KAZİM BOZKURT/İzmir, günlerdir etkili olan sağanak yağışlarla suya doyduğunu sanırken, bilim insanları ve veriler korkutan bir gerçeği gözler önüne seriyor. Meteorolojik verilere göre Ocak ayında rekor yağış düşmesine rağmen, kentin can damarı olan barajlardaki doluluk oranları geçen yılın çok gerisinde kaldı. Sokaklardaki sel görüntülerinin bir illüzyon olduğunu belirten uzmanlar, asıl tehlikenin yerin yüzlerce metre altında yaşandığını ve fosil su rezervlerinin hızla tüketildiğini vurguluyor.
Öte yandan Büyükşehir'den yapılan açıklamaya göre, İzmir’de, geride kalan ocak ayında son 88 yıldır ölçülen en yüksek yağış miktarlarından biri gerçekleşti. İzmir Meteoroloji Bölge Müdürlüğü verilerine göre, 1938 yılından bu yana kentte ocak ayı yağış ortalaması 134,8 kilogram olarak kayıtlara geçerken, bu yılın ocak ayında metrekareye 223,7 kilogram yağış düştü. Ortalamanın yüzde 65 üzerinde yağış düşen 2026 Ocak ayı uzun yıllardır en yüksek yağış miktarının gerçekleştiği dönem oldu.

Yağmur var ama ‘yarayışlık’ yok
Meteoroloji 2. Bölge Müdürlüğü’nden Serdar Göksu, İzmir'in Ocak ayı yağış ortalamasının 137 kilogram civarında olduğunu, bu yılın 30 Ocak itibarıyla 223,4 kilogram yağış aldığını belirtirken, "Ocak ortalamasının yaklaşık yüzde 60 üzerindeyiz. Aslında iyi bir şey ama eskiden, Kış döneminde çok uzun süreler yağmur yağardı. Şu anda yağışlı gün sayısı toplamda 11-12 gün. Yani aslında az tekrarda çok yağış alıyoruz." ifadelerini kullandı.
Göksu, yağmurun huyunun değiştiğini şöyle anlattı:
“İklim değişikliğinin projeksiyon olarak beklenen etkilerinden birisi bu. İzmir Körfezi ve Seferihisar Körfezi çok derin bir deniz değil. Genellikle daha sığ yapıda, sığ olunca da su yüzeyi daha sıcak kalabiliyor. Oradan hem hortum gibi oluşumlar hem de bu kısa süredeki kuvvetli yağışların oluşum frekansı artıyor. O nedenle yağışın yarayışlığının azaldığını söylemek yanlış olmaz."

Kıyıda sağanak, havzada kuraklık
Göksu, yağışların kıyı şeridine yoğunlaştığını ve barajları besleyen havzalara ulaşmadığını dile getirirken "Biz direkt kıyı şeridine çok yakın alanda alıyoruz bu yağışları. Yağışların kuvvetli kısmı çok içerilere taşınmıyor zaten. Bu yağış türünün özelliği de budur. Oluşup kısa süreli kararsızlık yağışlarında çok uzun mesafeler taşınmaz. O nedenle de alınan yağışın kıyı şeridine yakın alanda çok yağış alıyoruz. Onun da yarayışlığı azalıyor. Barajlara ve vesaire yeraltı sularına etkisi beklenen kadar olmuyor” şeklinde konuştu.
Meteoroloji Mühendisleri Odası Ege Bölge Temsilcisi Ayşegül Akıncı Yüksel de benzer tespitlerde bulunarak, "Şu hataya düşmeyelim, her düşen yağış baraja gitmiyor. Barajları besleyen akarsular belli. Burada yağan, mahallemize yağan yağışı oraya yönlendirmemiz diye bir şey yok maalesef” dedi.

