Engin YAVUZ/Büyük kentlerin kalabalığından, gürültüsünden ve trafiğinden bunalan birçok insanın hayalidir bir gün küçük bir köye yerleşip sakin bir hayat sürmek. Kimisi bu hayalini gerçekleştirmek için emekli olmayı bekler, kimisi bir gün çalıştığı işyerinin kapısını çarpıp çıkar, kimisi de bir tarımsal faaliyet seçer kendine, gider köye yerleşir. Kimi alışır köy yaşamına, kimi yeniden yaşadığı şehri özler, geri döner o kalabalık ve gürültülü kentine.

İzmir’e yaklaşık 55 kilometre uzaklıktaki Barbaros Köyü de birçok şehirlinin günün birinde yaşamayı hayal ettiği köylerden biri. Adını ilk kez 2016 yılında düzenlenen Oyuk Festivali ile duyuran 450 nüfuslu yörük köyü Barbaros, o tarihten sonra şehirli yabancıların en çok tercih ettiği köylerden biri oldu.

Özellikle İstanbul ve Ankara’dan gelerek eski taş evlerden birini restore edip yerleşenlerin, ya da köyün mimarisine uygun bir ev yapanların sayısı bir hayli fazla.

Whatsapp Image 2026 04 13 At 10.21.11

TURİZM KÖYÜ SEÇİLDİ

Adını köyünden alan Köy Muhtarı Barbaros Ersan, 2025’te Birleşmiş Milletler tarafından Yılın Turizm Köyü ödülü ile onurlandırılan köyünün, geçmişten beri sakinlerinin tarım ve hayvancılıkla uğraştığı, kendi halinde, sakin bir yer olduğunu anlattı ve şöyle dedi:

“İlk kez 1970’li yılların ortalarında bir turizm firması geldi buraya, muhtar ve ihtiyar heyeti ile anlaştılar. Bu turizm şirketi Türk gelenek ve göreneklerini, müziğimizi, köy hayatımızı tanıtmak amacıyla köyümüze turlar düzenlemeye, İsveç’ten, İsviçre’den konuklar getirmeye başladı. Köy halkı destek verdi. Köy bakkalı mutfak oldu eski köy odası kulise dönüştürüldü. Konuklar için uzun masalar da köy meydanına yerleştirildi her hafta sonu. Dokuz Eylül Üniversitesi Konservatuar Bölümü’nde 11 kişilik bir folklor ekibi vardı. Yabancı konuklar geldiğinde düzenlenen Türk Gecesi’nde halk oyunları oynarlar, geleneksel gösteriler yaparlardı. Bu etkinlikler her hafta olmak üzere 1999 yılına kadar devam etti. Otellerde her şey dahil sistemi başladıktan sonra tur şirketi buraya misafir getirmekten vazgeçti. Bu etkinlikler de o dönemde bitti.”

“OYUK” KORKULUKTUR

“Yabancılar Barbaros’a yerleşmeye başlamadan önceki yıllarda yaklaşık 450 nüfus yaşıyorduk bu köyde” diyen Barbaros Ersan şunları ekledi:

“Herkesin olmasa da burada yaşayanların çoğunun ineği, keçisi, kuzusu, tavuğu vardı. Buğday, arpa, yulaf ekiliyordu tarlalara. Kavun karpuz yetiştiriliyordu. Zeytincilikle uğraşanlar vardı. Ara ara hayvan yemi slaj üretenler vardı. Ama o zamanlar göllerimiz bu kadar su tutmuyordu. Şimdi Büyükşehir Belediyesi’nin yardımıyla kapasiteleri arttırıldı. Bol yağış olunca göllerimizin hepsi doldu. Amacımız Barbaros’ta tarımı canlandırmaktı. Oyuk Festivali düzenlememizin de amacı budur, tarımsal faaliyetleri canlandırmak. Festivalimize adını veren oyuk neyi temsil eder, tarımı temsil eder. Oyuk bostan korkuluğudur, yöresel adı budur.”

Altay’da olağanüstü kongre kararı: Mayıs ayında sandık kurulacak
Altay’da olağanüstü kongre kararı: Mayıs ayında sandık kurulacak
İçeriği Görüntüle

Whatsapp Image 2026 04 13 At 10.21.11 (1)

“FESTİVAL HAYALDİ, BAŞARDIK”

2014 yılında Barbaros Köyü’ne ilk yabancıların yerleşmeye başladığını belirten Muhtar Ersan o günleri anlatırken şunları söyledi:

