Yeni yıla girilmesiyle birlikte milyonlarca emekli ve memur için maaş hesapları yeniden gündemin ilk sırasına yerleşti. Ocak ayı itibarıyla altı aylık enflasyon farkı kesinleşirken, maaşlara yansıyacak artış oranlarının yanı sıra kamuoyunda sıkça dile getirilen seyyanen zam ihtimali de yeniden tartışılmaya başlandı. Son günlerde Ankara kulislerinde dolaşan bilgiler, bu beklentiye ilişkin önemli ipuçları veriyor.

Gözler ocak zammında, beklenti seyyanen artışta
Her yıl olduğu gibi 2026’nın başında da memur ve emeklilerin maaşları, bir önceki dönemin enflasyon oranları esas alınarak artırılacak. Bu artış, memurlar için toplu sözleşme zammı ve enflasyon farkı üzerinden, emekliler için ise doğrudan altı aylık enflasyon oranı üzerinden hesaplanıyor. Ancak son dönemde artan hayat pahalılığı, sabit gelirli kesimlerde “oranlı zam yeterli mi?” sorusunu gündeme taşıdı. Bu noktada seyyanen zam, yani herkese eşit tutarda yapılacak ek artış beklentisi öne çıktı.
Seyyanen zam konusunda resmi açıklama var mı?
Şu ana kadar hükümet kanadından, emekli ve memurlara seyyanen zam yapılacağına dair resmi bir açıklama gelmiş değil. Yetkili kurumların verdiği bilgiler, 2026 yılı için maaş artışlarının mevcut mevzuat çerçevesinde, yani enflasyon oranına bağlı şekilde yapılacağı yönünde. Özellikle en düşük emekli maaşı için ekstra bir seyyanen artış planlanmadığı, yalnızca enflasyon kadar bir güncellemenin masada olduğu ifade ediliyor.
Bu durum, beklentisi yüksek olan emekli kesiminde hayal kırıklığı yaratırken, tartışmaların da sürmesine neden oluyor.

En düşük emekli maaşı için tablo ne gösteriyor?
Kulis bilgilerine göre, en düşük emekli maaşı için 2026 başında ilave bir seyyanen artış öngörülmüyor. Bunun yerine, mevcut taban maaşın enflasyon oranında artırılması planlanıyor. Bu yaklaşım, bütçe disiplini gerekçesiyle savunulurken, sosyal politikalar açısından yeterli olup olmadığı ise kamuoyunda yoğun şekilde tartışılıyor.
Emekliler, özellikle kira, gıda ve sağlık harcamalarındaki artış karşısında, yalnızca oranlı zamların alım gücünü korumakta yetersiz kaldığını dile getiriyor.
Kamuda seyyanen zam teklifi neden geri çekildi?
Son günlerde seyyanen zam başlığını yeniden alevlendiren asıl gelişme, kamuda yönetici ve uzman personele yönelik hazırlanan bir düzenleme oldu. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen 2026 yılı bütçe teklifleri sırasında, bazı kariyer meslek grupları ve üst düzey yöneticilerin mali haklarında seyyanen artış öngören bir önerge kabul edilmişti.
Ancak bu adım, kamuoyunda “ücret adaleti” tartışmalarını beraberinde getirdi. Kısa sürede gündemin merkezine oturan düzenleme, üst kademeye seyyanen zam yapılırken geniş memur ve emekli kitlesinin kapsam dışında kalacağı eleştirilerine yol açtı.
Tartışmaların büyümesi üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ile konuyu değerlendirdi. Yapılan görüşmelerin ardından, söz konusu seyyanen zam teklifinin geri çekilmesi talimatı verildi.
Gerekçe olarak, kamuda çalışma barışının bozulmaması ve ücret adaletinin korunması gösterildi. Böylece yönetici ve uzman personele yönelik seyyanen artış beklentisi de rafa kalkmış oldu.

Geri çekilen önerge neyi kapsıyordu?
Geri çekilen düzenleme, 375 sayılı KHK’ye ekli cetvellerde yer alan bazı kariyer meslek kadroları ile mali hakları emsal kadrolara göre belirlenen yöneticileri kapsıyordu. Kabul edilmesi halinde, bu grupların maaşlarında oranlı zamdan bağımsız, eşit tutarlı bir artış yapılacaktı. Ancak düzenlemenin kapsamının dar olması ve toplumun büyük kesimini dışarıda bırakması, eleştirilerin ana odağı oldu.

Memur ve emekli için seyyanen zam ihtimali kaldı mı?
Mevcut tabloya bakıldığında, 2026 yılı için memur ve emekliye seyyanen zam yapılmasına yönelik somut bir hazırlık bulunmuyor. Hükümetin önceliği, maaş artışlarını enflasyon farkı ve toplu sözleşme hükümleri çerçevesinde gerçekleştirmek olarak görünüyor. Bunun dışında ek bir seyyanen artış için siyasi ve mali bir mutabakat oluşmuş değil.
Ancak sosyal dengeler ve ekonomik gelişmeler, ilerleyen aylarda bu başlığın yeniden gündeme gelmesine neden olabilir. Özellikle enflasyonun seyrine bağlı olarak, ek destek mekanizmalarının tartışmaya açılması ihtimali tamamen ortadan kalkmış değil.




