SEMİ TEKTAŞ/ İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi'nin ekim ayı olağan toplantısının ikinci birleşimi Başkanvekili Mustafa Özuslu idaresinde gerçekleştirildi. Gündem dışı konuşmalarda söz alan YENİ Parti Meclis Üyesi Seyhan Müşerref Kuralı, yerel siyasette yaşanan parti değişikliklerinden devlet kaynaklarının kullanımına, sanat kurumlarının bağımsızlığından arkeolojik kazıların finansmanına kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasının merkezine siyasi ahlak ve seçmen iradesini yerleştiren Kuralı, özellikle belediye başkanlarının parti değiştirmesiyle kamu hizmetlerine erişim arasında bir ilişki kurulmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.
"Seçmen iradesi kişisel pazarlık konusu yapılamaz"
31 Mart 2024 yerel seçimlerinde yurttaşların yalnızca adaylara değil, siyasi programlara ve vaatlere de oy verdiğini hatırlatan Kuralı, seçimle kazanılan makamların kişisel tercihlerden bağımsız olarak seçmene karşı sorumluluk taşıdığını söyledi. Kuralı, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Bugün tartıştığımız mesele, bir insanın siyasi düşüncesini değiştirme özgürlüğü değil. Mesele, o insanın kendisini seçen yurttaşlara hangi sözleri verdiği ve bugün bu sözlerin arkasında nasıl durduğu. Siyasi tercihler kişilere ait olabilir. Ama seçimlerde bir partinin kimliğiyle kazanılan makamlar kişisel mülk değildir."
Kamu görevlerinin kişisel siyasi hedefler doğrultusunda kullanılmaması gerektiğini belirten Kuralı, "Hiç kimse kendisine emanet edilen kamu görevini, seçmenlere karşı taşıdığı sorumluluktan bağımsız değerlendiremez, kişisel ikballeri adına bir pazarlık malzemesi yapamaz" diye konuştu.
"Hizmet, iktidara katılmanın ödülü değildir"
Devletin bütün yurttaşlara eşit mesafede durması gerektiğini vurgulayan Kuralı, yerel yönetimlere sağlanan mali ve idari imkânların siyasi tercihlere göre değişmemesi gerektiğini söyledi.
Bir belediye başkanının iktidar partisine geçmesinin ardından daha önce yaşanan sorunların ortadan kalkması ihtimalini sorgulayan Kuralı, şu soruları yöneltti:
"Bir belediye başkanı iktidar partisine geçtiğinde, daha önce karşılaştığı mali ve idari güçlükler ortadan kalkacaksa, bunun gerekçesi nedir? Eğer bir kentin sorunlarının çözümü için iktidar partisine katılmak gerekiyorsa, bu durum devletin bütün yurttaşlara eşit hizmet sunma yükümlülüğüyle nasıl bağdaştırılacak?"
Kamu kaynaklarının siyasi ödüllendirme veya cezalandırma amacıyla kullanılmasına karşı olduklarını ifade eden Kuralı, yargı süreçleri ve idari denetimlerin siyasi tercihler üzerinde baskı oluşturmak amacıyla kullanıldığına ilişkin iddiaların da açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti.
Kuralı, "Hukuk, siyasi baskı aracı olamaz. Devlet imkânları, siyasi sadakatin karşılığı olamaz. Hizmet, iktidar partisine katılmanın ödülü değildir. Yurttaşın hakkıdır" dedi.
Şehir Tiyatroları'ndaki istifaları gündeme taşıdı
Konuşmasının devamında İzmir'in kültürel kimliğine dikkat çeken Kuralı, İzmir Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Levent Üzümcü ve Danışma Kurulu üyelerinin istifalarını değerlendirdi.
Söz konusu istifaların sanat kurumlarının geleceği açısından önemli sorular doğurduğunu belirten Kuralı, kültür ve sanat alanında uzun yıllar çalışmış bir yönetici ve müzikolog olarak sanatın bağımsızlığının korunması gerektiğini vurguladı.
"Sanatın özgürlüğü, iktidarların hoşgörüsüne bırakılamaz. Kurumsal güvenceye ihtiyaç duyar" diyen Kuralı, İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki tiyatro ve orkestraların geleceğine ilişkin açıklama istedi.
Kuralı, "Bugün İzmir Şehir Tiyatrolarının ve belediye bünyesinde bulunan orkestraların, müzisyen ve sanatçı kadrolarının sanatsal bağımsızlığının nasıl korunacağını bilmek istiyoruz. Repertuvar seçimlerine siyasi müdahale olmayacağının güvencesi nedir? Sanatçılarımız düşüncelerini özgürce ifade edebilecek mi? Yeni sanat yönetimi hangi ilkelerle belirlenecek?" sorularını yöneltti.
İzmir'in sanat kurumlarının herhangi bir siyasi anlayışın propaganda alanına dönüştürülmemesi gerektiğini ifade eden Kuralı, bu kurumların bağımsızlığının takipçisi olacaklarını söyledi.
"Klaros'un geçmişteki emeği unutulmamalı"
Menderes Ahmetbeyli'de bulunan Klaros Kehanet Merkezi'ne ilişkin gelişmeleri de gündeme taşıyan Kuralı, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin Aziz Kocaoğlu döneminden bu yana kentteki arkeolojik kazılara önemli destekler verdiğini hatırlattı.
Smyrna Agorası, Bayraklı Eski Smyrna ve Klaros başta olmak üzere birçok kazı çalışmasının belediyenin katkılarıyla sürdürüldüğünü belirten Kuralı, Haziran 2024'te İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Menderes Belediyesi'nin katkılarıyla turizm acenteleri ve otel yöneticilerinin Klaros'ta buluşturulduğunu anlattı.
Klaros'un yeniden gündeme gelmesinden memnuniyet duyduğunu ifade eden Kuralı, haberlerin zamanlamasına ilişkin ise dikkat çekici bir değerlendirmede bulundu:
"Basına servis edilen bu haberlerin, İzmir Büyükşehir Belediye başkanının siyasi tercihini değiştirdiği döneme denk getirilmiş olması ise manidar. Ancak bu çalışmaların geçmişini ve kurumsal emeğinin görmezden gelinmesine de müsaade etmeyeceğiz."
"Bakanlığın kazı ödenekleri artacak mı?"
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın İzmir'deki arkeolojik kazılara ayırdığı kaynakları da sorgulayan Kuralı, belediyenin sınırlı bütçesine rağmen yıllardır kültürel mirasın korunmasına önemli kaynak aktardığını belirtti.
Bakanlığın kazılara destek verdiğini ancak bu desteğin yeterliliğinin tartışılması gerektiğini ifade eden Kuralı, şu soruları yöneltti:
"Belediye başkanının iktidar partisine katılmasının ardından, Kültür ve Turizm Bakanlığının İzmir'deki kazılara ayırdığı ödenekler artacak mı? Artacaksa, neden şimdi?"
Kültürel mirasın korunmasının siyasi tercihlerden bağımsız bir devlet sorumluluğu olduğunu vurgulayan Kuralı, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
"İzmir'in tarihî mirası dün de aynı değerdeydi, bugün de. Devletin kültürel mirası koruma sorumluluğu, belediye başkanının parti rozetine bağlı olamaz! Çünkü kültürel mirasımızın korunması siyasi bir lütuf değil, kamusal bir sorumluluk. İzmir'in tarihi de sanatı da halkın iradesi de hiçbir siyasi partinin mülkü değildir."




