SEMİ TEKTAŞ/ YENİ Parti İzmir İl Başkanlığı Kongresi, Tepekule İş Merkezi’nde düzenlenen ilk gün toplantısıyla başladı. İzmir siyasetinin yakından takip ettiği kongrede mevcut İl Başkanı Çağatay Güç ile eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, 18 Ekim Pazar günü gerçekleştirilecek ön seçimde karşı karşıya gelecek.
Kongreye YENİ Parti İzmir milletvekilleri, partili ilçe belediye başkanları, 30 ilçe başkanı, belediye meclis üyeleri ve siyasi parti temsilcileri katıldı. Parti örgütünün yoğun katılım gösterdiği toplantıda, yarın yapılacak il başkanlığı seçimi öncesinde bir araya gelindi.


Divan başkanlığını Ensar Aytekin üstlendi


Kongrenin divan başkanlığını YENİ Parti Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin üstlendi. Divan üyeliklerini ise YENİ Parti İzmir İl Başkan Yardımcısı Murat Aydın ile eski Konak Belediye Başkanı Sema Pektaş yaptı.
Kongrenin ilk gününde protokol konuşmaları ile başlarken, Yurtiçi Örgütlememelerden Sorumlu Genel Başkanı Ensar Aytekin konuşmasını yapmak üzere kürsüye çıktı.
Aytekin’in konuşmasının satır başları şöyle;


“61 bin 111 üye oy kullanacak”


Yarın 30 ilçede, 50 noktada, 159 sandıkta toplam 61 bin 111 YENİ Parti üyesi sandığa giderek İzmir İl Başkanı'nı seçecek. Zor günlerden geçtiğimize kuşku yok. 12 Mart'ları, 12 Eylül'leri yaşayan, o sıkıyönetim dönemlerini gören, o günlere tanıklık eden büyüklerimiz var. Öyle ki yaşamakta olduğumuz günler, o günleri adeta mumla aratıyor. Son seçimleri, son genel seçimleri ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini hatırlayalım. 2023 seçimleri... Hepimiz umutluyduk. Kazanacağımıza inanmış ve inandırmıştık. Günün sonunda, 2023 seçimlerinin de ondan önce yıllardır yapılan seçimlerin sonuçlarıyla aynı olduğunu yaşayarak gördük. Örgüt olarak o günü, o geceyi eminim hiçbirimiz unutmadık. Birçok seçimi kaybettiğimizde olduğu gibi, 2023 seçimlerinin sonucunda da birçoğumuz evlerimize kapandık. Birçoğumuz konuşmak istemedik. Yüz yüze, göz göze gelmekten kaçındık. Aradan bir süre geçti. Ankara'da, Genel Başkanımız Özgür Özel'in başkanlığında dokuz milletvekili bir araya geldi. Uzun uzun konuştuk, tartıştık. Geçmişi konuştuk, özeleştiriler yaptık, eksiklerimizi değerlendirdik. “Ne yapmalı?” sorusunu ele aldık. Günün sonunda hepimizin anlaştığı, uzlaştığı ve ortaklaştığı tek bir somut gerçek vardı. O da şuydu: Bu ülkede seçim gecelerinin sonuçları değişecekse, bu ülkenin ve bu milletin kaderi değişecekse öncelikle Mustafa Kemal Atatürk'ün partisinin yönetim anlayışı değişmeli sonucuna vardık. Ve o gün delegenin vicdanı sokağa, seçmene ve üyeye açık oldu; değişim gerçekleşti.

