Türk müziğinde arabesk denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri olan Ferdi Tayfur, vefatının birinci yılında eserleri, filmleri ve ardında bıraktığı derin izlerle anılıyor. “İçim Yanar”, “Yaktı Beni”, “Ben de Özledim”, “Çeşme” ve “Hatıran Yeter” gibi unutulmaz şarkılar, bir kuşağın acısını, yoksunluğunu ve iç dünyasını anlatan ortak bir dile dönüşmüştü. Tayfur, yalnızca bir şarkıcı değil; sözleriyle teselli eden, sesiyle yaraya dokunan bir halk anlatıcısıydı.

Asıl adı Ferdi Tayfur Turanbayburt olan sanatçı, 15 Kasım 1945’te Adana’da dünyaya geldi. Babasının erken yaşta vefatıyla hayatın sert yüzüyle tanışan Tayfur, eğitim hayatını yarıda bırakmak zorunda kaldı. Çocukluk yıllarında üvey babasının şekerci dükkânında çıraklık yaparken okuma yazmayı öğrendi; düğünlerde söylediği türkülerle müzikle bağını güçlendirdi. O yıllarda kurulan bu bağ, ileride milyonların sesi olacak bir yolculuğun ilk adımıydı.

2026 01 01 750.20260102 5 076 C3 F91 B925 D4620 B F D989 E1 D880 F F C6

Prof. Dr. Hüsnü Erkan’dan imza günü: Zihniyet Devrimi için Bilinçli Düşünmeyi Öğrenmek okurla buluşuyor
Prof. Dr. Hüsnü Erkan’dan imza günü: Zihniyet Devrimi için Bilinçli Düşünmeyi Öğrenmek okurla buluşuyor
İçeriği Görüntüle

Plaktan sinemaya uzanan büyük yükseliş

Bir yerel gazetede gördüğü ilanla katıldığı Adana Radyosu’nun müzik yarışmasında ikinci olan Ferdi Tayfur, tüm engellere rağmen İstanbul’un yolunu tuttu. Lunapark Gazinosu’nda bağlamasıyla sahneye çıktı, müzik çevrelerinde adını duyurdu. 1968’de “Leyla” adlı ilk plağını doldurdu ancak beklediği ilgiyi hemen göremedi. Adana’ya dönerek bir süre çiftçilikle uğraşsa da müzikten hiç kopmadı.

1970’li yıllar, Tayfur’un kaderinin değiştiği dönem oldu. “Huzurum Kalmadı”, “Kır Çiçekleri” ve “Bana Gerçekleri Söyle” gibi çalışmalarla dikkat çekti; 1975’te Elenor Plak’a transferiyle birlikte “Bırak Şu Gurbeti” ve özellikle “Çeşme” ile ülke çapında büyük bir çıkış yakaladı. “Çeşme” yalnızca bir şarkı değil, aynı zamanda Ferdi Tayfur’u beyazperdeye taşıyan bir dönüm noktasıydı. Aynı adlı filmi çekerken Necla Nazır ile tanıştı ve bu ilişki, magazin kadar sinema tarihine de damga vurdu.

Müzikteki başarısını sinemaya taşıyan Tayfur, 34’ten fazla filmde rol aldı. 1992’de yayımlanan “Prangalar” albümü yaklaşık 5 milyonluk satış rakamıyla Türkiye’nin en çok satan albümleri arasına girdi. 1993’te Gülhane Parkı’nda verdiği ve 200 bin kişinin izlediği konser, dönemin en kalabalık konserlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Arabesk müzik onun sesiyle kitlelere ulaştı; şarkıları yalnızca dinlenmedi, yaşandı.

Özlem hiç dinmiyor

Ferdi Tayfur, kariyeri boyunca 50 kaset, sayısız plak ve albümün yanı sıra dokuz kez Altın Plak Ödülü aldı. 1982’de kurduğu Ferdifon Plakçılık ile sektörde de söz sahibi oldu. Televizyon programlarıyla izleyiciyle buluştu, kitaplar kaleme aldı. Onun şarkıları, göçün, yalnızlığın, yoksulluğun ve umudun sesi olarak kuşaktan kuşağa aktarıldı.

79 yaşındaki usta sanatçı, Marmaris’teki evinde rahatsızlanmasının ardından tedavi gördüğü hastanede 2 Ocak 2025’te hayatını kaybetti. Ölümü, yalnızca sevenlerini değil, müzik ve sinema dünyasını da yasa boğdu. Arabesk müzik ustaları Orhan Gencebay ve İbrahim Tatlıses’in yanı sıra pek çok sanatçı, Tayfur için “bir dönemin ruhunu taşıyan isim” yorumunda bulundu. Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen cenaze töreni, binlerce hayranının sessiz vedasına sahne oldu.

Bugün Ferdi Tayfur’un şarkıları hâlâ radyolarda, evlerde ve kulaklıklarda çalıyor. Onun sesi, bir hatıradan çok daha fazlası; hâlâ yaşayan, hâlâ dokunan bir miras. Vefatının birinci yılında, Ferdi Tayfur’u anmak, aslında bir kuşağın duygularını ve ortak hafızasını hatırlamak anlamına geliyor.

Kaynak: haber merkezi