyon ve yüzeysel akış üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi gerekiyor.

Proje sahibinin ÇED dosyasındaki taahhütleri arasında bitkisel toprağın hafriyat toprağından ayrı toplanması, kazı fazlası malzemenin mümkün olduğunca dolgu ve yol çalışmalarında değerlendirilmesi ve geçici olarak müdahale edilen alanların rehabilite edilmesi bulunuyor.

Bununla birlikte, İzmir özelinde kesilecek ağaç sayısı, müdahale edilecek net orman alanı ve yeni servis yolu uzunluğu dosyada açık bir toplam olarak gösterilmiyor.

Proje sahibi, inşaatın ardından geçici olarak müdahale edilen alanların rehabilite edileceğini taahhüt ediyor. Ancak bu taahhüt, enerji hattı boyunca işletme güvenliği nedeniyle sürekli açık tutulması gerekebilecek alanların doğal bitki örtüsüne etkisini tek başına ortaya koymuyor.

Sarıcalar Barajı'nın koruma alanı gündemde

ÇED dosyasına giren İzmir Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı görüşü, projenin su kaynakları açısından da hassas bölgeleri ilgilendirdiğini ortaya koyuyor.

Belediye görüşünde, Bergama'nın Kaplan, Yalnızdam ve Çamoba mahallelerini kapsayan çalışma koridorunun üst ölçekli planlarda "Orman Alanı", "Tarım Alanı", "Mera Alanı", "Kırsal Yerleşme Alanı" ve "Akarsu-Dereler" ile kesiştiği belirtiliyor.

Ayrıca güzergâhın Sarıcalar Barajı İçme ve Kullanma Suyu Uzun Mesafeli Koruma Alanı sınırları içerisinde kaldığı ifade ediliyor.

Belediye, bu nedenle İzmir Orman Bölge Müdürlüğü, İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, DSİ 2. Bölge Müdürlüğü, İZSU Genel Müdürlüğü ve İzmir İl Sağlık Müdürlüğünün görüşlerinin alınmasının önem taşıdığını vurguluyor.

ÇED dosyasının arazi niteliği tablosunda S69, S70 ve S71 direk noktaları da içme ve kullanma suyu uzun mesafeli koruma alanı olarak sınıflandırılıyor. Ancak bu noktalar Sarıcalar Barajı çevresinde değil, hattın Çanakkale tarafındaki kesiminde bulunuyor. Dolayısıyla İzmir'deki baraj koruma alanıyla güzergâhın diğer kesimlerindeki koruma alanı sınıflandırmaları birbirinden ayrı değerlendirilmeli.

Bir koruma alanı içerisinde bulunmak, tek başına su kaynağının kirleneceği anlamına gelmiyor. Ancak bu statü, proje uygulamalarında ilgili koruma hükümlerine uyulmasını ve gerekli izinlerin alınmasını gerektiriyor.

DSİ'den dere yatakları için uyarı

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün ÇED dosyasına giren kurum görüşünde, enerji hattının güzergâhındaki dere yataklarının korunmasına yönelik somut koşullar yer alıyor.

DSİ, çalışmalar sırasında dere yataklarının daraltılmamasını, doğal akış rejiminin bozulmamasını, hafriyat ve diğer atıkların dere yataklarına bırakılmamasını istedi. Görüşte, dere yataklarının içerisine direk yerleştirilmemesi gerektiğine de dikkat çekildi.

Kurum, yeni ulaşım yollarının dere yataklarıyla kesişmesi hâlinde ilgili DSİ Bölge Müdürlüğünün görüşünün alınmasını şart koştu.

Ayrıca bu geçiş noktalarında yapılacak yapılarda, hidrolik açıdan daha küçük ölçüler yeterli görülse bile en az 2 metreye 2 metrelik akış kesiti bırakılması istendi.

DSİ, Sarıcalar Barajı Uzun Mesafeli Koruma Alanı'nda yapılacak uygulamalar için ise İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uyulmasını istedi.

Kamulaştırma ve irtifak: Arazi sahiplerini ne bekliyor?

Projenin kırsal ekonomi üzerindeki olası etkilerinden biri de mülkiyet düzenlemeleri olacak.

ÇED dosyasına göre direklerin isabet ettiği alanlarda arazinin vasfına bağlı olarak mülkiyet kamulaştırması, izin, kiralama veya tahsis amacı değişikliği işlemleri yapılması öngörülüyor.