Whatsapp Image 2026 10 17 At 12.26.05


“İlmek ilmek ördük”


Ertesi gün önümüzde bir seçim vardı: 31 Mart 2024 Yerel Seçimleri. Genel Başkanımız, o kurultayda bir söz verdi. Dedi ki: “Eğer ben genel başkan seçilirsem yapılacak ilk seçimde Mustafa Kemal Atatürk'ün partisini birinci parti yapacağım.” “Birinci parti yapamazsam o gece kurultayı toplayacağım, görevimi bırakacağım.” dedi. Kurultayın ardından çalışmalara başladık. Önümüzde dört-beş aylık bir süre vardı. İlmek ilmek ördük, ördük değerli arkadaşlar. Kimi yerde üyeye sorduk, ön seçim yaptık. Kimi yerde anketler gerçekleştirdik. Kimi yerde saha çalışmaları ve araştırmalar yaptık. Kimi yerde örgütümüze sorduk. Kimi yerde heyetler gönderdik; sokakta vatandaşa, sivil toplum kuruluşlarına ve çeşitli kanaat önderlerine danıştık. O ilde, o ilçede seçimi kazanacak adaylarla bir yarışa girdik. Biz geçmişte olduğu gibi eşimizle, dostumuzla, arkadaşlarımızla bir yolculuğa çıkmadık. Örgütümüzle ve milletimizle birlikte yola çıktık. Devamında, günün sonunda 31 Mart 2024'te Mustafa Kemal Atatürk'ün partisi, o gün itibarıyla 47 yıl sonra yeniden birinci parti oldu. O günün gururunu, onurunu, sevincini ve heyecanını hepimiz yaşadık. Yıllardır seçim gecelerinde partisinin ışıklarını erkenden kapattığımız, evlere kapandığımız günler geride kaldı. Sevincimizi, neşemizi... Öyle ki sevinmeyi ve neşelenmeyi unuttuğumuz için bu duyguları tam olarak yaşayamadık.


“Ezici bir üstünlükle birinci olduk”


İzmir'in de içinde bulunduğu Ege Bölgesi'nde, benim memleketim Balıkesir'i de dahil edersek dokuz ilin tamamında birinci parti olduk. Öyle bir birincilik ki ezici bir üstünlükle birinci olduk. Balıkesir'de, Balıkesir'in 20 ilçesinde ve Büyükşehir'de, Balıkesir tarihinde, Cumhuriyet tarihinde ilk defa 20 belediyenin 15'ini ve Büyükşehir Belediyesi'ni kazandık. Denizli'yi kazandık, Uşak'ı kazandık, Afyon'u kazandık, Manisa'yı kazandık. Evet, İzmir'de de daha güçlü bir şekilde, Büyükşehir Belediyesi'nin de içinde olduğu toplam 30 belediyenin 29'unu kazanarak yeni bir tarih yazdık.

İzmirspor’da söz bitti,  icraat zamanı
İzmirspor’da söz bitti, icraat zamanı
İçeriği Görüntüle


Cemil Tugay’a tepki


Adaylarla ilgili kimi zaman bazı kişiler tarafından “Yönetemez, beceremez, bu yükü taşıyamaz, altından kalkamaz” gibi telkinlerde bulunuldu, iddialar ortaya atıldı. Farklı telkinler ve iddialar da gündeme geldi. Ama eminim ki sizler de bir gün ihanete uğrayacağımızı, AKP'ye geçileceğini, satılacağımızı hiçbir zaman tahmin etmediniz, edemediniz. Genel Başkanımız da “Elim kırılsaydı” dedi, “Elim kırılsaydı da o imzayı atmasaydım.” Şimdi bir hain ihanet etti diye, birisi ya da birkaçı satıldı diye İzmir'in duruşu değişti mi? İzmir elden mi gitti? İzmir asla gitmedi! İzmir, daha güçlü bir şekilde olduğu yerde dimdik duruyor! Bu, bu salondan da belli. Bu salondan da belli, bu salondaki heyecandan da belli. Sokaktan da belli, yapılacak ilk seçimde sandıkta da belli olacak.


