Coğrafi konumu ve jeolojik yapısı nedeniyle deprem riski yüksek kentler arasında yer alan İzmir'de, afet yönetimine yönelik bütüncül çalışmalar ivme kazanıyor. Kentin altyapısını güçlendirmek kadar toplumsal bilinci de en alt yaş gruplarından itibaren inşa etmeyi hedefleyen İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu kapsamda çocuklara yönelik kapsamlı bir eğitim programını hayata geçiriyor. Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı bünyesinde görev yapan uzman ekipler, çocukların küçük yaşlardan itibaren olası kriz anlarına karşı bilinçlenmesi ve panik yapmadan doğru davranış refleksleri geliştirmesi amacıyla sahadaki faaliyetlerini sürdürüyor. Kent genelinde yürütülen bu sistemli çalışmalar sayesinde afete dirençli kent hedefinin temelleri geleceğin yetişkinleri üzerinden sağlam bir şekilde atılıyor.
Eğitim ağını her geçen gün genişleten ekipler; ilçe belediyelerine bağlı çocuk merkezleri ve kreşler, özel öğretim kurumları ve Büyükşehir Belediyesi çatısı altındaki çocuk etkinlik merkezlerinde yoğun bir mesai yürütüyor. Yıl boyunca aralıksız devam eden afet farkındalık eğitimleri kapsamında bugüne kadar toplam 36 eğitim kurumunda 3 bin 520 çocuğa ulaşıldı. Erken yaşta kazanılan davranış kalıplarının ömür boyu kalıcı olduğu gerçeğinden hareket eden uzmanlar, klasik ders anlatım metotlarının dışına çıkarak miniklerin dikkatini çekecek özgün yöntemler uyguluyor. Her bir eğitim programı, çocukların yaş grupları ve psikolojik gelişim düzeyleri hassasiyetle gözetilerek özel materyallerle kurgulanıyor.
Teorik bilgiler oyun temelli uygulamalarla hayat buluyor
Afet anında yaşanabilecek kafa karışıklığını ve korkuyu en aza indirmeyi amaçlayan programlarda, soyut kavramlar somut ve eğlenceli uygulamalarla anlatılıyor. Çocukların sürece aktif olarak katılımını sağlayan görsel materyaller, etkileşimli oyunlar ve simülasyon temelli etkinlikler sayesinde hayati bilgiler kolaylıkla zihne kazınıyor. Eğitimlerde özellikle deprem sarsıntısı başladığı anda hayatta kalma şansını artıran en temel reflekslerden biri olan Çök-Kapan-Tutun davranışı tüm ayrıntılarıyla pratik ettiriliyor. Sarsıntı anında sakin kalmanın önemine vurgu yapan eğitmenler, çocuklara bulunulan mekanda en güvenli pozisyonu nasıl alacaklarını uygulamalı olarak gösteriyor.
Sarsıntının sona ermesinin ardından yapılması gerekenler de eğitimlerin omurgasını oluşturuyor. Çocuklara, paniğe kapılmadan ve birbirlerini itmeden önceden belirlenmiş güvenli çıkış güzergahları üzerinden binayı kontrollü bir şekilde nasıl terk edecekleri adım adım anlatılıyor. Bunun yanı sıra, acil durumlarda hayati rol oynayan iletişim kanallarının doğru kullanımı da miniklere aktarılıyor. Günümüzün en kritik kamusal hatlarından biri olan 112 Acil Çağrı Merkezi ağının hangi durumlarda ve nasıl aranması gerektiği, gereksiz meşguliyetlerin önüne geçilmesi hususundaki duyarlılıkla birlikte çocuklara kazandırılıyor.
Afet hazırlık kültürü evlerin içine taşınıyor
Okul çatısı altında verilen eğitimin etkisini artırmak ve süreci hane halkına yaymak amacıyla bütüncül bir yaklaşım benimseniyor. Eğitimlerde miniklere, edindikleri bilgileri sadece kendilerine saklamayıp aile fertleriyle paylaşmaları yönünde telkinlerde bulunuluyor. Bu doğrultuda hazırlanan içeriklerle çocukların ev ortamındaki olası riskleri ebeveynleriyle birlikte tespit etmeleri teşvik ediliyor. Devrilebilecek ağır mobilyaların sabitlenmesinden acil durum çantası hazırlanmasına kadar pek çok detay, çocukların yönlendirmesiyle aile gündemine giriyor.
Her evin kendine ait bir kriz senaryosu olması gerektiğinden yola çıkan uzmanlar, her aileye özgü bir aile afet planı hazırlanmasının önemine dikkat çekiyor. Çocuklara; olası bir sarsıntı ya da tahliye sonrasında aile bireyleriyle nerede buluşacaklarını bilmelerinin hayati önemi anlatılıyor. Mahalle ölçeğinde önceden belirlenmiş toplanma noktaları bilgisi, çocukların hafızasına işlenerek kriz anındaki karmaşanın önüne geçilmesi hedefleniyor. Böylelikle sınıflarda yakılan farkındalık meşalesi, doğrudan evlerin içine taşınarak toplumsal bir hazırlık kültürüne dönüşüyor.
Küçük yaşlardaki öğrenciler toplumun bilinç elçilerine dönüşüyor
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin bu vizyoner projesi, çocukları sadece bilgi alan pasif birer dinleyici olarak görmüyor. Tam aksine, aldıkları nitelikli eğitimlerle donatılan her bir çocuk, kendi yaşam alanlarında birer farkındalık elçisi rolünü üstleniyor. Okulda öğrendikleri hayat kurtarıcı kuralları anne, baba, kardeş ve arkadaş çevrelerine aktaran minikler, toplumsal bilincin dip dalgası şeklinde yayılmasına öncülük ediyor. Evlerden başlayan bu bilgi akışı, komşuluk ilişkileri ve sosyal çevre aracılığıyla dalga dalga tüm kente yayılma potansiyeli taşıyor.
Afetlerle mücadelede fiziki ve kentsel dönüşüm hamlelerinin tek başına yeterli olamayacağını ortaya koyan uzmanlar, en büyük dönüşümün zihinlerde gerçekleşmesi gerektiğine işaret ediyor. Küçük yaşta kazanılan doğru refleksler ve afet kültürü, gelecekte kriz anlarını çok daha az hasarla atlatabilen dirençli bir toplum yapısının garantisi haline geliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı, çocuk odaklı bu eğitim seferberliğini kentin her noktasına yaygınlaştırarak kesintisiz bir şekilde sürdürmeyi hedefliyor.




