İzmir’in Menemen ilçesinde 22 Ekim’de nişanlı olduğu polis memuru Aykut Erol tarafından tabancayla öldürülen 26 yaşındaki avukat Özge Penbegül, bugün son yolculuğuna uğurlandı. İzmir Barosu, genç kadının öldürülmesinin ardından yaptığı açıklamada kadın cinayetlerine, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına ve kamu görevlilerinin silah taşıma yetkisine ilişkin denetim mekanizmalarına tepki gösterdi.

İzmir Barosu Başkanı Serhat Sökmen, olayın “cinnet” ya da “bireysel bir trajedi” olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek kadın cinayetlerinin önlenmesinde devletin sorumluluğuna dikkat çekti. Sökmen, silahlı kamu görevlileri için düzenli psikolojik değerlendirme yapılması, şiddet riski taşıyanların silah taşıma yetkilerinin askıya alınması ve gerekli durumlarda meslekten çıkarılmaya kadar uzanan yaptırımlar uygulanması çağrısında bulundu.

“Bu tablo ne yazık ki münferit değildir”

Özge Penbegül’ün öldürülmesini geçmişteki kadın cinayetleriyle birlikte değerlendiren Sökmen, faillerin kamu görevlisi olmasının silah kullanma yetkisi ve denetim mekanizmaları açısından ciddi bir sorun ortaya koyduğunu belirtti. Sökmen, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Dün, İzmir’in Menemen ilçesinde, İzmir Barosu’na kayıtlı meslektaşımızın, henüz 3 Ekim tarihinde nişanlandığı polis memuru tarafından silahla vurularak katledildiğini ve failin olayın hemen ardından intihar ettiğini derin bir üzüntü ve dinmeyen bir öfkeyle öğrenmiş bulunmaktayız. Adaletin tesisi için cübbe giyen bir meslektaşımızı daha erkek şiddetine kurban vermenin acısını yaşıyor; kendisine Allah’tan rahmet, ailesine ve tüm hukuk camiasına başsağlığı diliyoruz.

Bu elim hadise ne “cinnet” ne de “bireysel bir trajedi” kılıfına sığdırılabilir. Üstelik bu tablo ne yazık ki münferit değildir. 14 Nisan 2023 tarihinde Demirci’de Yeşim Akbaş’ı da 28 Ağustos 2015 tarihinde Manisa’da Gülay Memiş’i de bu hayattan koparan hayatlarını paylaştığı kişilerdi. Faillerin ortak noktası olan polis memuru olmaları, vahim bir gerçeği işaret etmektedir. Kamu gücünü ve silah kullanma yetkisini elinde bulunduran bireylerin faili olduğu kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri, kamu görevlileri üzerindeki denetimsizliğin ulaştığı boyutu gözler önüne sermektedir.

Yaşananlar; kadınları toplumda eşit bireyler olarak görmeyen, onların yaşam hakkını ihlal edilebilir bir alan ve şiddete açık, savunmasız hedefler olarak konumlandıran ataerkil zihniyetin en acı sonucudur. Kadınların toplumsal yaşamda hukuki korumadan yoksun, bedeni ve yaşamı üzerinde kolayca tahakküm kurulabilir, yasal tabirle zafiyete uğratılabilir özneler olarak algılanmasında, devletin önleyici ve koruyucu yükümlülüklerini terk etmesinin büyük bir payı bulunmaktadır.”

İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Kanun vurgusu

Kadın cinayetlerinin önlenmesinde hukuki koruma mekanizmalarının önemine dikkat çeken Sökmen, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını ve 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanmamasını eleştirdi. Sökmen, devletin kadınları koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“2021 yılında, kadına yönelik şiddetle mücadelenin en kapsamlı uluslararası teminatı olan İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece yarısı kararıyla hukuka aykırı şekilde çıkılması, faillere verilmiş açık bir cesaret madalyası olmuştur. Sözleşmeden çekilmenin yarattığı güvencesizlik ortamı ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un etkin bir şekilde, amasız ve fakatsız uygulanmaması, kadın cinayetlerini sistematik ve politik hale getirmiştir.

Devletin asli görevi, kadınları koruyan hukuki kalkanları aşındırmak değil; hiçbir kadının kendini dezavantajlı ve korunmasız hissetmeyeceği tam bir güvenlik mekanizması tesis etmektir.”

