SEMİ TEKTAŞ/ İzmir Ticaret Borsası (İTB) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gökan Tuncer, Ekim Ayı Olağan Meclis Toplantısı’nda tarım sektöründeki maliyet baskısını gündeme taşıdı. Göreve seçilmesinin ardından ilk kez başkan sıfatıyla meclise katılan Tuncer, üretim maliyetleri ile ürün fiyatları arasındaki makasın açıldığına dikkat çekerek üreticinin gelir kaybı yaşadığını vurguladı. Tarımsal girdi fiyatlarının yıllık yüzde 30,3 arttığını, üretici fiyatlarındaki artışın ise yüzde 12,9’da kaldığını belirten Tuncer, özellikle üzüm fiyatlarındaki gerilemenin üreticilerin gelirlerini ve yeni sezon kararlarını olumsuz etkileyeceğini söyledi.

Girdi maliyetleri yüzde 30,3 arttı

İTB Ekim Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Bülent Uçak’ın yönetiminde gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gökan Tuncer, TÜİK’in açıkladığı tarımsal veriler üzerinden sektördeki ekonomik tabloyu değerlendirdi. Tarımsal girdi fiyatlarının ağustos ayında yıllık yüzde 30,3 arttığını, tarım ürünleri üretici fiyatlarındaki yıllık artışın ise eylül ayında yüzde 12,9 seviyesinde kaldığını belirten Tuncer, üretim maliyetleri ile ürün fiyatları arasındaki ayrışmaya dikkat çekti. Enerji, gübre ve yem fiyatlarındaki artışların üreticilerin üzerindeki baskıyı derinleştirdiğini ifade eden Tuncer, tarım ürünleri üretici fiyatlarının eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 2 gerilemesinin de önemli bir gösterge olduğunu kaydetti.

Üzüm fiyatlarında yıllık yüzde 23,4 düşüş

Bölgenin önemli tarımsal ürünlerinden üzümde yaşanan fiyat gerilemesine işaret eden Tuncer, çok yıllık bitkisel ürünlerde yıllık yüzde 19,3 düşüş yaşandığını, üzüm üretici fiyatlarının ise yıllık yüzde 23,4, yalnızca eylül ayında yüzde 14,4 gerilediğini söyledi. Maliyetlerin yükseldiği bir dönemde ürün fiyatlarının düşmesinin üreticilerin gelirlerini doğrudan etkilediğini belirten Tuncer, bu tablonun yeni üretim dönemine ilişkin kararları da olumsuz etkileyebileceğini dile getirdi.

“Kâr etmeyen iş sürdürülemez”

Hayvancılık sektöründeki gelişmelere de değinen Tuncer, ağustos ayında yumurta üretiminin yıllık yüzde 21,4, ticari işletmeler tarafından toplanan inek sütü miktarının ise yüzde 9,5 arttığını aktardı. Üretim kapasitesindeki artışın olumlu olduğunu ancak bunun üreticinin kazancına yansıması gerektiğini vurgulayan Tuncer, arzın iç talep ve ihracat olanaklarıyla desteklenememesinin fiyatlar ve işletme kârlılığı üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti. Perakende satışlarda artış yaşanırken toptan ticarette daralma görülmesinin ekonomik hareketliliğin ticaretin tüm aşamalarına eşit yansımadığını ortaya koyduğunu kaydeden Tuncer, 2026-2027 sezonunda tarımsal verim açısından bereketli bir dönem yaşanmasına rağmen üretim miktarındaki artışın tek başına yeterli olmadığını söyledi. Tuncer, “Tarımsal üretimde yalnızca miktarsal artışlar yeterli değil. Her şeyden önce üreticinin maliyetlerini karşılayabildiği, emeğinin karşılığını alabildiği ve üretimini sürdürebildiği bir ekonomik yapıya ihtiyacımız var. Hiç kimse unutmamalı ki kâr etmeyen iş sürdürülemez” ifadelerini kullandı.

Özgener’den fon soruşturması ve MSCI uyarısı: “Güven ortamı güçlendirilmeli”
Özgener’den fon soruşturması ve MSCI uyarısı: “Güven ortamı güçlendirilmeli”
İçeriği Görüntüle

Tarımda finansman ve iklim riskleri de büyüyor

Küresel ekonomik belirsizliklerin ve iklim kaynaklı risklerin tarım ve gıda piyasaları üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Tuncer, finansmana erişimin zorlaşmasının üreticilerin ve tarıma dayalı sanayi işletmelerinin yatırım kapasitesini sınırladığını ifade etti. Enerji fiyatları ve döviz kurlarındaki dalgalanmaların üretim maliyetlerini doğrudan etkilediğini kaydeden Tuncer, kuraklık ve aşırı hava olaylarının da tarımsal üretim, gıda arzı ve fiyat istikrarı açısından risk oluşturduğunu söyledi. Tuncer, tarım sektöründe finansal dayanıklılığın güçlendirilmesi, iklim değişikliğine uyum yatırımlarının artırılması ve erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Yenilenebilir enerji kooperatifleri önerisi

Enerji maliyetlerinin üreticinin kazancını ve gıdanın tüketiciye ulaşma maliyetini doğrudan etkilediğini belirten Tuncer, yenilenebilir enerji kooperatiflerinin özellikle küçük üreticiler açısından önemli fırsatlar sunabileceğini dile getirdi. Çatı güneş enerjisi sistemleri, jeotermal enerji ve biyogaz gibi kaynakların sulama, seracılık, hayvancılık ve gıda işleme faaliyetlerinde kullanılabileceğini kaydeden Tuncer, ortak yatırımlar sayesinde enerji giderlerinin azaltılabileceğini söyledi. Türkiye’de yenilenebilir enerji kooperatiflerinin yaygınlaştırılması için mevcut mevzuattaki kısıtların giderilmesi ve uygun bir hukuki çerçeve oluşturulması çağrısında bulundu.

İTB’den yeşil dönüşüm için destek planı

Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ve sınırda karbon uygulamalarının tarım ve gıda sektörünün rekabet gücünü doğrudan etkilediğini belirten Tuncer, özellikle küçük ve mikro ölçekli işletmelerin finansman ve teknik bilgi eksikliği nedeniyle dönüşüm sürecinde zorlandığını söyledi. İzmir Ticaret Borsası olarak üyelerin finansmana ve teşviklere erişimini kolaylaştıracak, yönetim ve eğitim kapasitelerini güçlendirecek adımlar üzerinde çalışacaklarını ifade eden Tuncer, karbon ayak izi ölçümü ve dijital izlenebilirlik gibi alanlarda firmalara destek sunmayı hedeflediklerini belirtti. Tuncer, “İzmir Ticaret Borsası olarak gayemiz çok net, üyelerimizin küresel pazarlardaki yeşil duvarlara çarpmasını önlemek, bu zorlu süreci bir yük değil, İzmir’in tarım ve gıda sektörü için büyüme fırsatı haline getirmektir” dedi.

Kaynak: HABER MERKEZİ