Kadifekale’den senfoniye uzanan yolculuk: Barış Çocuk Orkestrası 11. yılını kutluyor
Kadifekale’den senfoniye uzanan yolculuk: Barış Çocuk Orkestrası 11. yılını kutluyor
İçeriği Görüntüle

Nurcan Kaya - Yakın Kitabevi tarafından yayımlanan Herkesin Bir İzmir’i var kitabında 18 yazar bu soruların cevaplarını, yazdıkları 18 öyküyle aradılar. Kitapta İzmir’in farklı zamanlarında farklı mekanlarında, yeni başlangıçlara, iç hesaplaşmalara, geçmişin anılarına kucak açan öyküler var. İzmir bazen bir mekan, bazen bir semt, bir ses, bir anı olarak yer alıyor. Çok değişik zaman dilimlerinde geçiyor öyküler ama dokundukları yaralar her dönem kanamaya devam ediyor.

“İnsanlar geliyor, şehri renklendiriyor, sonra birileri gidiyor, başkalarına yer açıyor. Böylece farklı sesler, farklı kültürler, farklı renkler birbirine karışıp duruyor. Mozaik derler ama genellikle ebru daha doğru bir benzetme, her coğrafya aslında farklı kültürlerin hemhal olmasından doğan bir ebru. İşte İzmir de öyle bir yer” diyor Herkesin Bir İzmir’i Var kitabına hazırlık sürecinde destek veren yazar Irmak Zileli.

Kitapta öyküleri olan yazarlar; Altuğ Hasözbek, Aysun Tanyeri, Ayşegül Gümrah Tuncel, Belma Sakalar Bahçekapılı, Burçak Sınmaz, Ceren Ünal, Derya Canıtez Akbalçık, Elif Sertuç, Filiz Mert, Hatice Özgiden, Melda Vardarlı, Melis Uluğtekin, Murat Karabulut, Müzeyyen Özden Atasağun, Nurcan Kaya, Pınar Kılıç ve Zeynep Bıyıklı. Kitabı Fethiye Demirsöz derledi.

Mutlaka denize kavuşan dar sokaklar,
Arnavut kaldırımlı sokaklarda kararlılıkla yürüyen kadınlar,
en sıkıntılı anları dağıtan imbat,
körfezin üzerinde oluşan eşsiz günbatımı,
Kordon,
Konak’tan Karşıyaka’ya vapur sefaları,
Gevrekli, boyozlu kahvaltıları,
avlulardan yollara taşan sarmısaklı domates soslu kızartma kokuları,
kapı önü, asma altı muhabbetleri,
Kemeraltı,
Asansör
İzmir’i anlatır. Ama bu kitapta daha fazlası da var. İzmir’i farklı bakış açılarından öykülerle okumak isteyenler Herkesin Bir İzmir’i Var seçkisi sizin için. Kim bilir belki siz de satır aralarında kendi İzmir’inize rastlarsınız.

**********

ÖYKÜLERDEN CÜMLELER

Ahşap heykelciğe baktım göz ucuyla, haklıydı Lale Hanım, yoksa Ufuk neden yapsın böyle bir şeyi de bana versin. “Bir de üstüne özenle yazmış” dedim. “İzmirli Biricik Kadın Öğretmenim’e”
Altuğ Hasözbek - Beş Taş

“Şimdi sana soruyorum. Kalan mutlu olacaktı da giden mutlu mu sence?” Tekrar arkasını döndü ve hızlıca aşağı doğru yürürken ceketinin koluyla gözyaşlarını sildi. Omuzlarını dikleştirdi sonra. İnerken karşıya doğru baktı. Güneş üzerine doğarken ne de güzeldi İzmir.
Giden Mutlu mu Sence? – Aysun Tanyeri

Evin sokağına dönünce lokmacıyı gördü. Yeni başlamış olmalıydılar, sıra yoktu daha. Yine herkese sıradan gelen ama Meva’yı çok şaşırtan bir şeydi bu. Sokaklarında hayrına lokma dağıtılan bir yerde yaşanır herhalde diye düşündü.
Başlamak İçin İyi Bir Yer – Ayşegül Gümrah Tuncel