Tellerin altında kalan ve ilgili mevzuat kapsamında irtifak kurulması gereken özel mülkiyet alanlarında ise kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı tesis edilecek.

Devlet ormanlarına isabet eden alanlarda orman mevzuatı kapsamındaki izin işlemleri yürütülecek. Mera alanlarında ise direk yerleri için tahsis amacı değişikliği gündeme gelecek.

Projede toplam 76 direk planlanmasına rağmen direk temellerinin kaplayacağı kesin alanın ve kamulaştırılacak taşınmazların kati proje aşamasında belirlenmesi öngörülüyor.

ÇED dosyasında, kamulaştırma sürecinde TEİAŞ tarafından kıymet takdiri yapılacağı ve hak sahiplerine bedel ödeneceği belirtiliyor. Kesin parsellerin ve bedellerin belirlenmesiyle olası uyuşmazlıkların çözümü, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu çerçevesinde yürütülecek. Anlaşma sağlanamaması hâlinde bedel tespiti yargı yoluna da taşınabilecek.

Tellerin altında tarımsal faaliyetlerin devam edebileceği belirtilirken, yeni yapıların inşası elektrik güvenliği için öngörülen yaklaşım mesafelerine ve diğer mevzuat koşullarına bağlı olacak.

Bu düzenlemelerin taşınmazların kullanımına ve değerine olası etkileri henüz kesinleşmiş değil.

Kuş göç yolları ve "Karasal Hassas Alan" uyarısı

Proje sahasının bir bölümü kuş göç yolları üzerinde bulunuyor.

ÇED dosyasına giren Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü görüşünde, güzergâhın bazı kesimlerinin kuş göç yolları üzerinde olduğu ve Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Envanteri kapsamında korunması gereken türlerin yaşam alanlarını içerdiği belirtiliyor.

Kurum görüşünde ayrıca hattın bir bölümünün Bakanlığa "Karasal Hassas Alan" olarak teklif edilen bölgede bulunduğu ifade ediliyor.

Bu alanın koruma amacıyla teklif edilmiş olması, tek başına kesinleşmiş bir koruma statüsü anlamına gelmiyor. Ancak kurumun bu değerlendirmesi, güzergâhın belirli bölümlerindeki ekolojik hassasiyeti ortaya koyuyor.

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, canlıların üreme dönemlerinde inşaat faaliyetlerinden kaçınılması, yabani hayvanların beslenme ve yavru büyütme dönemlerinde rahatsız edilmemesi ve çalışmalar sırasında yuvalarla karşılaşılması hâlinde ilgili Bölge Müdürlüğüne bilgi verilmesi gibi önlemler istedi.

Kurum görüşünde, kuşların enerji iletim hatlarına çarpma riskini azaltmaya yönelik görünürlük işaretlerinin kullanılması, elektrik kaynaklı risklere karşı uygun koruyucu donanımların değerlendirilmesi ve göç hareketlerine ilişkin ayrıntılı inceleme yapılması da yer aldı.

İletim hatlarında kuşların tellere çarpması ile elektrik akımına kapılması farklı riskler oluşturduğundan, alınacak önlemlerin hat geometrisine ve bölgede bulunan kuş türlerine göre değerlendirilmesi önem taşıyor.

Kapsamlı kuş göçü incelemesi istendi

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün görüşünde, ilkbahar ve sonbahar göç dönemlerini kapsayan kapsamlı bir ornitolojik değerlendirme yapılması istendi.

Bu çalışmada bölgede bulunan kuş türlerinin belirlenmesi, alanı hangi amaçlarla kullandıklarının incelenmesi, göç hareketlerinin değerlendirilmesi ve risklerin ortaya konulması öngörülüyor.

Ancak söz konusu kapsamlı incelemenin tamamlanıp tamamlanmadığı mevcut başvuru dosyasından anlaşılamıyor.

Bu nedenle projenin çevresel etkileri açısından önemli sorulardan biri, ilkbahar ve sonbahar kuş göç dönemlerini kapsayan çalışmaların ne zaman ve hangi yöntemlerle gerçekleştirileceği.

Kurum görüşündeki RES formatı dikkat çekti

ÇED dosyasına eklenen Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü görüşünün ekindeki değerlendirme formatı da dikkat çekiyor.

Belgenin başlığı "RES Projeleri Değerlendirme Formatı" olarak düzenlenmiş.

