Ege Denizi'nin su altındaki yaşamı sessiz ama önemli bir değişim geçiriyor. Bir dönem yalnızca tropikal sularda görülen bazı balıklar ve deniz canlıları, Akdeniz'e yerleşerek Ege kıyılarına doğru yayılıyor. Bu değişimin arkasında deniz suyu sıcaklıklarının yükselmesi, Süveyş Kanalı aracılığıyla gerçekleşen tür geçişleri ve deniz taşımacılığı gibi etkenler bulunuyor. Bilim dünyasında Lesepsiyen göç olarak adlandırılan süreç, özellikle Kızıldeniz kökenli türlerin Akdeniz'e ulaşmasını ifade ediyor. Ancak yabancı türlerin tamamı istilacı olmadığı gibi hepsi insan sağlığı açısından tehlike de taşımıyor. Bazıları yerli türlerle besin ve yaşam alanı rekabetine girerken bazıları balıkçılık ekonomisinde değerlendirilebiliyor.

Türkiye denizlerinde kaç yabancı tür var?

2021 yılında PLOS ONE dergisinde yayımlanan ve 2020 yılı sonuna kadarki kayıtları değerlendiren kapsamlı bilimsel araştırmaya göre Türkiye denizlerinde 539 yabancı tür belirlendi. Bunlardan 404'ünün yerleşik popülasyon oluşturduğu, 135'inin ise rastlantısal kayıt statüsünde bulunduğu saptandı. Yerleşik türlerden 105'inin en az bir deniz bölgesinde istilacı özellik gösterdiği belirlendi. Araştırmada yabancı türlerin dağılımı şöyle kaydedildi:

Canlı grubu

Tespit edilen yabancı tür

Yumuşakçalar

123

Foraminiferler

91

Balıklar

80

Eklem bacaklılar

79

Bu rakamların Türkiye denizlerinin tamamını kapsadığına dikkat çekiliyor. Dolayısıyla 80 yabancı balık türünün tamamının İzmir kıyılarında bulunduğunu söylemek doğru değil. Bilim insanları, Ege ve İzmir'e ilişkin güncel dağılımın düzenli saha araştırmalarıyla takip edilmesi gerektiğini belirtiyor.

En tehlikelisi balon balığı: Kesinlikle tüketilmemeli

Close-up silver-cheeked toadfish Lagocephalus sceleratus on seafloor in blackwater looking at camera in Mediterranean Sea Cyprus

Yabancı deniz canlıları arasında insan sağlığı açısından öne çıkan türlerden biri benekli balon balığı (Lagocephalus sceleratus). Güçlü çene yapısı ve keskin dişleri nedeniyle balıkçıların ağlarına, oltalarına ve yakaladıkları balıklara zarar verebilen bu türün asıl tehlikesi, bünyesinde bulunan tetrodotoksin maddesinden kaynaklanıyor. Sinir sistemi üzerinde etkili olan bu toksin, ciddi zehirlenmelere ve ölümcül sonuçlara yol açabiliyor. Pişirme, kızartma veya dondurma işlemleri balon balığını güvenli hâle getirmiyor. Bu nedenle balon balıklarının hiçbir türü bilinçsiz şekilde tüketilmemeli; özellikle benekli balon balığı kesinlikle sofralara sokulmamalı.

Aslan balığı yerli türleri tehdit ediyor

Pterois miles (Photo. by C. Turan). | Download Scientific Diagram

Dikkat çekici çizgileri ve gösterişli yüzgeçleriyle tanınan aslan balığı (Pterois miles), Doğu Akdeniz'de yayılım gösteren yabancı türlerin başında geliyor. Sırt, karın ve anal yüzgeçlerindeki zehirli dikenler nedeniyle özellikle balıkçılar ve dalgıçlar açısından risk oluşturan bu balık, küçük yerli balıkları ve kabukluları tüketerek ekosistem üzerinde baskı yaratabiliyor. Aslan balığının eti, dikenleri uzman kişilerce güvenli biçimde uzaklaştırıldıktan sonra değerlendirilebiliyor. Ancak deneyimsiz kişilerin balığı yakalamaya veya temizlemeye çalışması ciddi yaralanmalara neden olabilir. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından Türkiye'de yürütülen çalışmalarda, kontrollü aslan balığı avcılığının istilacı popülasyonlarla mücadeleye ve yerel balıkçılığa katkı sağlayabileceği üzerinde duruluyor.

Sokar balığı: Hem ekonomik değer hem ekolojik risk

Dusky spinefoot (Siganus luridus) | adriaticnature

Sokar veya sokkan olarak bilinen balıklar da Ege'nin değişen deniz yaşamının dikkat çekici üyeleri arasında bulunuyor. Özellikle siyah sokar (Siganus luridus) ile beyaz sokar (Siganus rivulatus), Kızıldeniz kökenli otçul türler olarak biliniyor. Bu balıklar yoğun popülasyon oluşturdukları alanlarda deniz tabanındaki algleri tüketerek doğal bitki örtüsünün azalmasına yol açabiliyor. Kayalık alanlardaki bu değişim, çok sayıda küçük deniz canlısının beslenme ve barınma koşullarını etkileyebiliyor. Sokar balıkları ekonomik olarak değerlendirilebilse de yüzgeçlerindeki zehirli dikenler nedeniyle dikkatle tutulmaları ve temizlenmeleri gerekiyor.

