Anayasa Mahkemesi önünde seyyanen zam talebiyle yapılan eylem sırasında yaşamına son veren emekli polis Ali Şekeroğlu’nun ardından emeklilerin ağırlaşan geçim koşulları yeniden gündeme geldi. Türk Tabipleri Birliği, yoksulluk ve güvencesizliğin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekerek insanca yaşam ve yaşam hakkının korunması çağrısı yaptı. Ankara’da emeklilerin seyyanen zam talebiyle gerçekleştirdiği eylem sırasında emekli polis Ali Şekeroğlu, beylik tabancasıyla yaşamına son verdi. Olayın ardından emeklilerin geçim koşulları ve ekonomik güvencesizliğin insan yaşamı üzerindeki etkileri yeniden tartışma konusu oldu.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, yaptığı açıklamada yoksulluk ve güvencesizliğin bireysel değil, toplumsal bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirtti. TTB, ekonomik koşulların yalnızca insanların gelir düzeyini değil, yaşamın pek çok alanını doğrudan etkilediğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Yetersiz gelir, borçluluk, işsizlik ve güvencesiz çalışma; insanların yalnızca ekonomik durumunu değil, barınma, beslenme, sağlık hizmetlerine erişim ve sosyal yaşama katılım olanaklarını da belirlemektedir. Ekonomik ve sosyal güvencesizlik, geleceğe ilişkin kaygıyı ve çaresizlik duygusunu derinleştirerek fiziksel ve ruhsal sağlığı doğrudan etkilemektedir. İnsan onuruyla yaşamak bir ayrıcalık değil, temel bir haktır.”

“İntiharlar yalnızca bireysel nedenlerle açıklanamaz”

Emeklilerin yıllarca verdikleri emeğin karşılığında yoksulluğa, çalışanların ise güvencesizliğe mahkûm edilmesinin kabul edilemez olduğunu belirten TTB, intiharların da toplumsal koşullardan bağımsız değerlendirilemeyeceğini ifade etti.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

Depremlerde yıkım eşiği çok düşük
Depremlerde yıkım eşiği çok düşük
İçeriği Görüntüle

“İntiharlar da bu toplumsal koşullardan bağımsız, yalnızca bireysel nedenlerle açıklanamaz. İntiharı önlemek, kriz anında psikolojik destek sunmanın ötesinde, insanların yaşamlarını sürdürebilecekleri ekonomik, sosyal ve sağlık güvencesini sağlamayı gerektirir.”

“Yoksulluk kader değildir”

TTB, devletin görevinin yoksulluğu yönetmek değil, yoksulluğu ve güvencesizliği ortadan kaldıracak sosyal politikaları hayata geçirmek olduğunu belirtti.

Açıklamada şöyle denildi:

“Devletin görevi yoksulluğu yönetmek değil, yoksulluğu ve güvencesizliği ortadan kaldıracak sosyal politikaları hayata geçirmektir. Çünkü sağlık yalnızca hastalıkların tedavisi değildir. İnsan onuruyla yaşayabilmek, güvende olmak, sosyal yaşama katılabilmek ve geleceğe güvenle bakabilmek de sağlığın ayrılmaz parçalarıdır. Yoksulluk kader değildir. Güvencesizlik kaçınılmaz değildir. İnsanca yaşam ve yaşam hakkı korunmalıdır.”

TTB’den sosyal politika çağrısı

İnsanları yoksulluğa ve güvencesizliğe mahkûm eden politikaların terk edilmesi çağrısı yapan TTB, emekli aylıkları ve ücretlerin insanca yaşamaya yetecek düzeye çıkarılmasını istedi.

TTB’nin talepleri şöyle sıralandı:

  • Emekli aylıkları ve ücretler insanca yaşamaya yetecek düzeye çıkarılmalı, emeklilerin satın alma gücü korunmalıdır.
  • Gelirde ve vergide adalet sağlanmalı; ekonomik yük halkın üzerine değil, ödeme gücü yüksek kesimlere yüklenmelidir.
  • Güvencesiz, taşeron ve geçici istihdam yerine güvenceli ve kadrolu çalışma esas alınmalıdır.
  • Sağlık, eğitim, barınma ve sosyal güvenlik kamusal haklar olarak güçlendirilmeli; temel ihtiyaçlar piyasanın insafına bırakılmamalıdır.
  • Ruh sağlığı hizmetleri koruyucu ve toplum temelli bir anlayışla güçlendirilmeli, herkesin ücretsiz, nitelikli ve erişilebilir ruh sağlığı hizmetine ulaşması sağlanmalıdır.

Kaynak: Haber Merkezi