İzmir’in Bayraklı ilçesinde mütevazı bir hayat süren Kılıçlıoğlu ailesinin dünyası, bundan tam 3 yıl önce, o dönem 6 yaşında olan oğulları Kuzey’in rahatsızlanmasıyla karardı. Durmuş Yaşar İlkokulu öğrencisi olan küçük Kuzey, masum bir mide bulantısı ve kusma şikayetiyle hastaneye götürüldü. Ancak doktorların yaptığı detaylı tetkikler, ailenin hiç beklemediği acı bir gerçeği ortaya çıkardı. Minik Kuzey’in lenflerinde kitle tespit edilmişti. Yapılan ameliyat ve patoloji sonuçları neticesinde Kuzey’e lenfoma (lenf kanseri) teşhisi konuldu. Bir baba için evladının amansız bir hastalığa yakalandığını öğrenmek, taşıması en zor yüklerden biriydi. Ancak kaderin Kılıçlıoğlu ailesi için hazırladığı sınav henüz bitmemişti. Oğlunun tedavi süreciyle psikolojik olarak yıpranan baba Mustafa Kılıçlıoğlu, Kuzey’in teşhisinden sadece 8 ay sonra kendi vücudunda beliren semptomlarla sarsıldı. Doktora başvuran babaya, böbrek kanseri teşhisi konuldu.

Küçük bedenin büyük savaşı bulantı şikayetiyle başladı
Hastalık süreci, ailenin en küçüğü Kuzey için oldukça zorlu geçti. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin koridorları, ailenin ikinci evi haline gelmişti. Baba Mustafa Kılıçlıoğlu, o günleri anlatırken yaşadığı çaresizliği gizleyemiyor. Kuzey’in bağırsaklarından bir kısmının alındığı ameliyat sonrası biyopsi sonuçlarını beklerken yaşadıkları korku, teşhisin konulmasıyla yerini derin bir kedere bıraktı. Baba Kılıçlıoğlu, "Evladıma böyle bir hastalığı konduramadım. O yukarıda, serviste tedavi görürken ben aşağıda, hastane bahçesinde gözyaşı döküyordum. Yukarı çıkıp onun o halini görmeye dayanamıyordum" sözleriyle yaşadığı travmayı dile getirdi. Kuzey’in her hastane yatışı ortalama 17 gün sürüyordu ve bu süreçte baba, dışarıda bekleyişini sürdürürken, içerideki mücadeleyi anne devralmıştı.

Evlat acısını yüreğinde taşırken aynı kaderi paylaştı
Kuzey’in yaşadığı acıları içinde biriktiren ve yoğun stres altında kalan Mustafa Kılıçlıoğlu’nun vücudu, bu ağır yükü daha fazla taşıyamadı. Oğlunun teşhisinden aylar sonra başlayan ve 55 gün boyunca durmayan kanamalar, babanın da ciddi bir sağlık sorunuyla karşı karşıya olduğunun habercisiydi. Yapılan tetkiklerde babanın böbreğinin iflas etme noktasına geldiği ve kanserli hücrelerin organı sardığı anlaşıldı. "Böbreğin tamamen bitmiş" denilen Mustafa Kılıçlıoğlu, derhal ameliyata alındı. Artık evde iki kanser hastası vardı; biri oyun çağındaki bir çocuk, diğeri ise ailenin direği olan baba. Bu tablo karşısında ailenin tamamen dağılması beklenebilirdi ancak devreye anne Sonay Kılıçlıoğlu girdi.

Yıkılan bir babayı ve hasta evladını ayağa kaldıran gizli kahraman
Ailenin annesi Sonay Kılıçlıoğlu, bu hastalıkla ilk kez yüzleşmiyordu. 11 yıl önce kendi babasını, 9 yıl önce de ağabeyini kanser nedeniyle toprağa vermişti. Bu tecrübeler onu korkutmak yerine daha da güçlendirmişti. "Önce ben ayakta durmalıyım" diyerek dümene geçen anne, hem eşinin hem de oğlunun en büyük moral kaynağı oldu. Kuzey’e hastalığın adını "kanser" olarak değil, "kandaki bir mikrop" olarak anlattı. Kemoterapi sürecinde Kuzey’in saçları döküldüğünde, evde bir trajedi havası estirmek yerine durumu oyuna çevirdi. "Bak aynı babana benzedin" diyerek oğlunu güldürdü, hatta ablasının saçlarını da keserek evde bir "kabak partisi" düzenledi. Anne Kılıçlıoğlu, bu süreçte kendi annesini de akciğer kanserinden kaybetmesine rağmen, metanetini koruyarak eşini ve oğlunu iyileştirmeyi başardı. Mustafa Kılıçlıoğlu, eşinin bu fedakarlığını, "Ben yıkıldım, eşim toparladı. 6 ayda onun sayesinde atlattım" sözleriyle özetledi.

Hastane koridorlarından yeni yıl partisine uzanan umut yolculuğu
Zorlu geçen tedavilerin, uykusuz gecelerin ve endişeli bekleyişlerin ardından Kılıçlıoğlu ailesi için güneş yeniden doğdu. Hem Kuzey hem de babası Mustafa, kanseri yenerek sağlıklarına kavuştu. Baba ve oğul, LÖSEV (Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı) tarafından düzenlenen yeni yıl etkinliği kapsamında kutlamalara katılarak zaferlerini taçlandırdı. Etkinlikte doyasıya eğlenen Kuzey, "Hayatımın en güzel günü bugün oldu" diyerek mutluluğunu ifade etti. Derslerinde başarılı olduğunu belirten küçük savaşçının yeni yıldan tek dileği ise bir oyun konsolu. Aile, artık hastalıkları ve hastaneleri değil, geleceğe dair güzel planları, tatilleri ve umut dolu yarınları konuşuyor. Kılıçlıoğlu ailesinin hikayesi, sevginin ve aile birliğinin en amansız hastalıkların bile üstesinden gelebileceğinin canlı bir kanıtı olarak yürekleri ısıtıyor.





