SİNAN GENÇ/ Bir gazeteci düşünün... İzmir’in Göztepe semtinde kökleri bulunan eski bir aileden geliyor. Babıâli’nin hareketli dünyasına giriyor; kalemiyle, röportajlarıyla adından söz ettiriyor. Reşat Nuri Güntekin’den Nâzım Hikmet’e dönemin önemli isimlerinin karşısına oturuyor. Nâzım Hikmet ve Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı’yla dostluk kuruyor. Yazdıkları nedeniyle soruşturmalarla, mahkemelerle ve cezaeviyle tanışıyor. Ama onun hayatındaki en renkli sayfalardan birini, Cumhuriyet döneminin unutulmaz sesi Safiye Ayla açıyor. İzmirli gazeteci Naci Sadullah Daniş ile Safiye Ayla’nın yollarını kesiştiren şey de yine gazetecilik oluyor.
Röportaja gitti, aşka tutuldu
Takvimler 1934’ü gösteriyordu. Naci Sadullah, dönemin popüler yayınlarından Yedigün dergisi adına Safiye Ayla ile röportaj yapmak üzere sanatçının evine gitti. Gazeteci sorularını soracak, Safiye Ayla cevaplayacak ve ortaya bir dergi röportajı çıkacaktı. Fakat o kapının ardında başlayan hikâye röportaj sayfalarına sığmadı. Safiye Ayla üzerine çalışan araştırmacı Serdar Soydan’ın aktardığına göre görüşmenin ardından Naci Sadullah ile Safiye Ayla arasında bir gönül ilişkisi başladı ve ikili birkaç yıl birlikte oldu. Naci Sadullah artık yalnızca Safiye Ayla’nın röportajını yapan gazeteci değildi. Hayatındaki önemli isimlerden biriydi.
Safiye Ayla’nın çevresi değişti
Bu ilişkinin ilginç taraflarından biri de Naci Sadullah’ın beraberinde getirdiği dostluklardı. Çünkü İzmirli gazetecinin yakın çevresinde dönemin edebiyat ve düşünce dünyasının son derece önemli isimleri bulunuyordu. Nâzım Hikmet, Kemal Tahir ve Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir bunların arasındaydı. Serdar Soydan’ın aktardığına göre Naci Sadullah aracılığıyla kurulan bu ilişkiler sonucunda Safiye Ayla’nın Talimhane’deki evi de dönemin aydınlarının buluşma noktalarından birine dönüştü. Geceleri uzayan sohbetler, edebiyat ve memleket tartışmaları bu evde yapılıyordu. Safiye Ayla’nın sonraki yıllarda anlattıkları da bu çevrenin üzerindeki etkisini gösteriyordu. Babıâli insanlarından çok şey öğrendiğini, geceler boyunca yapılan sohbetleri dinlediğini anlatacaktı. Bir anlamda Naci Sadullah, Safiye Ayla'nın yalnızca duygusal yaşamında değil, entelektüel çevresinin genişlemesinde de önemli bir isimdi.

Demokrat İzmir ve Yenigün'de yayınlanan röportajlarından biri, Reşat Nuri ile..
İzmir’de de konuşulan aşk
Naci Sadullah ile Safiye Ayla arasındaki ilişkinin İzmir belleğinde de izleri bulunuyor. İzmir'in asırlık çınarı olarak tanınan Dr. Ayşe Mayda, yıllar sonra verdiği bir röportajda Safiye Ayla'yı anlatırken sözü Naci Sadullah'a getiriyordu. Mayda, Demokrat İzmir'de yazan gazeteci Naci Sadullah'ın Safiye Ayla'ya ilgisini anlatırken, onun sanatçının “peşinden ayrılmadığını” söylüyordu. Bu küçük tanıklık bile aşkın yalnızca İstanbul'un Babıâli çevrelerinde kalmadığını, İzmir'in eski kuşaklarının hafızasına da girdiğini gösteriyor.
