İzmir, son yılların en ağır su yönetimi sınavlarından birini veriyor. İklim krizinin etkisiyle azalan yağışlar, barajlardaki su seviyelerinin kritik eşiklerin altına gerilemesi ve yıllardır çözülemeyen altyapı kaynaklı kayıp-kaçak sorunları, kenti adım adım gece su kesintilerine mahkûm etti. İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İZSU), 2026 Ocak ayına ilişkin yeni kesinti programını yayımlayarak, bu tablonun kısa vadede değişmeyeceğini net biçimde ortaya koydu.
Açıklanan takvim, kesintilerin yalnızca birkaç mahalleyi değil, İzmir’in neredeyse tamamını kapsadığını gösteriyor. Yetkililer, barajlardaki doluluk oranları normal seviyelere ulaşmadan bu uygulamanın kaldırılmasının mümkün olmadığını vurgularken, kent genelinde su tasarrufu çağrıları da daha sert bir dile bürünmüş durumda.
Gece kesintileri geçici değil, zorunlu bir önlem
İZSU’nun teknik değerlendirmelerine göre İzmir, mevcut su kaynaklarıyla artan nüfusun ve tüketimin ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Özellikle yaz aylarında zirve yapan su tüketimi, sonbahar ve kış aylarında beklenen yağışların gelmemesiyle birlikte ciddi bir risk haline dönüştü.
Yetkililer, gece planlı su kesintilerinin keyfi bir karar olmadığını, mevcut kaynakların korunması için zorunlu bir önlem olarak uygulandığını ifade ediyor. Gece saatlerinde şebeke basıncının düşürülmesi ya da tamamen kesilmesi sayesinde, gündüz saatlerinde suyun daha dengeli ve sürdürülebilir biçimde dağıtılması hedefleniyor.
İZSU kaynakları, özellikle gece saatlerinde yüksek basınç nedeniyle oluşan altyapı arızalarının da su kaybını artırdığına dikkat çekerek, kesintilerin aynı zamanda sistemin korunması açısından da önemli olduğunu belirtiyor.
Uygulama Ağustos 2025’te başladı, kapsamı giderek genişledi
İzmir’de gece su kesintileri, ilk kez 6 Ağustos 2025 tarihinde kamuoyuna duyurularak uygulanmaya başlandı. İlk aşamada, barajlardaki duruma bağlı olarak kesintilerin üç günde bir yapılması planlanmıştı. Ancak yaz aylarında beklenen yağışların gerçekleşmemesi ve tüketimin yüksek seyretmesi, bu planın kısa sürede revize edilmesine yol açtı.
9 Eylül 2025 itibarıyla kesintiler iki günde bire düşürüldü. Bu süreçte özellikle merkezi ilçelerde yaşayan vatandaşlardan yoğun şikâyetler gelirken, İZSU baraj doluluk oranlarındaki düşüşü gerekçe göstererek uygulamanın süreceğini açıkladı.
10 Aralık 2025’te ise daha sert bir adım atıldı. İZSU, her gece planlı su kesintisi uygulanacağını duyurdu. Böylece İzmir, yılın son ayından itibaren kesintisiz bir gece su kesintisi dönemine girmiş oldu. 2026 Ocak ayı itibarıyla da bu uygulamanın aynen devam edeceği resmen ilan edildi.
Kesintiler saat kaçta başlıyor, ne zaman sona eriyor?
İZSU’nun son güncellediği programa göre gece su kesintileri, her gün saat 23.00 ile 05.00 arasında uygulanıyor. Bu saat aralığında, birçok mahallede şebekeye su verilmiyor ya da basınç ciddi şekilde düşürülüyor.
Özellikle yüksek katlı binalarda yaşayanlar, kesintilerin başlamasından çok önce suyun tamamen kesildiğini belirtiyor. Sabah saatlerinde suyun yeniden verilmesi ise bazı bölgelerde kademeli olarak gerçekleşiyor. İZSU, bu nedenle vatandaşların gece saatlerini dikkate alarak su ihtiyaçlarını önceden planlamalarını öneriyor.
Barajlardaki kritik tablo endişe yaratıyor
İzmir’in içme suyunun büyük bölümünü karşılayan barajlarda doluluk oranları uzun süredir kritik seviyelerde seyrediyor. Uzmanlar, son yıllarda yağışların düzensizleştiğini ve özellikle kış aylarında beklenen kar ve yağmurun barajlara yeterli katkıyı sağlamadığını vurguluyor.
İZSU yetkilileri, baraj doluluk oranları yükselmeden gece kesintilerinin sona erdirilmesinin mümkün olmadığını açıkça ifade ediyor. Bu nedenle uygulamanın bitiş tarihiyle ilgili net bir takvim verilmiyor. Barajlara yeterli su gelmesi halinde programın yeniden gözden geçirileceği belirtiliyor.
Vatandaşlardan tepkiler artıyor
2026 Ocak ayı için açıklanan programa göre gece planlı su kesintileri, İzmir’in hem merkez hem de çevre ilçelerini kapsıyor. Karabağlar, Konak, Bornova, Buca, Karşıyaka, Çiğli, Bayraklı, Balçova, Narlıdere, Güzelbahçe, Gaziemir, Menemen ve Menderes gibi ilçelerde çok sayıda mahalle kesintilerden etkilenecek.
