ÖZGE UYANIK/EBSO Yönetim Kurulu Başkanlığı için adaylığını açıklayan Mustafa Karabağlı, İzmir’in sanayi geleceğine ilişkin hedeflerini basın mensuplarıyla paylaştı. Karabağlı, sanayinin farklı kademelerinde edindiği deneyimlerin kendisini EBSO başkanlığına aday olmaya yönelttiğini söyledi.

“Sanayinin içinden geliyorum” diyen Karabağlı, çocuk yaşta başladığı sanayicilik serüvenini şöyle anlattı:

“5 yaşında sanayide çıraklık dolaşıyorum. Babamın çırağıydı ama babanın çırağı olmak zordur. Gerçekten zordur. Usta çok sert davranamaz o kadar. Çünkü çırak bırakıp gider ama baba, ‘Bizde yer yok’ diyemez. O yüzden babamın ustalığı iki kere ustalıktır. Onun altını çizmek istiyorum. O yüzden oradan da başladık.”

Tüm bu deneyimlerin ardından EBSO başkanlığına aday olmaya karar verdiğini belirten Karabağlı, “Ben bunları çok yaşayarak öğrenmiş bir sanatçıyım. Aslında bütün bu deneyimlerin ve birikimlerin hepsini İzmir şehriyle bütünleştirdiğimde, İzmir’in sanayisinin ne olması gerektiğini de hayal edince, o zaman dedim ki ben EBSO başkanlığına adaylığımı koymalıyım. Bunu ben bu şehre de katmalıyım diye kendi kendime böyle bir hayal kurdum” diye konuştu.

Adaylık sürecine uzun süredir hazırlandığını ifade eden Karabağlı, “Bu hayalde gün be gün, belirli bir süredir zaten siz biliyorsunuz, koşuyoruz, belirli bir süredir hazırlanıyoruz. O sebeple de bugün artık son finale geldiğimiz günleri yaşıyoruz. İşte bunun sonunda herhalde yaklaşık bir iki hafta sonra zaten süreç tamamlanmış olacak. Herkesin bunun bir parçası olarak kendini hissettiği ve katkı koyduğu bir yapı hayal ediyoruz. Yani sanayicimizle geziyoruz, sahadayız, onlarla beraberiz vesaire. En küçük organizasyondan tutun da en büyük sanayi işletmesine kadar hepsi bu yapının bir parçası olmalı.”

Sanayicilerin yalnızca temsil edilen değil, karar alma süreçlerine doğrudan katkı sunan bir yapının içerisinde olması gerektiğini söyleyen Karabağlı, “Kendini buraya ait hissetmeli. Kendini buranın bir parçası olarak görmesi lazım. Bunu hissettirmemiz lazım” ifadelerini kullandı.

Karabağlı, ortak aklın kullanılmasının yeni projelerin önünü açacağını belirterek şöyle konuştu:

“Eğer bunu hissettirebilirsek bu çok değerli insanların fikirlerini, yetkinliklerini, akıllarını bu işin bir parçası yapabiliriz. İşte o zaman bazen hiçbirimizin aklına gelmeyen bir çözümü, bazen hiçbirimizin vizyonunda olmayan bir konuyu proje olarak gündemimize alıp şehrimize bambaşka değerler katabilir ve kazanabiliriz. Buna kalbimle inanıyorum.”

“En iyi çözümü bazen güvenlikteki arkadaş bilebilir”

Karabağlı, ortak akıl anlayışının yalnızca oda yönetiminde değil, fabrikalarda da uygulanması gerektiğini söyledi.

“Fabrikalarımızda da bunu yaparız. En iyi genel müdür bilmez, en iyi direktör bilmez. Bazen güvenlikteki arkadaş en iyisini bilebilir. Dolayısıyla kimin aklının ne getireceğini bilemeyiz. Biz de bu aklı gidip bulup sistemin içine entegre etmemiz lazım. Hayalimiz bu” dedi.

Whatsapp Image 2026 09 29 At 11.04.58

“İzmir’i Türkiye’nin teknoloji başkenti yapacağız”

İzmir için en önemli hedeflerinden birinin kenti teknoloji alanında Türkiye’nin öncü merkezi haline getirmek olduğunu söyleyen Karabağlı, bunun bir hayal olmadığını savundu.

“Tabii İzmir için de hayallerimiz var. ‘Türkiye’nin teknoloji başkenti yapacağız’ diye yola çıktık. İnşallah hep beraber, el birliğiyle yapacağız. Tabii ki bu bir rüya da değil. Dün meclis konuşmamızda da söyledim. Üniversitelerimiz var, teknoparklarımız var, liman şehriyiz. Güçlü bir sanayi altyapımız olduğuna inanıyorum. Yani İzmir artı değer üreten bir kent. O zaman biz bunu hakikaten daha teknolojik hale getirip Türkiye’nin teknoloji başkenti, yani en fazla katma değer üreten şehri haline getirebiliriz.”

