SPK'daki istifa, borsayı vurdu!
SPK'daki istifa, borsayı vurdu!
İçeriği Görüntüle

SEMİ TEKTAŞ/Efes, Çeşme, Alaçatı ve Şirince gibi dünyaca tanınan turizm merkezlerine ev sahipliği yapan İzmir, sahip olduğu potansiyele rağmen turist sayısında düşüş yaşıyor. Geçen yıl yaklaşık 1,5 milyon turist ağırlayan kentte bu yıl sayının 1,3 milyon seviyelerine gerilediğini belirten İzmir Otel Pansiyon ve Yurt İşletmecileri Esnaf Odası Başkanı İbrahim Veral, özellikle yabancı turist kaybının sektörü olumsuz etkilediğini ifade etti. İran savaşı, Avrupa'daki ekonomik daralma ve Türkiye'de yükselen konaklama maliyetlerinin rekabet gücünü zayıflattığını savunan Veral, İzmir'in turizmde Antalya'nın gerisinde kaldığını vurguladı. Çözüm için yeni yatırımlara ihtiyaç duyulduğunu belirten Veral, Basmane'nin yıl boyunca yaşayan bir turizm bölgesine dönüştürülmesi ve Çeşme Turizm Projesi'nin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

“Doluluk oranları yüzde 15 düştü”

Yaz sezonunda doluluk oranlarının yüzde 10-15 oranında düştüğünü ifade İzmir Otel Pansiyon ve Yurt İşletmecileri Esnaf Odası Başkanı İbrahim Veral, “Bu yıl geçen yıla kıyasla biraz daha düşük geçti. İran savaşı bizi bir miktar etkiledi. Son üç ayda doluluk oranlarımızda yaklaşık yüzde 10-15 düşüş yaşandı. Türkiye ve İzmir için genel olarak benzer bir durum söz konusu. İzmir'in doluluk oranları genellikle Türkiye ortalamasının üzerinde seyrediyor. Ancak düşüş yaşandığında bizdeki gerileme de biraz daha fazla oluyor. Geçen yılla kıyasladığımızda, son üç ayda İzmir genelinde yaklaşık yüzde 10-15'lik bir düşüş var. Sezonun sonuna kadar geçen yılın rakamlarını yakalamaya çalışacağız. Geçen yıl İzmir'e 1,5 milyona yakın turist gelmişti. Bu yıl ise turist sayısının 1 milyon 300 bin seviyelerine gerilediğini görüyoruz. Bu rakamı artırmak için çeşitli çalışmalar yürütüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

“İzmir’in tanıtımı büyük önem taşıyor”

“İzmir'in tanıtımı bu açıdan büyük önem taşıyor” diyen Veral, kayıplar hakkında ise şu açıklamayı yaptı: “Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansına (TGA) önemli görevler düşüyor. Sağ olsunlar, onlar da çeşitli programlar hazırlıyor ve İzmir'in tanıtımını farklı televizyon kanallarında yapıyorlar. İnşallah önümüzdeki yıl bu çalışmaların etkisini daha fazla göreceğiz. Ancak bu yıl yaşanan düşüşün en önemli nedenlerinden biri İran savaşı oldu. Geçen yıla kıyasla yaklaşık yüzde 15'lik bir kaybımız var. Özellikle yabancı turist sayısında ciddi bir düşüş yaşandı. Üstelik ekonomik sıkıntılar yalnızca Türkiye'de değil, Avrupa ülkelerinde de görülüyor. Avrupa'da da hayat pahalılığı arttığı için turistler tatil sürelerini kısaltmaya başladı. Eskiden 14-15 gün tatil yapanlar artık tatillerini 10 güne, hatta bir haftaya düşürebiliyor. Bütçeleri eskisi kadar rahat olmadığı için bu durum bizi de olumsuz etkiliyor. Diğer taraftan, Türkiye'nin rakibi olan ülkeler de uygun fiyatlı tatil seçenekleriyle öne çıkıyor. Mısır ve Tunus gibi destinasyonlar bizimle rekabet ediyor. Türkiye'de son iki üç yılda maliyetlerin ciddi şekilde yükselmesi, otel fiyatlarına da yansıyor. Yurt dışından tatil planlayan turistler fiyatları karşılaştırırken bu durum rekabet gücümüzü azaltıyor. Son iki üç yılda yaşanan hayat pahalılığı, turizm sektörünü de ciddi biçimde etkiledi. Hem artan maliyetler hem de uluslararası ekonomik koşullar nedeniyle turist sayımızı ve doluluk oranlarımızı korumak daha zor hale geldi.”

