İzmir’de art arda yaşanan kadın cinayetleri tepki çekti. Seferihisar’da eski birlikte olduğu erkek tarafından evi ateşe verilen Ebru Serep’in yaşamını yitirmesi, Çeşme’de Pınar Güneş’in silahlı saldırıda öldürülmesi ve Menemen’de avukat Özge Penbegül’ün polis memuru olan nişanlısı tarafından katledilmesi üzerine Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, İzmir Barosu önünde bir araya geldi.

Kadın cinayetlerine karşı önlem alınması ve kadınların yaşam hakkının korunması çağrısında bulunan platform üyeleri, öldürülen kadınların isimlerini anarak sorumluların hesap vermesini istedi. Platformun İzmir İl Temsilcisi Esra Akın, kadınların korunmasına yönelik mekanizmaların uygulanmadığına ve silahlara erişimin önlenemediğine dikkat çekti.

“Üç kadın, üç ayrı cinayet. Üç ayrı hayat yarım bırakıldı”

İzmir’de yaşanan üç kadın cinayetinin ardından açıklama yapan Esra Akın, kadınların yaşam hakkını korumak için gerekli önlemlerin alınmadığını vurguladı. Akın, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bugün burada, İzmir’de öldürülen Ebru Serep, Pınar Güneş ve Özge Penbegül için, yaşam hakkı elinden alınan bütün kadınlar için bir aradayız.

Bir kez daha kadın cinayetlerini konuşmak, bir kez daha öldürülen kadınların isimlerini saymak zorunda bırakılıyoruz. Çünkü kadınlar öldürülmeye devam ediyor. Çünkü kadınların yaşam hakkını korumak için alınması gereken önlemler hâlâ etkin biçimde uygulanmıyor.

Seferihisar’da Ebru Serep, eskiden birlikte olduğu itfaiye eri Abdullah Karabina’nın evini ateşe vermesi sonucu ağır yaralandı. Günlerce hastanede yaşam mücadelesi verdikten sonra hayatını kaybetti. Fail hakkında daha önce uzaklaştırma tedbiri uygulanmıştı. Ama bu karar Ebru’yu korumaya yetmedi.

Çeşme’de 28 yaşındaki Pınar Güneş, iki erkeğin karıştığı silahlı saldırıda vuruldu. Kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Cinayete ilişkin soruşturmada dört kişi tutuklandı.

22 Ekim’de ise Menemen’de avukat Özge Penbegül, nişanlı olduğu polis memuru tarafından silahla öldürüldü.

Üç kadın, üç ayrı cinayet. Üç ayrı hayat yarım bırakıldı. Üç kadının ailesi, sevdikleri, arkadaşları bugün onların yokluğuyla karşı karşıya.

Biz artık kadınların öldürülmesinin ardından aynı açıklamaları yapmak istemiyoruz. Kadınlar öldürülmeden önce önlem alınsın, kadınlar hayattayken korunsun istiyoruz!

Çünkü bunlar yalnızca bireysel nedenlerle açıklanabilecek cinayetler değil. Bir kadın hakkında uzaklaştırma kararı bulunan erkek tarafından öldürülüyor. Bir başka kadın, polis memuru olan nişanlısı tarafından öldürülüyor. Kadınların yaşamını tehdit eden erkekler silahlara erişmeye devam ediyor.

Peki kadınların yaşam hakkını korumakla sorumlu olanlar ne yapıyor?”

Eylül ayında 28 kadın öldürüldü

Kadın cinayetlerinin münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Akın, platformun Eylül 2026 raporundaki verilere işaret etti.

“Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak açıkladığımız Eylül 2026 raporuna göre yalnızca bir ayda 28 kadın öldürüldü, 19 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu.

Öldürülen 28 kadından 23’ünün hangi gerekçeyle öldürüldüğü tespit edilemedi. Kadınların yarısı evlerinde, 15’i ise ateşli silahlarla öldürüldü.

Bunlar yalnızca rakam değil. Her birinin bir adı, bir hayatı vardı. Her birinin geride kalan ailesi, yakınları ve sürdürülmesi gereken bir adalet mücadelesi var.

Gizli Tanıklar Mahkemeye Çağrıldı, Kılıçdaroğlu Talebi Değerlendirilmedi!
Gizli Tanıklar Mahkemeye Çağrıldı, Kılıçdaroğlu Talebi Değerlendirilmedi!
İçeriği Görüntüle

Kadınlar evlerinde, sokaklarda, işyerlerinde; evli oldukları, birlikte oldukları ya da eskiden birlikte oldukları erkekler tarafından öldürülüyor.

Ve biz her ay yeni isimler açıklıyoruz. Her ay yeni ailelerle tanışıyoruz. Her ay başka kadınların adalet mücadelesine omuz veriyoruz.

Artık yeter! Kadınların yaşaması için daha kaç kadının öldürülmesi gerekiyor?”