“İzmir yenilenebilir enerjide Türkiye’nin başkenti”

İzmir’in yenilenebilir enerji alanındaki üretim kapasitesine de dikkat çeken Karabağlı, özellikle rüzgâr ve güneş enerjisi ekipmanlarının üretiminde kentin önemli bir merkez olduğunu söyledi.

“Tabii ki işte rüzgâr, güneş, yerli enerji kaynaklarımız bolca var. Yani İzmir özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarının üretim ekipmanlarında gerçekten Türkiye’nin başkenti. Rüzgâr kaynakları, güneş kaynakları, bunun türbinleri, kuleleri vesaire birçok şeyi İzmir ve İzmir’e yakın bölgemizdeki şehirlerde üretiliyor. Dolayısıyla bunlar önemli.”

“EBSO orkestra şefi olacak”

İzmir’deki farklı sektörlerin ve kurumların ortak hedef doğrultusunda bir araya getirilmesi gerektiğini belirten Karabağlı, EBSO’nun bu noktada koordinasyon görevi üstlenmesini hedeflediğini söyledi.

“Mesele bütün bu değerleri ortak bir fayda ve aynı hedef doğrultusunda bir yerlere getirebilmek. Yani bir organizatöre, bir orkestra şefine ihtiyacımız var. İşte biz de Ege Bölgesi Sanayi Odası olarak onun orkestrası olacağız.”

“OSB’lere yeni veri merkezleri ve kuluçka merkezleri kurabiliriz”

Karabağlı, organize sanayi bölgelerinin yalnızca üretim yapılan alanlar olmaktan çıkarılarak teknoloji ve inovasyon merkezlerine dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.

“Bizim OSB’lerimiz var. OSB’lerde onların da teknolojiye hizmet edebilecek bazı altyapıları mevcut. Ama onların yanına yeni veri merkezleri, yeni eğitim kampüsleri ve teknoloji odaklı mükemmeliyet merkezleri, kuluçka merkezleri rahatlıkla oluşturabiliriz.”

Mesela İzmir’in batısında ve güneyinde İYTE Teknopark, İzmir Teknopark var. Eğer biz İzmir’in kuzey aksında bunun bir paralelini yaratabilirsek, üniversitelerimizde olanı var ama onları da belki biraz daha bu anlamda destekleyebiliriz diye düşünüyorum.”

“Projeleri sanayiye kazandırmalıyız”

Karabağlı, üniversitelerde ve kuluçka merkezlerinde geliştirilen projelerin üretime aktarılmasının önemine dikkat çekti.

“Şehrin merkezinde, Körfez’de de kuluçka merkezlerini daha da artırabilirsek, buradan çıkan bu girişimci ruh, buradan çıkan yeni üniversite öğrencilerimizin, doktora öğrencilerimizin kuluçka merkezlerinde geliştirdikleri projeleri İzmir’in organize sanayi bölgelerinde ve sanayide üretime ve endüstriye kazandırdığımız bir yapıdan bahsediyoruz.”

İşte o zaman biz herhalde İzmir’de bir tane, iki tane değil, belki de onlarca, belki de yüze varan ‘unicorn’ yaratabiliriz. Bunlar olmayacak şeyler değil.”

"Esas mesele güven”

Ekonomide yaşanan finansman ve fon krizine ilişkin soruyu da yanıtlayan Karabağlı, şirketlerin ve sanayicilerin finansal sisteme duyduğu güvenin korunması gerektiğini söyledi. Krizin teknik ve hukuki boyutlarının ilgili kurumlar tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Karabağlı, asıl meselenin güven ortamının oluşturulması olduğunu vurguladı.

Karabağlı, şöyle konuştu:

“Bir kere bu fon krizi vesaire bunun teknik ve hukuki boyutunu değerlendirecek olan ülkenin kurumları. Ama burada esas mesele güven meselesi. Güveni kaybetmemek lazım, güveni geliştirmek lazım. Ve bunun ortamını kurmak lazım. Sanayicinin de finansal sisteme güveni olması gerekiyor. Bizim aslında hedeflediğimiz şu olmalı. Bir ekibin üretime, teknolojiye ve sanayiye karar verebildiği mekanizmanın hayatta oluyor olmasını bekleriz. Bunu savunmamız lazım. Yani bu mekanizma kurulmalı, benim düşüncem bu.

