AKP iktidarları döneminde Milli Eğitim Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlerinde bulunan Erkan Mumcu’nun, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’a yönelik açıklamaları yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Mumcu’nun, “Abdullah Gül ve Bülent Arınç’ın 2007’de FETÖ ile iş birliği yaparak Erdoğan’a karşı kumpas kurduğu” yönündeki iddiasına Bülent Arınç sosyal medya hesabından uzun bir açıklamayla karşılık verdi.

“Muhatap almak istemiyorum”

Mumcu ile yaklaşık 20 yıldır herhangi bir iletişimi bulunmadığını belirten Arınç, açıklama yapmasının nedenini kendisinin ve Abdullah Gül’ün doğrudan hedef alınması olarak gösterdi. Arınç, “Erkan Mumcu'nun geçtiğimiz günlerde yaptığı bazı açıklamaları duydum. 20 yıldan beri kendisiyle bir iletişimim, bir ilişkim yok. Bu yüzden kendisini muhatap da almak istemem. Ancak bu açıklamalarda bizzat beni ve Sayın Abdullah Gül'ü hedef almasından dolayı birkaç cümle söylemek isterim” ifadelerini kullandı. Eski AKP Milletvekili Şamil Tayyar’ın Mumcu’ya ilişkin değerlendirmelerine de değinen Arınç, “Aslına bakılırsa Sayın Şamil Tayyar onun anlayabileceği dilde birkaç tweet ile güzel bir açıklama yaptı; kendisine çok teşekkür ediyorum” dedi.

Mumcu’nun bakanlık sürecini anlattı

Erkan Mumcu’nun 2002 seçimlerinde AKP’den Isparta milletvekili seçildiğini ve ardından bakanlık görevine getirildiğini hatırlatan Arınç, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e ilişkin de dikkat çeken bir anlatımda bulundu. Arınç, o dönem Recep Tayyip Erdoğan’dan duyduğuna göre Milli Eğitim Bakanlığı için Prof. Dr. Beşir Atalay’ın düşünüldüğünü ancak dönemin Cumhurbaşkanı Sezer’in Atalay’ı kabul etmediğini aktardı. Bunun ardından Erkan Mumcu’nun Milli Eğitim Bakanı olduğunu belirten Arınç, “Anlaşılıyor ki kendisi Sayın Sezer'in de rahatlıkla kabul edebileceği biriydi” ifadesini kullandı. Beşir Atalay’ın Devlet Bakanlığına, Hüseyin Çelik’in ise Kültür Bakanlığına getirildiğini belirten Arınç, daha sonra Hüseyin Çelik’in Milli Eğitim Bakanı olmasıyla Mumcu’nun Kültür Bakanlığı görevine geçtiğini ve kendisini bu dönemde daha yakından tanıdığını söyledi.

Süleymancılar'ın eski liderinin mezarı açılacak
Süleymancılar'ın eski liderinin mezarı açılacak
İçeriği Görüntüle

“Çok garip bir şekilde istifa etti”

Mumcu’nun iki yıl sonra AKP’den ayrılmasını da gündeme getiren Arınç, bu kararı “çok garip” olarak nitelendirdi. Mumcu’nun hem AKP’den hem de CHP’den bazı milletvekillerini bünyesine katarak Anavatan Partisi’ne Meclis grubu kurdurduğunu ve ardından partinin genel başkanı olduğunu hatırlatan Arınç, bu gelişmenin kendilerinde şaşkınlık yarattığını söyledi. Arınç, “Kendisine değer veren, milletvekili ve bakan yapan bir partiye karşı böyle bir harekette bulunacağını kimse beklemiyordu” dedi. O dönem askerî vesayet düşüncesine sahip bazı çevrelerde, CHP’nin AKP’ye yönelik muhalefetinin yetersiz kaldığı ve Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığında yapılan çalışmaların önünün kesilmesi gerektiği yönünde düşüncelerin bulunduğunun konuşulduğunu belirten Arınç, Anavatan Partisi’nin bu amaç doğrultusunda bir “manivela” olarak kullanılmak istendiğini öne sürdü.

“Büyük bir yalan içerisindedir”

Arınç, 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecine ilişkin Mumcu’nun iddialarını kesin bir dille reddetti. Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi öncesinde milletvekilleri, parti teşkilatları ve kanaat önderleriyle kapsamlı istişarelerde bulunduğunu kaydeden Arınç, son görüşmenin kendisiyle yapıldığını söyledi. Arınç, 23 Nisan günü öğleden sonra Erdoğan’ın TBMM Başkanlığı makamına geldiğini belirterek, görüşmede iki arkadaş olarak konuyu ayrıntılı biçimde ele aldıklarını anlattı. Görüşmenin sonunda Erdoğan’ın, “Hayırlı olsun, bizim de adayımız Abdullah Bey'dir” dediğini aktaran Arınç, Abdullah Gül’ün adaylığının parti içinde coşkuyla karşılandığını söyledi. Bu görüşmeyi daha önce birçok televizyon kanalında da anlattığını hatırlatan Arınç, Erdoğan’ın Gül’ün adaylığını duyurduğu konuşmadaki samimiyetini bugün de hissettiğini ifade etti.