“6284 sayılı Kanun etkin uygulanmalı”

Kadın cinayetlerinin önlenebilir olduğunu vurgulayan Akın, mevcut yasaların ve koruma mekanizmalarının etkili biçimde uygulanması gerektiğini söyledi.

“Biz biliyoruz ki kadın cinayetleri önlenebilir. Bunun için yasalar var, koruma mekanizmaları var. Ama mesele bu yasaların uygulanması, kadınların gerçekten korunması.

Ebru Serep’in öldürülmesi bize bunu bir kez daha gösterdi. Bir kadın şiddetten korunmak için başvurmuşsa, uzaklaştırma kararı alınmışsa devletin görevi o kararın uygulanmasını sağlamaktır. Kadın öldürüldükten sonra yapılan açıklamalar, başlatılan soruşturmalar onu geri getirmiyor.

Özge Penbegül’ün bir polis memuru tarafından öldürülmesi de başka bir sorumluluğu önümüze koyuyor. Kadınları korumakla görevli kurumlarda çalışan erkekler de kadın cinayetlerinin faili olabiliyor.

Kadınların yaşamını korumakla görevli bir polis memuru bir kadını öldürüyorsa, burada yalnızca failin değil, kamu kurumlarının denetim ve sorumluluk mekanizmalarının da sorgulanması gerekiyor.

Bir diğer mesele de silahlar. Eylül ayında öldürülen kadınların yarısından fazlası ateşli silahlarla öldürüldü. Pınar Güneş ve Özge Penbegül de silahla öldürüldü.

Kadınları tehdit eden erkekler silahlara nasıl erişiyor? Bu silahları kim denetliyor? Şiddet riski bulunan erkeklerin silahlara erişimini engellemek için neden yeterli önlem alınmıyor?

Kadınların yaşamı söz konusuyken hiçbir ihmal kabul edilemez.

6284 sayılı Kanun etkin uygulanmalı. Uzaklaştırma kararlarının ihlalleri karşılıksız bırakılmamalı. Şiddet tehdidi altındaki kadınların başvuruları ciddiye alınmalı. Görevini yerine getirmeyen kamu görevlileri de hesap vermeli.

Kadın cinayeti davalarında cezasızlığa yol açan uygulamalara son verilmeli. Kadınları öldüren erkeklerin haksız tahrik ve iyi hâl indirimleriyle daha az ceza almasını kabul etmiyoruz.

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldı. Ama biz İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz.”

“Kadın cinayetleri kader değil”

Akın, kadın cinayetlerinin önlenmesi için etkili adımlar atılması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“Buradan bir kez daha söylüyoruz: Kadın cinayetleri kader değil! Önlenebilir cinayetler karşısında sorumluluğunu yerine getirmeyenler hesap vermeli!

Bugün İzmir’den soruyoruz:

Uzaklaştırma kararı bulunan bir erkek nasıl oluyor da bir kadının evini ateşe verebiliyor?

Kadınların yaşam hakkını korumakla görevli bir polis memuru nasıl oluyor da bir kadın cinayetinin faili oluyor?

Kadınlar silahlarla öldürülmeye devam ederken neden etkili önlemler alınmıyor?

Bu soruları sormaktan vazgeçmeyeceğiz. Kadınların öldürülmesini sıradanlaştırmanıza, cinayetlerin ardından birkaç açıklamayla sorumluluğun üzerini örtmenize izin vermeyeceğiz!”

“Öldürülen kadınların aileleri asla yalnız yürümeyecek”

Kadın cinayeti davalarında adalet mücadelesini sürdüreceklerini belirten Akın, platformun öldürülen kadınların aileleriyle dayanışma içinde olmaya devam edeceğini söyledi.

“Biz bugüne kadar öldürülen kadınların aileleriyle adliye koridorlarında, duruşma salonlarında, meydanlarda yan yana olduk. Kimi zaman yıllarca süren davaları takip ettik. Faillerin cezasız kalmaması için mücadele ettik.

Bundan sonra da aynı kararlılıkla mücadele edeceğiz.

Ebru Serep’in, Pınar Güneş’in, Özge Penbegül’ün ve öldürülen bütün kadınların aileleri, yakınları asla yalnız yürümeyecek!

Adalet mücadelelerinde yan yana olacağız. Davalarının takipçisi olacağız. Faillerin hak ettikleri cezaları alması, ihmali ve sorumluluğu bulunan herkesin hesap vermesi için mücadelemizi sürdüreceğiz.

Çünkü biliyoruz ki bir kadın cinayeti davasında verilen mücadele, yalnızca öldürülen bir kadın için değil, başka kadınların hayatta kalması için de verilen mücadeledir.

Kadınların yaşam hakkını korumak devletin sorumluluğu. Bizim kararlılığımız ise kadın cinayetlerini durdurana kadar mücadele etmek!

Kadınların öldürülmediği, şiddete maruz bırakılmadığı, eşit ve özgür yaşayabildiği bir ülke için mücadeleye devam edeceğiz.

Kadın cinayetlerini durduracağız!”

Kaynak: HABER MERKEZİ