“Alaçatı’yı Basmane’ye yaymalıyız”

Veral, “Otelciler Odası olarak üzerinde en çok durduğumuz projelerden biri, otelciler sokağının bulunduğu Basmane bölgesini bir “Old Town”a dönüştürmek ve burayı yılın 12 ayı, 7 gün 24 saat turizm yapılabilecek bir alan haline getirmek. Örneğin Alaçatı Çarşısı da bundan 25-30 yıl önce İzmir halkının girişimleriyle bugünkü haline geldi. Burası, o dönemlerde atıl durumda olan ve kimsenin gitmediği bir yerdi. Ancak zamanla önemli bir turizm merkezine dönüştü. Alaçatı’da sezonun kısa sürdüğünü, işletmelerin 4-5 ayın ardından kapandığını biliyoruz. Biz bu modeli Basmane’ye taşırsak çok daha uzun süreli bir turizm hareketliliği sağlayabiliriz. Şimdiki Basmane Karakolu’nun arkasından çok katlı otoparka kadar uzanan bölgeyi bir turizm alanı ilan ederek canlandırmak istiyoruz. Buraya yalnızca konaklama açısından bakmıyorum. Böyle bir proje; konaklama, eğlence ve hediyelik eşya sektörlerini de ayağa kaldıracaktır. Üstelik bölgenin hemen arkasından Kemeraltı’na ulaşılabiliyor. Basmane’yi turizme açarak bu bölgeyi yeniden canlandırmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

“İzmir turizmde geri kaldı”

Çeşme Projesi ile turizmin canlanacağını ifade eden Veral, “Çeşme projesi de yıllardır konuşulan bir konu. Bakanlığın ilk talebi 100 bin yatak kapasitesiydi. Çeşitli kuruluşların itirazlarının ardından bu sayı 50 bine, daha sonra da 23 bin 500 seviyelerine kadar geriledi. İzmir için 100 bin yataktan daha fazlasına bile ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Ancak mevcut durumda planlanan 23 bin 500 yataklık kapasiteyi de bir an önce hayata geçirmemiz gerekiyor. Çünkü bu tür projeler kısa sürede tamamlanmıyor; uzun bir hazırlık ve uygulama süreci gerekiyor. İzmir, Türkiye’nin üçüncü büyük şehri olmasının yanı sıra turizm açısından da çok avantajlı bir destinasyon. Buna rağmen 30-40 yıldır turizmden hak ettiği payı alamıyor. Bir örnek vereyim: İzmir, 4,5 milyonluk nüfusuyla yaklaşık 1,5 milyon turisti ağırlayabiliyor. Antalya’nın ise 2,7 milyon civarında nüfusu olmasına rağmen 17 milyon turist ağırladığı dönemler oluyor. Bu karşılaştırma, İzmir’in turizmde ne kadar geride kaldığını gösteriyor. Oysa İzmir’in çok sayıda avantajı var. Selçuk gibi önemli turizm merkezlerine yakınlığı, gastronomiden deniz, kum ve güneş turizmine, sağlık turizminden diğer turizm çeşitlerine kadar pek çok olanağı bir arada sunması bunların başında geliyor. Eğitimli ve yetişmiş bir nüfusa, 10 üniversiteye ve kent merkezine oldukça yakın bir havalimanına sahibiz. İZBAN gibi ulaşım olanakları da turistlerin hareketliliğini kolaylaştırıyor. Kısacası bir turistin İzmir’de arayabileceği pek çok imkân mevcut. Ancak bütün bu avantajlara rağmen turizmde oldukça geride kaldık. Bu nedenle yatak kapasitesinin artırılması, özellikle nitelikli konaklama tesislerinin çoğaltılması ve Basmane gibi bölgelerin bir an önce turizme kazandırılması gerekiyor. Elbette bu çalışmaların hem yerel yönetimlerin hem de kamu kurumlarının desteğiyle yürütülmesi şart. Biz de Otelciler Odası olarak bu yatırımların tamamını destekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçmesi turizmi canlandırır mı?

İzmir’de yaklaşık 30 yıldır iktidarla yerel yönetimler arasında karşıt görüşlerin hâkim olduğunu belirten Veral, bu durumun yatırımların önünde engel oluşturduğunu ifade etti. Veral, “İzmir’de yaklaşık 30 senedir iktidarla karşıt görüşler yaşandı. Yerel yönetimler, devletin bütün projelerini neredeyse dava yoluna götürdüler. Geçtiğimiz yıl valiliğimizin, belediyelerimizin ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının katıldığı iki büyük toplantı yaptım. Herkes, bu projelerin elzem olduğu konusunda mutabık kaldı. Ancak belediyeler devletle çalışmayı reddettiği ve projeler baştan reddedildiği için işler yürümüyordu. Bundan sonraki süreçte en azından davalar açılmayacağını umuyoruz. İzmir’e yapılabilecek yatırımların engellenmeden, tarafların karşılıklı konuşmasıyla ve ortak akılla daha hızlı hayata geçirilmesini bekliyoruz. İzmir’e yatırım gelmesini hasretle bekliyoruz. Özellikle turizm sektöründeki geri kalmışlığımızı azaltmak, Antalya ile aramızdaki farkı en azından yarı yarıya indirmek ve İzmir’in turizmden hak ettiği payı almasını sağlamak istiyoruz. Ticaret odaları da İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü de bu konuda aynı fikirde. Bir an önce yatırımların İzmir’e gelmesini ve kentimizin bir yıl içinde ağırladığı turist sayısının en az iki-üç katına çıkmasını umut ediyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: SEMİ TEKTAŞ