9 EYLÜL/Türkiye'nin gündemine oturan fon operasyonları büyürken, sürecin ekonomik boyutu da kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. Soruşturmada etkilenen kişi sayısı 500 bin olarak açıklanırken, operasyonların merkezindeki portföy şirketlerinin yönettiği fonların toplam büyüklüğünün 1 trilyon lirayı aştığı hesaplandı.

YENİ Parti İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Mustafa Vatansever, bu devasa rakamı İzmir'in somut sorunlarıyla kıyasladı. Vatansever, "Etkilenen kişi sayısı 500 bin. Fonların toplam büyüklüğünün 1 trilyonu aştığı hesaplanmıştır. Peki bu para ile neler yapılabilirdi?" sorusunu yöneltti.

"İzmir'in 50 yıllık çöp sorunu kökten çözülebilirdi"

İzmir'in 1992'den bu yana kanayan yarası olan Harmandalı Çöp Depolama Tesisi, kapasitesini çoktan aşmış olmasına rağmen kentin günlük 6 bin tonluk çöp yükünü taşımaya zorlanıyor. Danıştay kararlarına rağmen geçici izinlerle ayakta tutulan tesis, hem çevre felaketi riski taşıyor hem de kentin geleceğini tehdit ediyor. Oysa Ekim 2026 koşullarında İzmir'in tamamını kapsayacak, mekanik ayrıştırmadan biyometanizasyona, enerji üretiminden kaynağında geri dönüşüme kadar entegre modern bir atık yönetim sistemi kurmanın toplam maliyeti yaklaşık 40 milyar lira. 1 trilyon liralık fon büyüklüğü bu rakama bölündüğünde ortaya çarpıcı bir tablo çıkıyor: Bu kaynakla İzmir'e 25 adet tam entegre çöp yönetim tesisi kurulabiliyor. Başka bir ifadeyle fonların ulaştığı ekonomik büyüklük, İzmir'in çöp sorununu yarım asır boyunca tamamen ortadan kaldıracak, Harmandalı gibi çevre felaketi riski taşıyan depolama alanlarını tarihe gömecek ve kenti Avrupa standartlarında bir geri dönüşüm altyapısına kavuşturacak devasa bir yatırım gücü anlamına geliyor.

23 Buca Metrosu yapılabilirdi

İzmir tarihinin en büyük raylı sistem yatırımı olan Buca Metrosu'nun araçlarıyla birlikte toplam yatırım bütçesi 765 milyon euro.

1 Ekim 2026 itibarıyla euronun yaklaşık 55,6 lira seviyesinde olduğu dikkate alındığında Buca Metrosu'nun bugünkü kurla yaklaşık maliyeti 42,6 milyar liraya ulaşıyor.

1 trilyon lira bu rakama bölündüğünde ise ortaya 23,5 Buca Metrosu çıkıyor.

Başka bir ifadeyle fonların ulaştığı ekonomik büyüklükle İzmir'e yaklaşık 23 ayrı Buca Metrosu ölçeğinde raylı sistem yatırımı yapılabilirdi.

Bu da yaklaşık 400 kilometreyi bulan devasa bir raylı sistem altyapısına karşılık gelebilecek bir yatırım gücü anlamına geliyor.

İzmir Körfezi defalarca temizlenebilirdi

İzmir'in yıllardır mücadele ettiği sorunların başında Körfez'deki kirlilik ve sığlaşma geliyor.

Körfez rehabilitasyonu kapsamında dip taraması, çamurun taşınması, susuzlaştırılması ve bertarafı gibi işlemler milyarlarca liralık yatırımlar gerektiriyor.

1 trilyon liralık kaynak, bu ölçekte düşünüldüğünde İzmir Körfezi için planlanan dip tarama çalışmalarının onlarca kez finanse edilmesine yetecek büyüklükte.

Yapılan maliyet karşılaştırmalarında, 20 milyon ton seviyesine ulaşabilecek devasa dip tarama operasyonlarının finanse edilebileceği bir ekonomik büyüklükten söz ediliyor.

Yani fonların ulaştığı toplam büyüklüğün yalnızca küçük bir bölümü bile İzmir Körfezi'nin temizlenmesi ve rehabilitasyonu için yürütülen projelerin finansmanında kullanılabilecek ölçekte.

İzmir'e onlarca Gördes Barajı

İzmir açısından karşılaştırmanın bir diğer çarpıcı ayağını su yatırımları oluşturuyor.

Gördes Barajı, yaklaşık 473 milyon metreküplük depolama kapasitesi ve İzmir'e yılda yaklaşık 59 milyon metreküp içme suyu sağlama hedefiyle kentin en önemli su yatırımlarından biri olarak hayata geçirildi.