Göztepe’den Babıâli’ye
Peki Safiye Ayla'nın âşık olduğu bu genç gazeteci kimdi? Naci Sadullah Daniş, İzmir'in köklü ailelerinden Sadullah Efendizadeler ailesinin bir ferdiydi. Çocukluğu ve gençliği İzmir'le iç içe geçti. Ailesinin Göztepe'deki varlığı, kentin eski sosyal yaşamının parçalarından biriydi. Bugünkü Göztepe 98 Sokak'ın eski adının Daniş Bey Sokağı olduğu bilgisi de aile hafızasında yaşamayı sürdürüyor. Ancak bu sokak adı bilgisini ulaşabildiğim çevrimiçi resmî kaynaklarda henüz bağımsız olarak doğrulayamadığım için, yayımlanacak metinde “eski İzmir kayıtlarına göre” diyebilmek adına belediye/APİKAM arşivinden ayrıca teyit edilmesi yerinde olur. Naci Sadullah'ın aile bağları ise İzmir tarihinin çok tanınmış başka bir ailesine, Uşaklıgillere kadar uzanıyordu. Bu bağ nedeniyle Latife Hanım'la da akrabaydı.
Bir yanında Safiye, diğerinde Nâzım
Naci Sadullah'ın yaşamını ilginç kılan noktalardan biri, dönemin kültür tarihinin önemli isimlerinin onun çevresinde sürekli karşımıza çıkması. Bunların başında Nâzım Hikmet geliyor. Naci Sadullah, Nâzım'la yalnızca röportaj yapan bir gazeteci değildi. İkili arasında yıllara yayılan bir dostluk bulunuyordu. Naci Sadullah'ın yaptığı Nâzım Hikmet röportajları bugün dönemin edebiyat tartışmalarının önemli belgeleri arasında değerlendiriliyor. Safiye Ayla da bu dostluk zincirinin içerisindeydi. Öyle ki Safiye Ayla'nın hatıralarında aktarılan bir olay, üç ismin ilişkisini bütün sıcaklığıyla ortaya koyuyor. Nâzım'ın maddi sıkıntılar yaşadığı bir dönemde Naci Sadullah ile Safiye Ayla'nın ona yardım etmek için harekete geçtiği; Nâzım'ın ayakkabılarının dahi oldukça kötü durumda olduğu ve dostlarının ona ayakkabı götürdüğü anlatılıyor.
Büyük şair, büyük ses ve İzmirli gazeteci...
Bugünden bakıldığında Türk kültür tarihinin üç ayrı fotoğrafı gibi görünen bu insanlar, o yıllarda aynı masalarda oturuyor, birbirlerinin hayatlarına dokunuyordu.
Bodrum’da Cevat Şakir’in yanına sığındı
Naci Sadullah'ın bir başka yakın dostu ise İzmir ve Ege kültürünün simge isimlerinden Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı idi. Safiye Ayla'nın anılarından aktarılan oldukça çarpıcı bir olay bu dostluğu da gözler önüne seriyor. Anlatıya göre Naci Sadullah, hakkında hapis ihtimali ortaya çıktığı bir dönemde Bodrum'a giderek Cevat Şakir'in yanına sığındı. Safiye Ayla ise onun peşinden Bodrum'a kadar gitti. Aydın üzerinden zorlu bir yolculukla Bodrum'a ulaştığını ve Halikarnas Balıkçısı'nı burada tanıdığını anlatıyordu. Böylece bir aşk hikâyesinin yolu bu kez Bodrum'a, Cevat Şakir'e ve Ege'nin edebiyat tarihine çıkıyordu.
Kalemi İzmir’e döndü
Naci Sadullah'ın hayatında İzmir'in ikinci büyük dönemi ise gazeteciliği sırasında başladı. Ege Üniversitesi bünyesinde yayımlanan akademik araştırmaya göre Rıza Nur aleyhinde yazdığı bir makale nedeniyle zorunlu ikamete tabi tutulmasının ardından memleketi İzmir'e döndü ve uzun süre kentte yaşadı. 1943 yılından itibaren Yeni Asır'da edebiyat, eleştiri, güzel sanatlar ve siyaset üzerine yazılar kaleme aldı. Ancak İzmir basınındaki izi tek bir gazeteyle sınırlı değildi. İzmir, Demokrat İzmir, İzmir Sesi, Sabah Postası, Anadolu, Ticaret, Akşam Postası ve Zincirli Hürriyet gazetelerinde yazıları ve tefrika edilmiş eserleri yayımlandı.