İZSU, mahalle bazlı detaylı listeleri resmi internet sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden paylaşırken, vatandaşların bu listeleri düzenli olarak takip etmeleri istendi. Aylar süren gece su kesintileri, İzmir’de günlük yaşamı doğrudan etkiliyor. Özellikle sabah erken saatlerde işe ve okula gidenler, kesintiler nedeniyle ciddi mağduriyet yaşadıklarını dile getiriyor.
Birçok İzmirli, evlerinde bidonlar ve damacanalarla su depolamanın artık rutin hale geldiğini belirtirken, sosyal medyada da “kesintiler geçici değil, kalıcı hale geliyor” yorumları öne çıkıyor. Vatandaşlar, sorunun yalnızca kesintiyle değil, uzun vadeli altyapı ve su yönetimi yatırımlarıyla çözülmesi gerektiğini savunuyor.
İZSU’dan tasarruf çağrısı ve uyarılar
İZSU, kesintilerin yanı sıra su tasarrufu konusunda da uyarılarını sıklaştırdı. Özellikle bahçe sulama, araç yıkama, halı ve balkon yıkama gibi yüksek tüketim gerektiren alışkanlıklardan kaçınılması istendi.
Yetkililer, sabah saatlerinde suyun yeniden verilmesiyle birlikte ani ve yoğun kullanımın altyapı üzerinde baskı yarattığını, bunun da yeni arızalara ve su kayıplarına yol açtığını vurguluyor. Kontrollü ve bilinçli kullanım çağrısı, açıklamaların ortak noktası olarak öne çıkıyor.
İzmir’de gece su kesintileri, artık yalnızca geçici bir önlem değil, kentin geleceğini ilgilendiren yapısal bir sorunun göstergesi olarak değerlendiriliyor. İklim krizi, artan nüfus ve mevcut su kaynaklarının sınırlılığı, yerel yönetimleri daha radikal adımlar atmaya zorluyor.
İZSU’nun 2026 Ocak programı, İzmir’de suyun her damlasının artık hayati öneme sahip olduğunu bir kez daha ortaya koyarken, kesintilerin ne kadar daha süreceği sorusu kent gündemindeki yerini koruyor.
Antik Smyrna’dan bugüne suyla kurulan bağ
İzmir’in suyla ilişkisi, antik Smyrna dönemine kadar uzanıyor. Kadifekale ve çevresinde kurulan ilk yerleşimlerde, doğal kaynak suları ve yağmur hasadı sistemleri hayati rol oynuyordu. Roma döneminde inşa edilen su kemerleri ve yer altı kanalları, kentin su ihtiyacını karşılamak için geliştirilen ilk mühendislik çözümleri olarak tarihe geçti.
Osmanlı döneminde ise çeşmeler, sebiller ve bentler İzmir’in su ağını oluşturdu. Kentin farklı noktalarına yayılan bu yapılar, sınırlı kaynakların kontrollü kullanımını sağlıyordu. Ancak bu sistemler, bugünkü nüfus yoğunluğu ve tüketim alışkanlıklarıyla kıyaslandığında oldukça mütevazı kalıyordu.
Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte İzmir’de modern baraj ve isale hatları gündeme geldi. 20. yüzyılın ortalarından itibaren inşa edilen barajlar, kentin hızla artan nüfusuna uzun yıllar boyunca nefes aldırdı. Tahtalı, Balçova, Ürkmez ve Gördes gibi barajlar, İzmir’in içme suyunun belkemiği haline geldi.
Bu dönem, İzmir için su açısından görece rahat yıllar olarak kayda geçti. Ancak nüfus artışı, sanayileşme ve tarımsal sulamanın kontrolsüz biçimde büyümesi, zamanla bu rahatlığı gölgelemeye başladı. Baraj kapasitesine güvenilerek yapılan planlamalar, uzun vadeli riskleri göz ardı etti.
Son yıllarda iklim krizi, İzmir’in su dengelerini kökten sarsan en önemli faktörlerden biri oldu. Uzmanlar, Ege Bölgesi’nde yağış rejiminin belirgin biçimde değiştiğini, yağmurun düzensizleştiğini ve kış aylarında beklenen kar yağışının ciddi biçimde azaldığını vurguluyor.
Bu durum, barajların doğal yollarla dolmasını zorlaştırırken, yer altı su kaynaklarının da hızla tükenmesine yol açıyor. Kuraklık, artık geçici bir doğa olayı değil, İzmir’in kalıcı gündem maddelerinden biri haline gelmiş durumda.
Baraj doluluk oranları neden bu kadar düştü?
İzmir barajlarındaki su seviyelerinin düşmesinin arkasında birden fazla neden bulunuyor. Uzmanlara göre en belirgin etkenler şunlar:
-
Yağış miktarındaki ciddi azalma
-
Kent nüfusunun plansız biçimde artması
-
Tarımsal sulamada aşırı ve kontrolsüz su kullanımı
-
Altyapıdaki kayıp-kaçak oranlarının hâlâ yüksek olması
Özellikle kayıp-kaçak oranları, yıllardır çözülmesi gereken temel sorunlardan biri olarak öne çıkıyor. Şebekedeki eski borular ve basınç kaynaklı arızalar, barajlardan çekilen suyun önemli bir bölümünün daha musluğa ulaşmadan kaybolmasına neden oluyor.