Silahlı kamu görevlileri için denetim çağrısı

Özge Penbegül’ü öldüren kişinin polis memuru olmasının, silah taşıma ve kullanma yetkisine sahip kamu görevlilerine yönelik denetimleri yeniden gündeme getirdiğini belirten Sökmen, düzenli ve bağımsız değerlendirmelerin yasal zorunluluk haline getirilmesini istedi. Sökmen, yetkili makamlara yönelik çağrısını şu sözlerle sürdürdü:

“Öte yandan, meslektaşımızı hayattan koparan failin bir polis memuru olması, silah taşıma ve kullanma yetkisine sahip kamu görevlilerine yönelik denetim mekanizmalarının iflas ettiğinin en somut kanıtıdır. Kamu güvenliğini sağlamakla yeminli kişilerin, ellerindeki devlet otoritesini ve resmi silahı şahsi meselelerinde bir cinayet aracına dönüştürmesini engelleyecek proaktif idari tedbirlerin alınması zorunludur. Silah taşıma yetkisi, yalnızca mesleğe girişte yapılan yüzeysel ve tek seferlik bir değerlendirmeye dayanmamalıdır. Bu kapsamda yetkili makamlara acil çağrımızdır:

Silahlı kamu gücü kullanan tüm personelin ruhsal durum, öfke kontrolü, dürtü denetimi ve silah güvenliği konularında bağımsız kurullarca periyodik ve katı psikolojik değerlendirmelere tabi tutulması yasal bir zorunluluk haline getirilmelidir.

En ufak bir şiddet eğilimi, psikolojik sarsıntı veya risk işareti ortaya çıktığında, rutin kontroller beklenmeksizin derhal olağanüstü ara değerlendirmeye geçilmeli ve şahsın silah taşıma yetkisi tedbiren askıya alınmalıdır.

Kamu gücü, kişisel sorunların çözümünde bir tahakküm veya tehdit unsuru olarak kullanılamaz; bu yönde eğilim gösteren kamu görevlilerinin meslekle ilişiğinin kesilmesi de dahil olmak üzere en ağır idari yaptırımlar tavizsiz uygulanmalıdır.”

“Susmayacağız”

İzmir Barosu olarak kadın cinayetlerine ve şiddeti besleyen sisteme karşı mücadeleyi sürdüreceklerini belirten Sökmen, açıklamasının sonunda İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe girmesi ve 6284 sayılı Kanun’un eksiksiz uygulanması taleplerini yineledi.

Sökmen, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Bizler, meslektaşımızı yaşamdan koparan bu karanlık zihniyete, İstanbul Sözleşmesi’ni ortadan kaldıran iradeye ve silahlı meslek mensuplarını denetimsiz bırakan liyakatsiz sisteme karşı mücadelemizden bir an olsun geri adım atmayacağız. Şiddet üreten bu sistemin her bir dişlisi onarılana, 6284 sayılı Kanun eksiksiz uygulanana ve İstanbul Sözleşmesi yeniden yürürlüğe girene dek susmayacağız!”

Özge Penbegül son yolculuğuna uğurlandı

İzmir’in Menemen ilçesinde öldürülen 26 yaşındaki avukat Özge Penbegül için Mermerli Mahallesi Hacı Kerimoğlu Buhara Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi. Genç kadının tabutunun üzerine yakınları tarafından avukatlık cübbesi bırakıldı.

Dikili Belediyesi’nden tarım alanında 12 yıllık taş ocağı projesi
Dikili Belediyesi’nden tarım alanında 12 yıllık taş ocağı projesi
İçeriği Görüntüle

Kızının tabutuna sarılarak gözyaşı döken anne Penbegül’ü yakınları sakinleştirdi. Cenaze törenine Menemen Kaymakamı Vedat Yılmaz, Menemen Cumhuriyet Başsavcısı Soner Erden, Menemen İlçe Emniyet Müdürü Gürcan Alev, İzmir Barosu Başkanı Serhat Sökmen, avukatlar ve Penbegül’ün yakınları katıldı. Genç kadının cenazesi, kılınan namazın ardından Menemen Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Ne olmuştu?

Menemen’in Tülbentli Mahallesi’nde yaşayan Özge Penbegül ile nişanlı olduğu, Hakkari’de görevli polis memuru Aykut Erol arasında 22 Ekim’de henüz belirlenemeyen bir nedenle tartışma çıktı. Erol, tabancayla Penbegül’e ateş ettikten sonra kendisini vurdu.

Sağlık ekiplerinin yaptığı incelemede Penbegül’ün olay yerinde yaşamını yitirdiği belirlendi. İzmir Şehir Hastanesi’ne kaldırılan Erol da yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Penbegül ile Erol’un 3 Ekim’de nişanlandıkları öğrenildi.

Kaynak: HABER MERKEZİ