“Kumpasın içerisinde yer aldı”

2007’deki cumhurbaşkanı seçimi öncesinde yaşanan gelişmeleri de hatırlatan Arınç, o günlerde “Milli Görüşçüden cumhurbaşkanı olmaz” ve “Eşi başörtülü olan kimse cumhurbaşkanı adayı olamaz” şeklinde itirazlarla karşılaştıklarını dile getirdi. Ardından 27 Nisan e-muhtırasının yayımlandığını ve eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu tarafından ortaya atılan 367 tartışmasının gündeme geldiğini belirten Arınç, CHP’nin de bu görüşün arkasında durduğunu ifade etti. Arınç, Erkan Mumcu’nun ise Anavatan Partisi milletvekilleriyle Meclis Genel Kuruluna girmeyerek Doğru Yol Partisi ile birlikte bu sürecin içinde yer aldığını savundu. Mumcu’nun 20 kişilik milletvekili grubunu bir odada tuttuğu ve oylamaya katılmamalarını istediği yönünde ifadelerin bulunduğunu belirten Arınç, Doğru Yol Partisi’nden Ümmet Kandoğan ve Mehmet Eraslan ile CHP’den Esat Canan’ın ise partilerinin kararlarına rağmen oylamaya katıldıklarını hatırlattı. Arınç, bu isimlerin “Biz demokrasiye katkı sağlamak istiyoruz” diyerek Genel Kurula girdiklerini aktardı.

367 kararını hatırlattı

Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında Genel Kuruldaki sayının 361’de kaldığını belirten Arınç, Anayasa Mahkemesi’nin 367 şartının sağlanmadığı gerekçesiyle verdiği karar sonucunda cumhurbaşkanlığı seçiminin gerçekleştirilemediğini hatırlattı. Bunun ardından iki önemli adım attıklarını ifade eden Arınç, genel seçimleri üç ay öne çektiklerini ve cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi yönündeki kararlarını güçlendirdiklerini söyledi.

“Kesinlikle yalan”

Arınç, Mumcu’nun cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi konusunda öncülük ettiği yönündeki anlatımlara da karşı çıktı. “Bu tarihlerde hiçbir şekilde Erkan Mumcu'nun ‘Artık cumhurbaşkanını halk seçsin’ diye önayak olduğunu ve destek sağladığını görmedik” diyen Arınç, buna ilişkin yorumların “kesinlikle yalan” olduğunu öne sürdü. 2007 seçimlerinde AKP’nin yüzde 47 oyla 341 milletvekili çıkardığını hatırlatan Arınç, bunu “muhteşem bir başarı” olarak değerlendirdi. MHP’nin de Meclis’e girmesinin ardından gerekli milletvekili sayısının aşıldığını belirten Arınç, Abdullah Gül’ün Ağustos 2007’de cumhurbaşkanı seçildiğini ifade etti.

Mumcu ve Ağar dönemini anlattı

Arınç, Erkan Mumcu ile Mehmet Ağar’ın Anavatan Partisi ile Doğru Yol Partisi’ni birleştirerek Demokrat Parti çatısı altında seçime girmeyi planladıklarını da hatırlattı. Ancak bu birleşmenin planlandığı şekilde gerçekleşmediğini belirten Arınç, iki partinin de 2007 seçimlerinden sonra Türk siyasetindeki ağırlığını kaybettiğini söyledi. Arınç, 2007 Ağustos ayından sonra Erkan Mumcu’yu kendi siyasi çevrelerinde hiç görmediğini savunarak, ne Recep Tayyip Erdoğan’ın ne kendisinin ne de diğer arkadaşlarının Mumcu ile bir teması bulunduğunu ifade etti. Mumcu’nun yaptığı siyasi tercihlerin karşılığında siyasi hayatının sona erdiğini öne süren Arınç, Mumcu’nun daha sonra partisinin genel başkanlığından gözyaşlarıyla ayrıldığını söyledi.

Asker baskısı iddiasını gündeme getirdi

Arınç, 2007 seçimlerine ilişkin Ankara’da dolaşan bir iddiayı da açıklamasına taşıdı. Mumcu’ya seçimlere neden katılmadığının sorulduğu dönemde, bir rivayete göre askerlerin kendisini zorladığını ve “Bu kişi kesinlikle cumhurbaşkanı olmayacak” denildiğini söylediğinin konuşulduğunu aktaran Arınç, bunun Ankara’da uzun süre dile getirilen bir rivayet olduğunu vurguladı. Konunun doğrusunu Mehmet Ağar’ın da bildiğini belirten Arınç, Ağar’ın bu meselede samimi davranacağına inandığını ve gerekli görmesi halinde açıklama yapabileceğini ifade etti.

“Bazı maddi sebepler olabilir”

Açıklamasının sonunda Mumcu’ya yönelik eleştirilerinin dozunu artıran Arınç, son iddiaları “hezeyan” olarak nitelendirdi. Arınç, “Hâsılı bu bir hezeyandır, kendisine de yakıştıramıyorum” ifadelerini kullanırken, Mumcu’nun açıklamalarının arkasında Abdullah Gül ve kendisinin yıpratılmak istenmesinin bulunabileceğini öne sürdü. Bazı yayın organlarının Mumcu’yu kullanmak istiyor olabileceğini savunan Arınç, daha da ileri giderek maddi gerekçeler ihtimalini gündeme getirdi. Arınç açıklamasını, “Belki de bazı maddi sebepler olabilir. Çünkü son zamanlarda maddi durumlarını biraz daha pekiştirmek için bazılarının bir yerlere hulûs çaktığını da çok iyi görebiliyorum” sözleriyle tamamladı.

Kaynak: AJANSLAR