“Türkiye'nin 81 vilayetini karış karış dolaştık”


Türkiye'nin 81 vilayetini karış karış dolaştık. Ben, bu ülkenin doğusunda doğmuş, büyümüş ve batısında 30 yıldır yaşayan birisi olarak bu milleti tanıdığımı, Türkiye'de herkesi, her kesimi bildiğimi zannederdim. Yanılıyormuşum. O çalışmalarda gördüm ki Anadolu'da vatandaş, Cumhuriyet'i kuran partiyi tanımıyor. Tanımıyor değil, yanlış tanıyor. Anadolu'nun bir köyünde bir vatandaş bana CHP'yi tarif ediyor. Ancak benim gençlik kollarından bu yana üyesi olduğum, içinde bulunduğum parti, o tarif ettiği parti değil. Peki, neden? Bu kusur kimde? Bu eksiklik kimde? Vatandaşta mı? Asla değil. Bizde, örgütte, örgütlenme yolumuzda ve modelimizde. Çünkü biz illerde örgütlüyüz, ilçelerde örgütlüyüz ama ilçelerin altında örgütlü bir yapımız yoktu. Mahalle örgütleri kurduk, sandık sorumluları belirledik. Seçmenin tamamına ulaşan, erişen bir örgütlenme modeli oluşturduk. İşte o gün, 25 Mayıs günü parti genel merkezine camı çerçeveyi kırarak girdiler ya plastik mermilerle girdiler ya her şeyi darmadağın ettiler ya... İşte o örgütlenmeyi de darmadağın ettiler, paramparça ettiler.


“Bir devrim, tarihi bir iştir”


Cumhurbaşkanı adayımızı belirledik. Öyle kapalı kapılar ardında üç beş kişiyle, ahbap çavuş ilişkisiyle falan değil. Öyle sadece o günkü 1 milyon 600 bin üyemizle de değil, milletimizle birlikte yaptık bunu. Hem örgütümüzün önüne sandık koyduk, 1 milyon 600 bin üyemiz geldi, oy kullandı. Hem de milletimizin önüne sandık koyduk. 15,5 milyon vatandaşımız geldi ve “Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu olsun.” dedi. Bir devrimdir. Tarihi bir iştir. Millete sırtını dayamanın, gönlünü millete açmanın, milletle birlikte siyaset yapmanın ve yapacak olmanın en bariz kanıtlarından, örneklerinden birisidir. İşte ne olduysa 31 Mart seçim başarısından, halkla buluşmadan ve cumhurbaşkanı adayını halka seçtirme çalışmalarından sonra oldu. Hemen belediyelere operasyonlar yapıldı. Birçok belediye başkanı arkadaşımız, partilimiz, bürokratımız ve yöneticimiz suçsuz, günahsız bir şekilde cezaevlerinde yatıyor. Başta büyük cumhurbaşkanı adayımız olmak üzere...Baktılar ki mesele sadece belediyeleri ortadan kaldırmakla olmuyor. Attığımız iftiralar, yalanlar dönüp suratımıza yapışıyor. O hâlde partinin siyasi aklını, siyasi önderlerini ve kadrolarını da ortadan kaldırmaya karar verdiler.


“Partiyi iktidara taşıyan liderine ve kadrosuna yapılan bir darbedir”


Mutlak butlan kararı budur. Mutlak butlan kararı, Türkiye'nin birinci partisine, iktidara koşmakta olan partisine, partiyi iktidara taşıyan liderine ve kadrosuna yapılan bir darbedir. Bu darbe, yalnızca mahkeme kararları üzerinden gerçekleştirilen bir yargı darbesi değildir; fiziki bir darbedir. Yüzlerce polisle parti binası, adeta bir düşman karargâhı basar gibi basılmıştır. Günün sonunda o kara gün, o karanlık gün, o kötü gün Ankara'da genel merkez binasından yağmurlu bir havada çıktık. Genel Başkanımızla birlikte 300-500 kişiydik. Meclise yürüme kararı aldık. Genel merkez ile Meclis arasındaki mesafe 6,5 kilometreydi. Yağmur altında 2,5 saat yürüdük. Biz yola çıkarken, “Partimizi elimizden aldılar, bizi partimizden kopardılar. Biz de bir parti kurup yeniden genel başkan, milletvekili ve yönetici olalım.” düşüncesiyle o binadan çıkmamıştık, değerli arkadaşlar. Biz o binadan, hakkımız olanı yeniden geri almak üzere yola çıkmıştık

Kaynak: Haber Merkezi