Deniz kestanesi de su altındaki dengeyi değiştiriyor

Ένας επικίνδυνος και... ελαφρώς δηλητηριώδης αχινός που μας ήρθε από την Ερυθρά Θάλασσα | Neakriti

Yabancı türlerin tamamı balıklardan oluşmuyor. Uzun siyah dikenleriyle tanınan Diadema setosum türü deniz kestanesi, Ege ve Akdeniz'de bilim insanlarının yakından takip ettiği canlılar arasında yer alıyor. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi araştırmacılarının da katıldığı bir çalışmada, türün Türkiye'nin Ege ve Akdeniz kıyılarındaki dağılımı incelendi. Araştırmada, uzun dikenli deniz kestanesinin özellikle kayalık ve sığ alanlarda yoğunlaşabildiği, sıcaklığın artmasıyla popülasyonunun güçlenebildiği belirlendi. Deniz tabanındaki alglerle beslenen bu türün yüksek yoğunluğa ulaşması, doğal canlı topluluklarının yapısını değiştirebiliyor. Dikenleri de temas hâlinde yaralanma riski taşıyor.

Sofralara gelen yabancı türler hangileri?

Yabancı deniz canlılarının tamamı zehirli değil. Bazı türler ekonomik değere sahip olmaları nedeniyle balıkçılık sektöründe değerlendiriliyor.

Özellikle Doğu Akdeniz'de yabancı türlerden yeni ticari ürünler elde edilmesine yönelik çalışmalar yürütülüyor.

Bunlar arasında şu türler bulunuyor:

  • Sokar balığı: Eti tüketilebilen, ancak zehirli dikenleri nedeniyle dikkatli temizlenmesi gereken bir tür.

    İzmir'de eylülün iki yüzü: 7,5 derecelik şaşırtan fark
    İzmir'de eylülün iki yüzü: 7,5 derecelik şaşırtan fark
    İçeriği Görüntüle
  • Aslan balığı: Zehirli dikenleri uzaklaştırıldıktan sonra profesyonel biçimde işlenerek değerlendirilebiliyor.

  • Kızıldeniz barbunu: Upeneus moluccensis gibi türler Doğu Akdeniz balıkçılığında ticari değer taşıyor.

  • Randall mercanı: Nemipterus randalli, bazı Doğu Akdeniz ülkelerinde ekonomik olarak değerlendirilen yabancı balıklardan biri.

Ancak bu türlerin ticari değer kazanması, ekosisteme zarar vermedikleri anlamına gelmiyor. Ekonomik yarar ile ekolojik etkilerin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerekiyor.

İzmir kıyıları neden önemli?

İzmir Körfezi ve kentin kuzeyden güneye uzanan kıyıları, farklı deniz habitatlarını bir arada barındırıyor. Foça, Karaburun, Urla, Seferihisar ve Çeşme çevresindeki kayalık alanlar, deniz çayırları ve doğal kıyı ekosistemleri, yerli balık türleri açısından önemli yaşam alanları oluşturuyor. Deniz suyu sıcaklığının yükselmesiyle sıcak suyu tercih eden yabancı türlerin yayılım alanlarını genişletmesi, bu bölgelerdeki doğal dengenin izlenmesini daha önemli hâle getiriyor. Bununla birlikte yabancı bir türün İzmir kıyılarında gözlenmiş olması, bütün kıyı şeridinde yoğun popülasyon oluşturduğu anlamına gelmiyor. Tür bazında kayıtların, popülasyon yoğunluğunun ve yerli canlılarla etkileşimin ayrı ayrı araştırılması gerekiyor.

Bundan sonra ne yapılabilir?

Uzmanların üzerinde durduğu temel nokta, yabancı türlerle mücadelede yalnızca avcılığın değil, bilimsel izleme ve ekosistem korumasının da birlikte yürütülmesi. Türkiye'de balon balığıyla mücadele kapsamında avcılık destekleri uygulanıyor. Temmuz 2026'da yapılan düzenlemeyle benekli balon balığı için adet başına destek 35 TL, kapsamdaki diğer balon balığı türleri için 10 TL olarak belirlendi. Ancak uzun vadeli mücadele için bu tür uygulamaların daha geniş kapsamlı çalışmalarla desteklenmesi gerektiği belirtiliyor. İzmir açısından gündeme gelebilecek önlemler arasında yabancı türlerin düzenli sayımı, balıkçıların türleri tanıyabilmesi için eğitim programları hazırlanması, dalış topluluklarının gözlemlerinin bilimsel kayıt sistemlerine aktarılması ve yerli deniz canlılarının yaşam alanlarının korunması bulunuyor. Ayrıca ticari değeri olan yabancı türlerin kontrollü biçimde ekonomiye kazandırılması, balon balığı gibi zehirli türlere ilişkin kamuoyu bilgilendirmelerinin artırılması ve deniz çayırlarının korunması da önem taşıyor.

Ege'nin geleceği için zaman daralıyor

Denizlerdeki yabancı türlerin yayılımını tamamen durdurmak her zaman mümkün olmasa da etkilerini azaltmak için bilimsel yöntemler bulunuyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, Akdeniz'deki yabancı türlerle mücadelede bölgesel iş birliği, düzenli izleme, koruma alanları ve balıkçılarla ortak çalışma modellerinin önemine dikkat çekiyor. İzmir kıyılarındaki değişimin yalnızca birkaç yeni balığın görülmesinden ibaret olmadığı açık. Önümüzdeki yıllarda belirleyici olacak konu, yerli türlerin korunması ve yeni gelen canlıların ekosistem üzerindeki etkilerinin ne ölçüde kontrol altında tutulabileceği. Ege'nin su altındaki geleceği, bugün uygulanacak bilimsel koruma politikalarıyla şekillenecek.

Kaynak: HABER MERKEZİ