Doğu Karadeniz’in sarp yamaçlarında yetişen, kışın beyaz örtü altında dinlenip baharda yeşeren Türkiye’nin "yeşil altını", sınırları aşarak dünya sofralarındaki yerini sağlamlaştırıyor. Kendine has demleme usulü, rengi ve aromasıyla bir kültür elçisi gibi çalışan Türk çayı, 2025 yılında dış satım performansıyla parmak ısırttı. Küresel tedarik zincirindeki dalgalanmalara rağmen Türk ihracatçısının agresif pazarlama stratejileri ve ürün kalitesi, rakamlara pozitif yansıdı. Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) tarafından açıklanan son veriler, sektörün altın çağını yaşadığını gözler önüne serdi. Sadece bir içecek değil, aynı zamanda stratejik bir tarım ürünü olan çay, geçen yılı yüzde 38’lik bir ihracat artışıyla kapatarak ekonomiye can suyu oldu.
İhracat rakamlarında rekor artış
Geride bıraktığımız 2025 yılı, çay üreticisi ve ihracatçısı için oldukça bereketli geçti. Bir önceki yıl 25 milyon 179 bin dolar seviyesinde kalan dış satım gelirleri, 2025 itibarıyla büyük bir sıçrama yaparak 34 milyon 806 bin dolar seviyesine ulaştı. Bu rakam, sektörün bugüne kadar ulaştığı en yüksek seviyelerden biri olarak kayıtlara geçti. Miktar bazında bakıldığında da tablonun rengi değişmedi. 2024 yılında 4 bin 994 ton olan ihracat hacmi, geçen yıl yüzde 25’lik bir artışla 6 bin 266 ton olarak gerçekleşti. Dünyanın dört bir yanına gönderilen binlerce ton çay, Türk tarımının gücünü bir kez daha kanıtlamış oldu. Sektör temsilcileri, bu artışın sadece miktar bazlı değil, değer bazlı olmasının da katma değerli ürün satışının arttığına işaret ettiğini belirtiyor.
Avrupa'nın çay merkezi belçika oldu
Türk çayının en sadık müşterileri listesinde Avrupa ülkeleri başı çekerken, zirve yine değişmedi. Lojistik bir merkez olması ve Türk nüfusunun yoğunluğu gibi etkenlerle Belçika, ihracatın lokomotifi konumunda yer aldı. 2025 yılında bu ülkeye yapılan ihracat, bir önceki yıla göre miktar bazında yüzde 37, değer bazında ise rekor bir oranla yüzde 49 artış gösterdi. Sadece Belçika pazarına gönderilen 2 bin 458 ton çay karşılığında, ülke ekonomisine 12 milyon 657 bin dolar döviz girdisi sağlandı. Belçika’yı, çay kültürünün en köklü olduğu ülkelerden biri olan Birleşik Krallık takip etti. İngilizlerin Türk çayına olan ilgisi, 5 milyon 826 bin dolarlık ihracatla tescillendi. Listenin üçüncü sırasında ise 2 milyon 564 bin dolarlık alımla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yer aldı. Ayrıca, pazar çeşitliliğini artırma çalışmaları meyvesini verdi ve geçtiğimiz yıl listeye 15 yeni ülke daha eklendi.
Karadeniz'den 122 ülkeye lezzet köprüsü
İhracat başarısını değerlendiren Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Çay Sektör Komitesi Başkanı Şaban Turgut, 2025 yılının sektör adına bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Türk çayının üzerine kar yağması nedeniyle dünyadaki diğer örneklerinden ayrıştığını ve daha az pestisit barındırdığını hatırlatan Turgut, bu doğallığın yurt dışı talep artışındaki en büyük etken olduğunu belirtti. 122 farklı ülke, özerk ve serbest bölgeye ulaşmanın gururunu yaşadıklarını ifade eden Turgut, "Özellikle Avrupa pazarındaki büyüme, çayımızın kalitesinin ve dünya çapındaki itibarının bir göstergesidir" şeklinde konuştu.
Hedef küresel markalaşma
Sektörün gelecek vizyonu hakkında da önemli ipuçları veren Turgut, rehavete kapılmadan yeni hedeflere odaklandıklarını dile getirdi. 2026 yılı için beklentilerin daha da yüksek olduğunu belirten Turgut, stratejilerini şu sözlerle özetledi: "Bu yılki önceliğimiz sadece tonajı artırmak değil, kilogram başına düşen ihracat değerini yukarı çekmek. Bunun için de mevcut pazarlardaki payımızı büyütürken, hiç girilmemiş yeni pazarlara açılmayı hedefliyoruz. Üreticilerimizle omuz omuza vererek kalite standartlarını en üst seviyeye taşıyacağız. Uluslararası tanıtım faaliyetleri ve fuar katılımlarıyla Türk çayının eşsiz lezzetini daha fazla tüketiciyle buluşturmak, sektörümüzün öncelikli misyonu olmaya devam edecek."