Formatta kuşlar ve yarasalar için yakın çevredeki rüzgâr enerjisi santrallerinin değerlendirilmesi, türbin dizilimlerinin bariyer etkisinin incelenmesi ve türbinler arasındaki mesafelerin göç hareketlerine etkisinin araştırılması gibi maddeler bulunuyor.

Oysa ÇED'e konu proje yeni rüzgâr türbinlerinin kurulması değil, 122 kilometrelik bir elektrik iletim hattının inşa edilmesi.

İletim hattı için sunulan kurum görüşüne RES projelerine yönelik standart değerlendirme formatının eklenmesi, hattın kendisine özgü kuş çarpışması risklerinin hangi yöntemlerle değerlendirileceği sorusunu gündeme getiriyor.

Bununla birlikte, bu durum tek başına kurum görüşünün geçersiz veya eksik olduğu anlamına gelmiyor. Nitekim aynı görüşte enerji iletim hattına özgü kuş koruma tedbirlerine de yer veriliyor.

Envanterde yüzlerce canlı türü kaydı

ÇED dosyasına eklenen, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün envanter kayıtlarına dayalı biyolojik çeşitlilik raporunda proje sahası için çok sayıda bitki ve hayvan kaydı bulunuyor.

Raporda 474 damarlı bitki taksonu yer alırken bunların 32'sinin endemik, 4'ünün lokal endemik olduğu belirtiliyor.

Envanterde ayrıca 77 kuş, 35 memeli, 16 iç su balığı, 10 sürüngen ve 5 çiftyaşar taksonu kaydı bulunuyor.

Kayıtlar arasında vaşak (Lynx lynx), çizgili sırtlan (Hyaena hyaena), boz ayı (Ursus arctos), susamuru (Lutra lutra) ve Kazdağı göknarı (Abies nordmanniana subsp. equi-trojani) gibi türler de yer alıyor.

Ancak bu bilgilerin önemli bir ayrıntısı bulunuyor. Veriler Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Envanter ve İzleme Projesi veri tabanından derlenmiş olup tür satırlarında kayıt yöntemi "Arazi + Literatür" olarak belirtiliyor.

Dolayısıyla envanterde adı geçen her türün enerji hattının tam altında bulunduğu veya güncel saha çalışmasında doğrudan gözlemlendiği sonucu çıkarılamıyor.

Türlerin coğrafi dağılımı, tehdit kategorileri ve korunma durumlarının hazırlık aşamasındaki ayrıntılı biyolojik çeşitlilik değerlendirmelerinde netleştirilmesi gerekiyor.

Göçbeyli'deki arkeolojik alan için koruma koşulları

ÇED dosyasında Bergama'nın Göçbeyli Mahallesi'ndeki 3318 numaralı parselde tespit ve tescil çalışmaları yürütülen arkeolojik alana ilişkin kurum görüşü de yer alıyor.

İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün değerlendirmesine göre planlanan enerji iletim hattı söz konusu arkeolojik alana isabet etmiyor.

Ancak Kurul, tescil çalışmalarının sonucunun ilgili kuruma bildirilmesini ve inşaat sırasında herhangi bir kültür varlığına rastlanması hâlinde faaliyetlerin durdurularak ilgili müze müdürlüğüne veya mülki idare amirine bilgi verilmesini istiyor.

Bu koşullar, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında uygulanacak.

Manyetik alan ve gürültü hesapları henüz netleşmedi

ÇED dosyasında hattın işletme döneminde oluşabilecek manyetik alan ve gürültü etkilerine de yer veriliyor.

Manyetik alan: Dosyada benzer gerilim sınıfındaki 380 kV tesisler için aktarılan manyetik akı yoğunluğu değerleri 2,7–86 miligauss (mG) aralığında bulunuyor. Bu değerlerin raporda atıf yapılan Avrupa Konseyi tavsiye kararındaki referans değerin altında kaldığı belirtiliyor.

Ancak bu rakamlar planlanan hat üzerinde veya Bergama'daki konutlarda yapılmış ölçümlere ait değil. Mevcut tesislerden aktarılan referans değerler söz konusu.

Korona ve gürültü: Yüksek gerilim hatlarında iletken yüzeyindeki elektrik alan nedeniyle oluşabilen korona etkisi, belirli koşullarda ses oluşumuna yol açabiliyor.

