Türkiye'de 1997 yılında hayata geçirilen 8 yıllık zorunlu temel eğitim uygulamasının kadınların yaşamları üzerindeki etkileri bilimsel bir araştırmayla incelendi. Yaşar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dilek Cindoğlu'nun da yer aldığı çalışma, kız çocuklarının okulda daha uzun süre kalmasının evlilik ve annelik kararlarında önemli değişimlere yol açtığını ortaya koydu. Araştırmaya göre eğitim süresinin uzaması, kadınların erken yaşta evlenmelerini geciktirirken aile planlamasında geleneksel yöntemlere yönelme olasılığını da azaltıyor.
8 yıllık eğitim evlilikleri öteledi
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, zorunlu eğitim süresinin uzamasının kadınların ilk evlilik yaşları üzerindeki etkisi oldu. 1997 yılında uygulamaya konulan 8 yıllık zorunlu temel eğitim reformu, kız çocuklarının eğitim hayatında daha uzun süre kalmasını sağladı. Bu değişim, kadınların ilk evlilik ve ilk doğum yaşlarının ötelenmesinde etkili oldu. Bilim insanları, kadınların erken yaşta evlilik ortamlarından uzaklaşmasının, ilerleyen yıllardaki aile planlaması tercihlerinde de belirleyici rol oynadığını ortaya koydu.
Geleneksel yöntem tercihi yüzde 20,8 azaldı
Araştırmada yalnızca evlilik yaşının değil, kadınların doğum kontrol yöntemlerine ilişkin tercihlerinin de eğitim süresinden etkilendiği belirlendi. Elde edilen bulgulara göre 8 yıl ve üzeri eğitim alan evli kadınların, erkek kontrolündeki geleneksel doğum kontrol yöntemlerini tercih etme olasılığında yüzde 20,8 oranında azalma tespit edildi. Bu sonuç, eğitimin kadınların aile yaşamındaki kararları üzerinde uzun vadeli etkiler yaratabildiğini gösterdi. Araştırmacılar, söz konusu değişimin yalnızca doğum kontrol yöntemleri hakkında daha fazla bilgi edinilmesiyle açıklanamayacağını, evlilik ve ilk doğum yaşlarının ötelenmesinin de önemli bir etken olduğunu belirtti.
Kadınların hayatındaki değişim incelendi
Yaşar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dilek Cindoğlu, bağımsız araştırmacı Dr. Serkan Demirkılıç ve Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Tekgüç tarafından hazırlanan çalışma, uluslararası Economics and Human Biology dergisinde yayımlandı. “More education, persistent withdrawal: Evidence from Türkiye” başlıklı araştırmada, Türkiye'nin 1997 yılındaki eğitim reformunun aile planlaması kararları üzerindeki etkileri ele alındı. Çalışma, eğitim süresindeki artışın kadınların yalnızca öğrenim hayatında değil, evlilik ve aile kurma süreçlerinde de sonuçlar doğurabildiğini ortaya koydu.
Eğitim tek başına yeterli mi?
Araştırmacılar, Türkiye'de modern doğum kontrol yöntemleri hakkında bilgi ve farkındalığın yaygın olmasına rağmen geleneksel yöntemlerin kullanılmaya devam ettiğine dikkat çekti. Bu durumun yalnızca eğitim düzeyiyle açıklanamayacağına işaret edilen çalışmada, toplumsal cinsiyet rolleri ve eşler arasındaki ortak karar alma süreçlerinin de aile planlaması tercihleri üzerinde etkili olduğu vurgulandı. Bilim insanlarına göre kadınların eğitim olanaklarının geliştirilmesi kadar, aile içindeki karar alma süreçlerinde söz sahibi olmalarını destekleyen politikaların uygulanması da önem taşıyor.
İzmirli profesöre uluslararası görev
Araştırmaya imza atan Prof. Dr. Dilek Cindoğlu, bilim dünyasındaki uluslararası başarılarıyla da dikkat çekiyor. Uluslararası Sosyoloji Derneği (ISA) Yönetim Kurulu Üyeliğini sürdüren Cindoğlu, Polonya'nın Varşova kentinde düzenlenen kongrede Avrupa Sosyoloji Derneği (ESA) İcra Kurulu'na Ulusal Dernekler Temsilcisi olarak seçildi. Böylece Cindoğlu, bu göreve Türkiye'den seçilen ilk sosyolog oldu. İzmir'de akademik çalışmalarını sürdüren Cindoğlu'nun da katkı verdiği araştırma, eğitim politikalarının kadınların evlilik yaşlarından aile planlaması kararlarına kadar uzanan etkilerini bilimsel verilerle ortaya koyması bakımından önem taşıyor.