Tahtalı'da dramatik düşüş
İZSU verilerine göre İzmir'in en büyük içme suyu kaynağı Tahtalı Barajı'nın aktif doluluk oranı 30 Ocak 2026 itibarıyla yüzde 4,69 seviyesinde. Geçen yılın aynı döneminde bu oran yüzde 15,09'du.
Serdar Göksu durumu şu sözlerle özetliyor:
"Geçen sene Ocak ayında yüzde 15-18 falan aralığında olduğunu söylüyorlar Tahtalı Barajı'nın. Şu anda biz daha yüzde 3-4 civarındayız. Normal şartlarda İzmir zaten yeraltı sularını çekerek kullanıyor olmasaydı, çoktan biz duşumuzu veya tuvalet ihtiyacımızdan sonra ıslak mendil kullanıyor olmamız gerekiyordu. Aslında biz susuzluğu hemen hemen hiç yaşamadık gibi bir durum var."
Torunlarımızın suyu tükeniyor
Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Koray Çetin Önalan, yeraltı suyu kullanımının kritik boyutlara ulaştığını vurgularken, "Kış ve bahar aylarında, özellikle tarımda su ihtiyacı ve tüketimi yaz aylarına göre çok daha düşük düzeydedir. Dolayısıyla bu düzeyde biz bilançoyu artıya geçirebilmemiz için tasarruf etmemiz lazım. Şu anda biz tamamen yeraltı sularına kalmış durumdayız. Yeraltı sularıyla götürüyoruz işi. Ama bu yeraltı sularının da varlığını tehdit eder boyuta ulaşacak” sözlerini aktardı.
Önalan, yeraltı sularının yenilenmesinin yıllar sürdüğünü hatırlattı:
"Herkes şunu düşünüyor: yağdı yağmur, haydi yeraltı sularını hemen besledi. Böyle bir sistem yok. Doğa öyle çalışmıyor. Yeraltı sularının bu yağan yağmurların yeraltındaki o derin akiferlere inmesi yıllar sürüyor. Onun için biz niye yeraltı suları için daha derin kuyu kazıyoruz? Çünkü üstteki akifer bitiyor, biraz daha derine iniyoruz."
Önalan, durumu çarpıcı bir benzetmeyle ifade etti:
"Biz dedelerimizin suyunu kullandık, onu bitirdik. Şimdi torunlarımıza vereceğimiz su yok ortada. 40 sene önce Aydın'da, İzmir'de, Büyük Menderes'te, Küçük Menderes'te insanlar 10 metrelik kuyulardan bir küçük motor koyup arazilerini suluyorlardı. Şu anda hem Büyük Menderes'te hem Küçük Menderes'te hem Gediz'de 50-60 metrede, 70 metrede, bazı yerlerde 150-200 metrelere kadar indi su seviyeleri."
Serdar Göksu, Şubat ayı için ortalamanın üzerinde yağış beklentisi olduğunu belirtirken, "Şubat ayı için yine özellikle bu Marmara, Ege'nin kıyı kesimleri, Akdeniz'in kıyı kesimleri ortalamanın üzerinde yağışlar görünüyor. Mart ayı için ortalamalar civarında yağış görünüyor. Şubat'ta şu anki tahminler ortalamanın üzerinde yağış alıyor olmak, ki Şubat'ta şu anki tahminler o şekilde, iyi bir şey" ifadelerini kullandı.
Koray Çetin Önalan, yağışların şu şekilde devam etmesi halinde geçen seneki seviyelere ulaşılabileceğini şu şekilde aktardı:
"Bu sene yağmurlar iyi gidiyor. Bu şekilde devam ederse en azından geçen seneki seviyeleri bulacağız. Barajı yüzde 100 doldurmak artık mümkün değil onu söyleyeyim size. Ama geçen seneki seviyeleri bulacağız gibi duruyor. Belki biraz daha üstüne çıkabiliriz."
Tasarruf çağrısı
Uzmanlar, yağışların iyi gitmesine rağmen su tasarrufu yapılması gerektiğini vurguluyor. Önalan, "Bir taraftan bu barajları bu şekilde doldurup bir taraftan da her ne kadar yağmurlar iyi yağsa da bizim mutlaka ve mutlaka bu aylarda da kısmi olarak su kesintileri yapmamız lazım ki o barajdaki suları yaz aylarına saklayalım. Hem yurttaşların hala su kullanımında çok dikkatli olması gerekiyor. Ve İZSU'nun da bence suyu çok dikkatli vermesi, hatta ve hatta bu su kesintilerine bir müddet daha devam etmesi gerekiyor diye düşünüyorum ki yaz aylarını rahat geçirelim." uyarısında bulundu.
Ayşegül Akıncı Yüksel, sağanak yağışların yerine yavaş ve kararlı yağışlara ihtiyaç olduğunu "Keşke daha kararlı bir havayla yavaş yavaş yağsa, günlerce yağsa ama yavaş yavaş yağsa. Bu tür yağışlar çünkü güney enlemlerden gelen şeyle nemi yüksek olduğu için bir anda çok şiddetli yağışlara neden oluyor. Kötü şehirleşmeyle de birleşince böyle bir şeyle karşılaşıyoruz." sözleriyle belirtti.
2026 yazında İzmir’i neler bekliyor?
Koray Çetin Önalan, orman yangınları ile sel felaketleri arasında doğrudan bağlantı kurarken, "Bu sene bizim yaşadığımız sel felaketlerini aslında orman yangınları ile ilişkilendirmemiz lazım. Geçen sene çok ciddi bir orman yangını yaşadık. Ormanların su tutma özelliği vardır. Hem suyun enerjisini ormanlar emer hem de suyu tutarlar. Koskoca bir ormanı yok ettik geçen sene. Ben geçen seneki röportajlarımda bu sene kış aylarında ciddi sel felaketlerine Ege Bölgesi'nde muhtemel olduğunu söyledim. Ne yazık ki gerçek oldu” diye konuştu.
Önalan, gelecek yaz için de endişelerini "Önümüzdeki sene gene böyle sıcak, kurak periyotlarda orman yangınları kuvvetle muhtemel. Biz eğer orman yangınlarını önlemeyi beceremezsek yağışlı periyotlarda ciddi sel felaketleriyle ikincil afetlerle karşılaşabiliriz" sözleriyle dile getirdi.