1 trilyon liralık ekonomik büyüklük, günümüz koşullarında büyük ölçekli baraj, isale hattı, arıtma tesisi ve içme suyu yatırımlarının onlarcasını aynı anda gerçekleştirebilecek bir finansman gücü anlamına geliyor.

Gördes Barajı'nın geçmiş yıllardaki yapım bedelini doğrudan bugünün fiyatlarıyla karşılaştırmak sağlıklı olmadığı için kesin bir baraj sayısı vermek mümkün olmasa da, 1 trilyon liranın İzmir'in onlarca yıllık su altyapısını değiştirebilecek büyüklükte olduğu görülüyor.

İzmir’de zam kuyruğu: Akaryayıt istasyonlarına koştular
İzmir’de zam kuyruğu: Akaryayıt istasyonlarına koştular
İçeriği Görüntüle

İzmir yaklaşık 44 yıl su faturası ödemeyebilirdi

Rakamın İzmirlilerin günlük hayatındaki karşılığı ise çok daha dikkat çekici.

İZSU'nun 2026 yılı bütçesinde mal ve hizmet satışlarından yaklaşık 22,5 milyar liralık gelir öngörülüyor.

Bu rakam değişmeden kalmış gibi teorik bir hesap yapıldığında 1 trilyon lira, yaklaşık 44 yıllık mal ve hizmet satış gelirine karşılık geliyor.

Yani tamamen teorik bir karşılaştırmayla 1 trilyon liralık kaynak, bugünkü gelir düzeyi üzerinden İzmirlilerin yaklaşık 44 yıl boyunca ödediği su ve bağlantılı hizmet bedellerine denk bir büyüklük taşıyor.

Elbette enflasyon, nüfus artışı, tüketim miktarı ve tarife değişiklikleri nedeniyle bunun gerçek hayatta 44 yıl ücretsiz su anlamına gelmeyeceğinin altını çizmek gerekiyor.

Ancak karşılaştırma, 1 trilyon liranın büyüklüğünü ortaya koyması açısından dikkat çekici.

ESHOT'un 34 yıllık bütçesine denk

Benzer bir karşılaştırma İzmir'in toplu ulaşımında da yapılabiliyor. ESHOT'un 2026 yılı bütçesi 29,4 milyar lira olarak kabul edildi.

1 trilyon lira bu bütçeyle karşılaştırıldığında yaklaşık 34 yıllık ESHOT bütçesine denk geliyor.

Üstelik ESHOT bütçesinin tamamı yolcu gelirlerinden oluşmuyor. Toplu ulaşım İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından önemli ölçüde sübvanse ediliyor.

Büyükşehir'in 9 yıllık bütçesi

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin 2026 yılı bütçesi ise 110 milyar lira. Bu rakam üzerinden yapılan basit hesap, 1 trilyon liranın İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin yaklaşık 9 yıllık toplam bütçesine eşit olduğunu gösteriyor. Üstelik bu bütçenin içinde personelden ulaşıma, altyapıdan sosyal yardımlara, kentsel dönüşümden çevre yatırımlarına kadar belediyenin hemen her faaliyet alanı bulunuyor.

46 yıl otoban

İzmir-Çeşme Otobanı'nın da aralarında bulunduğu otoyolların 25 yıllığına özelleştirilmesi planlanıyor. Yapılan hesaplamalara göre, bu süreçte otoyolları işletecek şirketlerin toplam 542 milyar lira gelir elde etmesi öngörülüyor. Bu rakam, yıllık ortalama 21,6 milyar liralık bir gelir akışına karşılık geliyor. Halihazırda 53 lira olan geçiş ücretinin özelleştirme sonrası 350 liraya yükselmesi beklenirken, otoyolun işletme hakkı için 3 ila 4 milyar dolar arasında bir peşin bedel talep edileceği tahmin ediliyor. Fon soruşturmasında gündeme gelen 1 trilyon liralık büyüklük, bu yıllık gelir kaybıyla karşılaştırıldığında çarpıcı bir tablo ortaya çıkıyor. Söz konusu miktar, yıllık 21,6 milyar liralık otoyol gelirine bölündüğünde yaklaşık 46 yıllık bir sübvansiyon kapasitesine denk geliyor. Başka bir ifadeyle, bu büyüklükteki bir kaynakla İzmir-Çeşme Otobanı başta olmak üzere kentteki otoyol geçiş ücretleri 46 yıl boyunca karşılanabilir ve İzmirliler bu yolları yarım asra yakın bir süre ücretsiz kullanabilirdi.

Kaynak: HABER MERKEZİ