Ama tabii bunun için güvenen, bunun için dediğim gibi, güven ortamının oluşturulduğu bileşenlere ihtiyaç var. Ama tabii herkes, hakikaten bizim memlekette derler ki fazla keramet edin. Şimdi biraz da ayaklarınızı yere bastırmak lazım. Bir koy, on al, yüz al dünyası da gerçekten ne kadar gerçekçi, bunda tabii herkesin dikkat ediyor ve farkında oluyor olmasını bekleriz. O da bir gerçek.”

“Önce Barcelona olalım, sonra Silikon Vadisi’ne yolculuk yapalım”

Karabağlı, İzmir’i bir teknoloji merkezi haline getirme hedefi kapsamında “İzmir’e Silikon Vadisi” benzetmesinin ne kadar gerçekçi olduğu sorusuna ise daha temkinli yaklaşılması gerektiğini söyledi.

İzmir’in öncelikle teknoloji ve yaşam kalitesi açısından Barcelona gibi bir kent modeline yaklaşması gerektiğini ifade eden Karabağlı, daha sonra Silikon Vadisi benzeri bir yapının hedeflenebileceğini söyledi.

“İzmir’e baktığımızda şehir olarak çok benzeri bir şehir Barcelona’dır. Aslında İzmir, önce bir kere bir Barcelona olmaya doğru gitmelidir. Benim düşüncem bu. Teknoloji açısından baktığımız zaman, her Silikon Vadisi çok hoş. Yani niye olmasın, olur. Niye olmasın, olur ama bunun için de biraz daha zamana ihtiyaç var.”
Karabağlı, İzmir’in hedeflerini aşamalı biçimde gerçekleştirmesi gerektiğini belirterek, “Önce biraz bir Barcelona falan olalım da, işte ben ne bileyim, Seville olalım da, sonra Silikon Vadisi’ne doğru yolculuk yapalım diye düşünüyorum. Ama niye olmasın, tabii ki. Yani bir sıfırdan büyüktür. Bugün başlarsak, işte yarından erken, dünden geç kalmış oluruz. Ben öyle düşünüyorum.”

“Mesele İzmir’se herkesle görüşürüz”

EBSO seçimlerine siyasetin etkisine dair soru üzerine de değerlendirmelerde bulunan Karabağlı, İzmir’in sorunlarının çözümü için siyasi parti ayrımı gözetmeden Ankara’da temaslarda bulunmanın doğal olduğunu söyledi.

Karabağlı “Sanayi Bölgesi’nin geliştirilmesiyle ilgili çalışmalar ve faaliyetlerde bulunduğumuzu çünkü ben koronada Yüksek Dışarı Kurul Başkanıydım. Dolayısıyla oraya da çok emek verdim.

Bunun dışındaki yine Ankara’da, bakanlıklarda hatta Cumhurbaşkanı Yardımcımızla da bu konuda görüştük. Görüşmeye de devam edeceğiz ve ederiz. İzmir meselesi varsa biz herkesle görüşürüz.”

İzmir’e yapılacak yatırımlar ve kentin sorunlarının çözümü söz konusu olduğunda farklı siyasi kesimlerle görüşmenin doğal olduğunu belirten Karabağlı, “Zaten bundan daha doğal bir şey olamaz. Mesele İzmir meselesi, İzmir’e yapılacak bir yatırım meselesi. O yüzden tabii ki görüşeceğiz” ifadelerini kullandı.

Yorgancılar'dan 17 yıl sonra Veda; Seçim öncesi dikkat çeken sözler
Yorgancılar'dan 17 yıl sonra Veda; Seçim öncesi dikkat çeken sözler
İçeriği Görüntüle

Karabağlı, siyasi aktörlerle diyalog kurulmadan İzmir’in sorunlarının çözülemeyeceğini söyledi:

“Biz görüşmeden, diyalog kurmadan, bir araya gelmeden İzmir’in meselelerini nasıl çözeceğiz? Çözemeyiz ki. Ondan dolayı doğal olarak bir araya geleceğiz. O yüzden de açıkçası bu kurduğumuz diyaloglardan da son derece memnunum yani. Çünkü sonuca gidiyoruz, iş üretiyoruz.”

Ana muhalefet partisi ve diğer siyasi partilerle görüşmediği yönündeki değerlendirmeye de yanıt veren Karabağlı, farklı siyasi partilerden isimlerle de temas halinde olduğunu söyledi.

Karabağlı, “Daha dün Yeni Parti’li bir milletvekilimizle konuştum. Telefonda beni aradı kendisi. Ve dedi ki, ‘Ne yapabiliriz? Nasıl destek olalım?’ Karabağlı, “Tabii ki siyasetçilerle görüşeceğiz. Siyaset olmadan çözüm olmaz. Ne yapacağız? Başka hiçbir şey olmaz.”

Kaynak: ÖZGE UYANIK