Takvim yaprakları her yıl 10 Ocak’ı gösterdiğinde, Türkiye’nin dört bir yanında görev yapan basın mensupları için hem bir kutlama hem de geçmişe uzanan bir muhasebe süreci başlar. Kamuoyunun doğru haber alma hakkı için gece gündüz demeden, kar kış dinlemeden koşturan basın emekçileri, mesleklerinin onurunu ve kazanılmış haklarını simgeleyen bu özel günde bir araya gelir. Ancak 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, sadece protokol mesajlarının yayımlandığı sembolik bir tarih değil, ardında büyük bir direnişin, dayanışmanın ve hak mücadelesinin yattığı, Babıali’nin tozlu raflarında parlayan bir mihenk taşıdır. 1961 yılında gazetecilerin "fikir işçisi" olarak tanımlanmasını sağlayan yasal düzenlemelerin hayata geçmesiyle başlayan bu hikaye, patronların gazete basmama kararına karşı emekçilerin "Basın" gazetesini çıkararak verdikleri tarihi cevapla taçlanmıştır.

Mücadelenin fitili altmış dört yıl önce ateşlendi

Türkiye’de gazetecilik mesleğini icra edenlerin sosyal ve ekonomik haklarını yasal bir zemine oturtan 212 sayılı yasa, 4 Ocak 1961 tarihinde kabul edildi ve 10 Ocak 1961 günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu yasa, gazetecilere iş sözleşmelerinin yazılı yapılması, sözleşmelere işin türü ve ücretin yazılması, kıdem tazminatı hakkı, gazetecilerin mesleki faaliyetlerinden dolayı hapis yatmaları durumunda ücretlerinin ödenmeye devam etmesi gibi devrim niteliğinde sosyal haklar getiriyordu. Dönemin Çalışma Bakanı Bülent Ecevit’in de büyük katkılarıyla hazırlanan bu düzenleme, gazeteciyi patron karşısında korumasız bir çalışan olmaktan çıkarıp, güvenceli bir "fikir işçisi" statüsüne yükseltmeyi hedefliyordu. Ancak bu kazanımlar, medya patronları cephesinde büyük bir rahatsızlık yarattı ve Türk basın tarihine "Dokuz Patron Olayı" olarak geçecek krizin fitilini ateşledi.

Galatasaray MCT Technic 89- 73 Beşiktaş GAİN
Galatasaray MCT Technic 89- 73 Beşiktaş GAİN
İçeriği Görüntüle

Patronların boykotuna karşı Babıali’de kalemlerin isyanı

Yasanın getirdiği yükümlülükleri kabul etmek istemeyen ve bu hakları "aşırı lüks" olarak nitelendiren dönemin en büyük dokuz gazete patronu (Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul ve Yeni Sabah), ortak bir bildiriye imza atarak gazetelerini üç gün boyunca yayımlamayacaklarını duyurdu. Patronların bu hamlesi, halkı habersiz bırakarak hükümet üzerinde baskı kurmayı ve yasayı geri çektirmeyi amaçlıyordu. Ancak Babıali yokuşunun emektarları, bu şantaja boyun eğmedi. İstanbul Gazeteciler Sendikası öncülüğünde örgütlenen gazeteciler, Cağaloğlu’nda toplanarak İstanbul Valiliği’ne kadar yürüdü ve patronların boykotuna karşı kendi gazetelerini çıkarma kararı aldı. 11-12-13 Ocak 1961 tarihlerinde, patronların gazeteleri bayilerde yokken, gazetecilerin el birliğiyle hazırladığı ve "Daima Halkın Hizmetindeyiz" manşetiyle çıkan Basın gazetesi okuyucuyla buluştu. Bu direniş, gazetecilerin sadece kalem tutan eller değil, aynı zamanda haklarını savunan birer irade olduğunu kanıtladı.

Bayram olarak başladı mücadele gününe dönüştü

1961 yılındaki bu şanlı direnişin ardından 10 Ocak tarihi, "Çalışan Gazeteciler Bayramı" olarak kutlanmaya başlandı. O dönemde gazeteciler, elde ettikleri hakların ve gösterdikleri dayanışmanın gururunu bir bayram havasında yaşıyordu. Ancak 1971 yılındaki 12 Mart muhtırası ile birlikte esen baskı rüzgarları, basını da derinden etkiledi. Gazetecilerin 212 sayılı yasa ile kazandığı bazı hakların geri alınması ve sendikal faaliyetlerin kısıtlanması üzerine, bu tarihin "bayram" olma vasfını yitirdiği düşünüldü. Bu nedenle 1971 yılından itibaren 10 Ocak, bir kutlama gününden ziyade, sorunların dile getirildiği, kaybedilen hakların talep edildiği ve mesleki dayanışma ruhunun tazelendiği "Çalışan Gazeteciler Günü" olarak anılmaya başlandı.

Dijital dönüşüm gölgesinde hak arayışı sürüyor

Bugün gelinen noktada gazetecilik, teknolojinin gelişmesiyle birlikte büyük bir kabuk değişimi yaşıyor. Geleneksel medyanın yerini hızla internet medyası ve dijital platformlara bıraktığı bu yeni çağda, gazeteciler 1961’dekinden farklı ama en az o günkü kadar çetin sorunlarla mücadele ediyor. Sektördeki ekonomik daralma, işsizlik tehdidi, sansür baskısı ve dezenformasyonla mücadele, günümüz gazetecilerinin en büyük sınavları arasında yer alıyor. Yakın zamanda yürürlüğe giren ve internet habercilerini de basın kanunu kapsamına alan düzenlemeler, dijitalleşme sürecinde atılan önemli adımlar olsa da, basın özgürlüğü ve editoryal bağımsızlık konularındaki tartışmalar tazeliğini koruyor. Tüm bu zorluklara rağmen, gerçeğin peşinde koşan ve halkın haber alma hakkını kutsal sayan gazeteciler, 10 Ocak’ı sadece bir anma günü olarak değil, mesleğin onuruna sahip çıkma günü olarak görüyor. Kalemini satmayan, gerçeği bükmeyen ve her koşulda kamu yararını gözeten tüm meslektaşlarımızın günü kutlu olsun.

Kaynak: HABER MERKEZİ