Demokrat İzmir’in acar kalemi
Naci Sadullah'ın İzmir gazeteciliğindeki en önemli duraklarından biri Demokrat İzmir'di. Akademik araştırmalara göre burada özellikle siyasi kimliğini yansıtan yazılarının yanı sıra sosyal ve kültürel konularda çok sayıda makale kaleme aldı. 1950 yılında “Kurtuluş'un Romanı” adlı eseri de Demokrat İzmir'de tefrika edildi. Gazetecilik onun için masa başında yazı yazmaktan ibaret değildi. Röportaj yapıyor, insan hikâyelerinin peşinden gidiyor, edebiyatçılarla konuşuyor, tartışmalara giriyor ve kimi zaman kendisi de haberin kahramanına dönüşüyordu.
Romanları İzmir gazetelerinde kaldı
Naci Sadullah aynı zamanda üretken bir edebiyatçıydı. İzmir basını üzerine yapılan akademik çalışmalarda 1945'te “Namuslu Günahkâr”, 1948'de ise “Artık Görüyorum” romanlarının Yeni Asır'da yayımlandığı belirtiliyor. “Namuslu Günahkâr”ı Zahide Samsam müstearıyla kaleme almıştı. Bugün sararmış gazete koleksiyonlarının arasında kalan bu tefrikalar, aslında İzmir basınının ne kadar zengin bir edebiyat arşivine sahip olduğunu da gösteriyor.
Aşk bitti, hikâyesi kaldı
Naci Sadullah ile Safiye Ayla'nın birlikteliği sonsuza kadar sürmedi. Safiye Ayla 1950 yılında dünyaca tanınan ud virtüözü Şerif Muhiddin Targan'la evlendi. Ancak Naci Sadullah'la yaşadığı yıllar, sanatçının biyografisinin dikkat çekici bölümlerinden biri olarak kaldı. Geride ise inanılması güç bir dönem fotoğrafı kaldı: Bir tarafta Cumhuriyet'in unutulmaz sesi Safiye Ayla... Bir tarafta Nâzım Hikmet... Bir başka köşede Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir... Ve bütün bu isimlerin arasında, Göztepe'den çıkıp Babıâli'ye uzanan İzmirli bir gazeteci: Naci Sadullah Daniş.
Göztepe’de kalan bir hatıra
Naci Sadullah'ın hikâyesine bugünden bakıldığında en etkileyici ayrıntılardan biri belki de başlangıç noktasına dönmek.
Göztepe'ye...
Bugün apartmanların, araçların ve gündelik şehir telaşının arasında kalan sokaklarda bir zamanlar İzmir'in eski aileleri yaşıyordu. Danişler de onlardan biriydi. O aileden çıkan Naci Sadullah; Safiye Ayla'nın hayatına girdi, Nâzım Hikmet'le dost oldu, Cevat Şakir'le aynı dünyanın insanı oldu, Babıâli'de gazetecilik yaptı, sonra yeniden İzmir'e döndü ve bu kentin gazetelerinde yazdı. Belki de Naci Sadullah'ın yaşamını anlatan en güzel cümle, bütün bu hikâyenin başladığı yere bakılarak kurulabilir: Göztepe'deki eski bir sokaktan başlayan yol, Safiye Ayla'nın kalbine, Nâzım Hikmet'in dostluğuna, Halikarnas Balıkçısı'nın Bodrum'una ve Türk basın tarihinin sararmış sayfalarına kadar uzandı. Bugün o sokaktan geçenlerin çoğu Naci Sadullah Daniş'in adını bilmiyor olabilir. Ama eski İzmir'in hikâyeleri biraz da böyledir. Bazen bir sokak adı değişir; hikâyesi ise yıllar sonra yeniden bulunmayı bekler.