Proje sahibi, doğal rüzgâr sesinin korona kaynaklı gürültüyü maskeleyebileceğini değerlendirirken, inşaat ve işletme aşamalarına yönelik gerekli gürültü hesaplarının hazırlanacak ÇED raporunda sunulacağını belirtiyor.

Bu nedenle güzergâhtaki konutlar açısından gürültü etkilerinin büyüklüğüne ilişkin kesin bir sonuca mevcut başvuru dosyasındaki bilgilerle ulaşılamıyor.

Sera gazı: ÇED dosyasında enerji iletim hattının normal işletme döneminde doğrudan emisyon oluşturmayacağı belirtiliyor. Bununla birlikte, inşaat faaliyetleri ve olası arazi kullanım değişikliklerinden kaynaklanan dolaylı karbon etkilerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.

Diğer enerji tesisleriyle toplam etkiler incelenecek

ÇED dosyasındaki önemli başlıklardan biri de kümülatif çevresel etkiler.

Proje sahibi, enerji hattının bulunduğu bölgelerde mevcut ve planlanan diğer tesislerin de dikkate alınacağı kümülatif etki değerlendirmesinin ayrıntılarının hazırlanacak ÇED raporunda sunulacağını belirtiyor.

Bu değerlendirme; farklı enerji ve altyapı projelerinin aynı coğrafyada oluşturabileceği toplam arazi kullanımı, habitat değişimi, gürültü ve diğer çevresel etkilerin birlikte ele alınması bakımından önem taşıyor.

Ancak başvuru dosyası aşamasında bu çalışmaların sonuçları henüz ortaya konmuş değil.

Arazi sahipleri için şikâyet mekanizması kurulacak

Projeye eklenen Paydaş Katılım Planı'nda, güzergâhtaki arazi sahipleri, kullanıcıları ve yerel toplulukların görüş ve şikâyetlerini iletebilmesi için bir mekanizma oluşturulması öngörülüyor.

Plana göre başvurular telefon, e-posta, şahsen başvuru veya muhtarlıklara yerleştirilmesi planlanan şikâyet kutuları aracılığıyla yapılabilecek.

Şikâyet sahipleri, talep etmeleri hâlinde kimlik bilgilerinin gizli tutulmasını isteyebilecek. Sözlü ve yazılı başvuruların kayıt altına alınması, mekanizmanın üç ayda bir izlenmesi ve gerekli görülmesi durumunda önlem alınması planlanıyor.

Ancak bu mekanizmanın şu anda fiilen kurulduğu ve işlemeye başladığına ilişkin bir bilgi başvuru dosyasında bulunmuyor.

ÇED süreci henüz başlangıç aşamasında

İncelenen belge bir ÇED Başvuru Dosyası. Projeye henüz ÇED Olumlu veya ÇED Olumsuz kararı verilmiş değil.

Proje, 29 Temmuz 2022 tarihli ÇED Yönetmeliği'nin Ek-1 listesinde, 26 Haziran 2025 değişikliğiyle düzenlenen "154 kV ve üzeri gerilimde ve 50 kilometre ve üzeri sürekli uzunluktaki elektrik enerjisi iletim hatları" kapsamında bulunuyor.

Bakanlık tarafından başvurunun genel formata uygun olduğunun belirlenmesi, projenin çevresel açıdan onaylandığı anlamına gelmiyor.

ÇED sürecinde halkın bilgilendirilmesi ve katılım işlemleri yürütülecek. Belirlenecek özel format kapsamında ÇED raporu hazırlanacak, ilgili kurumların inceleme ve değerlendirmelerinin ardından nihai rapor aşamasına geçilecek.

Süreç, Bakanlığın vereceği ÇED Olumlu veya ÇED Olumsuz kararıyla sonuçlanacak.

Mevcut başvuru dosyası planlanan güzergâhı, çevresel açıdan hassas bölgeleri ve değerlendirilmesi gereken olası etkileri ortaya koyarken, orman müdahalelerinin büyüklüğü, kesin kamulaştırma alanları, proje özelindeki gürültü hesapları, kuş göçü incelemeleri ve kümülatif çevresel etkiler konusunda ayrıntılandırılması gereken başlıklar bulunuyor.

Özellikle İzmir'de kaç ağacın kesileceği, kaç hektar orman alanına müdahale edileceği ve ulaşım için ne kadar yeni yol açılacağı soruları, projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi açısından yanıt bekliyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