Kemal fark etti durumu. “Hıdrellez kutlaması” diye söyledi, “Bahar geldi ya onu kutlayacağız.” İnci bunu duyunca şaşırdı. Bahar geldi diye bir sürü insanın şarkı söyleyip, dans etmesine anlam verememişti.
Tenekeli’de Bir Akşam – Belma Sakalar Bahçekapılı

“Yaşa Sinan! Büyük adamsın oğlum! Gururumuzsun!” sözlerini işitiyor, cebindeki başvuru kağıdını kumaşın üzerinden yokluyor. Çok uzak değil, başka bir kasabasında İzmir’in, pilot olma hayali. Hayal değil artık.
İki Mavi Arasında – Burçak Sınmaz

Sıçrayarak uyandı. Düşük gözleriyle etrafı süzüyor, ayılmaya çalışıyordu. Birkaç sıra öndeki genç kadın yanında uyuyan adamı dürtüyordu. “Hadi kalk, İzmir’e gelmişiz.”
İnsan Büyüyünce Gider mi? – Ceren Ünal

Saat Kulesi göründü karşıdan. Eski bir tanıdığı görmüş gibi sevindi Yılmaz. Güvercinlerin peşinde koşuşturan çocuklar, yay gibi sıralanmış yem satıcıları, falcı kadınlar, çınar altındaki banklara dizili yetmişlikler.
Kemik Tarak – Derya Canıtez Akbalçık

Gün batmak üzere… Unutulan bir yokuşun başındayız. Onur, kararsız adımlarla tarihi Asansör’e doğru ilerliyor. Sağımızda sıra sıra binalar, solumuzda alabildiğine deniz…
Kaydetmekle kaybetmek Arasında Bir Yer – Elif Sertuç

Denizden esen imbat rüzgarının esintisiyle, fırınların önünden geçerken, mis gibi ekmek kokusunu içlerine çektiler. Kol kola girerek yürüdüler.
Elinin Hamuruyla – Fethiye Demirsöz

Ayakları onu limana götürmek için hızlanırken dönüp arkasına baktı. Zamana karşı dimdik duran kale, şehre heybetli bir bakış atıyordu.
Kortejo’dan Çıkış – Filiz Mert

“Haydi” dedi annesi, “balıklar pişmek üzere. Zeren sen tabakları balkona götür. Hüsnü sen de dolaptan enginar dolmasını çıkar. Dün yaptım onu. Senin geleceğinden haberim yoktu. Zeytinyağlı dinlenince daha güzel olur.”
Evdeki Yabancı – Hatice Özgiden

Rengarenk irili ufaklı çiçekler çizilmişti saatin gövdesi üzerine. Tam ortasında kalp şeklindeki yeşil dalların çevrelediği resimde el ele tutuşmuş genç bir kadın ve erkek gülümsüyordu.
Öğlen Üçte Saat Kaçtı – Melda Vardarlı

Uçak inişe geçtiğinde Deniz’in elleri titremeye başladı. Kendisini hiçbir şeye hazır hissetmiyordu. Nasıl olacaktı şimdi?
İzmir’e Bir Dahaki Gelişinde – Melis Uluğtekin

“Sen, Yıldız Sineması’nda Avare filmini izleyişimizi hatırlıyor musun peki? Sara ve Roza kaybolmuştu izdihamda da çok şükür bulunmuşlardı sonra” dedi. Dario.
Karataş’ın Ötekisi – Murat Karabulut

“Pek muteber, ahu gözlü sevdiğim,” diyordu mektubun başında. Feride heyecanla “bana böyle derdi,” dedi. “Senin sıhhatte olduğunu öğrendim ya, çok mesudum.”
Karantina Adası – Müzeyyen Özden Atasağun

Her sokağın başında buz gibi sular akan çeşmeleriyle, birbirinin acısına ağlayıp, iyi gününde doyasıya eğlenen insanlarıyla bu mahalle Ballıkuyu. Adını tatlı sularından almış.
Ah O Kapı Mandalının İpi – Nurcan Kaya

Ben Kordon. Ben Kordon. Ben Kordon. Adımı unutmamak için hep tekrarlıyorum. Çünkü adımın dışında pek çok şeyi unuttum artık.
Tina’nın Kurtuluşu - Pınar Kılıç

İzmirliler deniz insanı. İlla o denizi görecekler. Ben de vapura bine bine yavaştan alıştım aslında.
Kavuşamaz İki Yaka – Zeynep Bıyıklı

Kaynak: HABER MERKEZİ