SEMİ TEKTAŞ/Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir İl Başkanlığı Selahattin Alçiçek Kültür Merkezi’nde İl Danışma Kurulunu topladı. Örgüt ve STK’lar ile bir araya gelen CHP, kendi içinde bir özeleştiri ve örgütün sesini dinleyecek. Toplantıda konuşulan konular ise merak oldu.
Parti içi muhalefete uyarı!
Söz alan önceki dönem İzmir Milletvekili ve İl Başkanı Tacettin Bayır, “Bugünkü il başkanının yapması gereken birtakım önerilerim var. Bu salonda 40 yaş altındakiler hatırlamaz ama 40 yaşın üstündekiler 24 yıldır AKP’nin Türkiye’yi nasıl yönettiğini biliyor. Size sadece İstanbul ve Ankara yerel seçimi hatırlatacağım. Bizim kır saçlı parti yöneticilerimiz, ‘sen genel başkan olacaksın, ben olacağım, sen belediye başkanı olacaksın ben olacağım’ diye kavga ederek 3 ayrı grup halinde seçime girme hatası yaptılar. SHP, CHP, DSP ayrı girdi. 2 büyük kenti kaybedince iktidar gitti. Bu 2 büyük kent bugün bizde. Şimdi İstanbul’da sandıkta kazanamadıklarını başka şekilde almaya çalışıyorlar. Sol ne zaman iktidar olmaya yaklaşsa emperyalizm bölmeye çalışıyor. Bugün de bizi bölmek istiyorlar. Buna müsaade etmemeliyiz. Kimseye İmamoğlucu, Mansurcu, Kemalci, Özelci dememeliyiz. Hepimiz bir arada olmalıyız Siyaset adam için yapılmaz. Ben 6 genel başkan eskittim. Doğru yapanı da vardı, yanlış yapanı da vardı. Bugün bakıyorsunuz hala birtakım isimler siyaseten kendilerini eski genel başkanımız için ayrı gruplaşma içerisindeler. Sadece sizi ş unsurlarla siyasetle bir yere gelmeye çalışmayın. Bu bize parçalanmayı getiriyor. Bu hataya düşmeyelim” dedi.
Bayır: Odalarda örgütlenmeliyiz
İzmir’de kendi dönemlerinde müdahil oldukları esnaf odası seçimlerini hatırlatan Bayır, “Esnaf odası gibi kurumları örgütlemeliyiz oradakilerle kucaklaşmalıyız. Gençlik kolları ve kadın kollarıyla arı gibi çalışmamız gerekiyor. İzmir’de CHP örgütü, il başkanı, belediye başkanları çalışmıyor mu diye tepki gösteriyorlar. Bir hareket talebi var. Geçmişte bu hareket yoğundu. CHP, İzmir’in yüzde 60 alırken kaleydi. Bugün artık kale değil. Burnumuzun dibindeki Manisa, Balıkesir bizi geçti. İzmir’i tekrar amiral gemisi yapmak için çok çalışmalıyız. Sadece televizyonlara çıkmakla olacak iş değil. İl başkanının mesaisi yoktur. Zor bir görevdir bu konuda size yardımcı olacağım” ifadelerine yer verdi.
Saygılı: Örgüt kendi iç çalışmalarına odaklanmamalı!
Eski Parti Meclisi Üyesi Hüseyin Saygılı, “Danışma kurullarında da dile getirdiğimiz gibi, bugün yaşadığımız en sıcak ve yakıcı sorunlardan biri belediye başkanlarımızın cezaevinde olmasıdır. Cumhurbaşkanı adayımız, kendi oylarımızla belirlediğimiz adayımız şu an zindanda. Diğer belediye başkanlarımız da benzer şekilde tutuklu. Bursa’da yaşananlar da bunun son örneklerinden biri. Yıllar öncesine dayanan gerekçelerle bugün belediye başkanlarımızın içeride olması hepimizi derinden etkiliyor. Bu durum, halen görevde olan ve hizmet üretmeye çalışan belediye başkanlarımızı da zor durumda bırakıyor. Çünkü onlar da her an benzer bir süreçle karşı karşıya kalabileceklerini düşünüyor. Böyle bir ortamda yapılması gereken, mücadeleyi büyütmek ve arkadaşlarımızın yanında daha güçlü şekilde durmaktır. Örgüt başkanlarımızın ve parti yapımızın, belediye başkanlarımızı daha fazla desteklemesi gerekiyor. Örgüt, kendi iç çalışmalarıyla sınırlı kalmamalı; yapılan hizmetleri topluma doğru şekilde aktarmalıdır. Aynı zamanda belediye ile parti ilişkilerinde çıkar odaklı yaklaşımlardan uzak durulması büyük önem taşımaktadır” diye konuştu.
“Belediye kadrolarında üye olmak doğru değil”
Saygılı, “Sorumluluk sahibi olan, siyasette yer almak isteyen ve çeşitli görevler üstlenen herkesin bu konularda daha dikkatli olması gerekir. Ben meclis üyesi olduğum dönemde bir belediye başkanından araç tahsisi istemedim, onun imkanlarını kullanmadım. Gidip bana bir görev verilmesini talep etmedim. İnsan bunları istemeye utanır. Ancak bugün baktığımızda bazı alanlarda bir bozulma olduğunu görüyoruz. Parti meclis üyesi olan bir kişinin belediye kadrolarında yönetim kurulu üyesi olması doğru değildir. Bu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilkeleriyle bağdaşmaz. Bu parti, yüz yılı aşkın süredir etik değerleri ve ilkeleri sayesinde ayakta kalmıştır. Bu değerleri korumak hepimizin sorumluluğudur. Öte yandan, iktidarın baskıcı bir yönetim anlayışı sergilediğini ve ülkenin giderek otoriter bir yapıya sürüklendiğini ifade ediyoruz. Eğer böyle bir tespit yapıyorsak, buna uygun bir mücadele biçimini de ortaya koymak zorundayız. Mücadele yöntemimizi doğru belirlemek ve buna göre hareket etmek artık kaçınılmazdır. Ancak kabul etmek gerekir ki, işimiz kolay değil” diyerek sözlerini tamamladı.