“Onlardan biri de İstanbul’da bir şirkette üst düzey yöneticilik yaparken, şehirden kaçıp bu köye yerleşmeye karar veren Demet Küçükkayalı idi. Çok eski bir köy evini onarıp taşındı. Bir gün köy meydanında otururken bana, ‘ Ben yurtdışında bir kukla festivali izlemiştim, çok ilgimi çekmişti. Sizin de tarlalardaki korkuluklarınız (Oyuk) meşhur. Neden köyde Oyuk Festivali düzenlemiyoruz’ dedi. İlk adımı 2016 yılında attık. Bana göre gerçekleşmeyecek büyük bir hayaldi ama gerçekleştirdiğimizde ben bile inanamadım. O festival farklıydı ve büyük ilgi gördü. Köyü rengarenk giysiler giymiş korkuluklarla donattık. İlk festivalimize 6 bin kişi katıldı. Ertesi yıl biraz daha zenginleştirip tekrarladık. Üç günde 12 bin kişi Barbaros’a geldi. Geçen yıl ziyaretçi sayısı 40 bine ulaştı. Bu yaz kaç kişi gelir tahmin edemiyorum. Festival sırasında tamamen doğal ve organik ürünler satılıyor burada, fabrikasyon ürünlerin satılmasına izin vermeyiz. Dışarıdan sadece 40 kişiye stand izni veriyoruz. Dışarıdan hazır ürün ve gıda satışı yasak. Köyümüzün sakinleri kendi kurdukları standlarda, kendi tarım ürünlerini, kendi ürettikleri hediyelik eşyaları (El yapımı bez bebek, şapka, reçel, turşu, domates salçası, ekmek, kavun, incir, üzüm, faydalı otlar) satıyorlar.”

Muhtar Ersan, “İlk başta kafe tarzı yerler, sonra hediyelik eşya dükkanları açıldı. Çat Kapı evlerimiz açıldı. Komşuların birbirini ziyareti gibidir. ‘Çat kapı komşu sana ben geldim’ demek gibi. Festival döneminde açılanlar da var ama 12 ay açık yerimiz de var. Sema Hanım Çat Kapı Evi. Örneğin siz gittiniz kapıyı çaldınız, ne var yemek? Kuru fasulye, cacık, pilav. Yanında salata, tatlı. Sloganı da şöyle. Umduğunu değil bulduğunu ye iç öde. O da düşük bir miktardır.” diye konuştu.

İlk festival ile ilgili haberlerin ulusal televizyonlarda, gazetelerde bolca yayınlandığını, Barbaros Köyü’nün daha tanınır hale geldiğini, köye yerleşmek isteyenlerin sayısının da çoğaldığını belirten Muhtar Ersan’a,

Whatsapp Image 2026 04 13 At 10.21.13

“KAHVEHANELER KAFE OLDU”

“Yabancılar gelmeden önce köy nasıldı, bu meydanda neler vardı örneğin. Bugüne kadar ne gibi değişikler oldu? diye sordum, anlattı:

“Köy meydanı aynıydı, üç tane kahvehane vardı karşılıklı. İki tane bakkalımız vardı, hala var. Gelenlerin sayısı ve ihtiyaçlarını arttıkça kahvehaneler zamanla mütevazı kafelere dönüştü. Kafeye dönüşmeden önce kahvehanelerden birini işleten Bahar hanım ilk kadın köy kahvecisiydi. Buraya gelenler çoğaldıkça kafeler konukların yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını da karşılayacak şekilde dönüştüler. Köy Yaşam Merkezi’ni açtık. Kadın berberimiz bile var. Bakkallarımızdan biri kadın. Köy kadınları Tarımsal Kalkınma Kooperatifi kuruldu. Yerel ürünleri pazarlıyorlar. Barbaros Tarım Sulama Kooperatifi kuruldu. Barbaros Kültür, Sanat, Turizm ve Kırsal Kalkınma Derneği’ni kurduk. Gelen konukların ağırlanması için bazı evler pansiyona dönüştürüldü. Yerli nüfusumuz 458 ama kışın buraya resmi kaydı olmayanlarla birlikte köyde 600 kişi yaşıyor, yaz gelince bu sayı 900’e çıkıyor. İkametgahları geldikleri şehirlerde olduğu için Barbaros Köyü’nde kayıtlı görünmüyorlar.”

“İstanbul’dan Ankara’dan gelenler kendileri mi ev yaptılar, eski evleri satın alıp yenilediler mi?” sorusuna şu yanıtı verdi Muhtar Barbaros Ersan:

“Örneğin çok eski bir ev var, dışarısı boyalı. Sıvayı bir kazıyorsun altından taş bin bina çıkıyor. Sıfırdan yapılan evler de var. Buranın mimarisine aykırı olarak inşaat yapan da var, uyarıyorum. Mümkün olduğunca inşaatlarda taş kullanmalarını istiyorum. Üstelik taş bina betonarme binadan daha sağlıklı. Taş bina nefes alıyor. Buraya yerleşenlerin büyük bölümü bu konuda hassas ve anlayışlı davranıyor.”

Yabancıların Barbaros’a yerleşmeye başlamasının köydeki kültür ve sanat faaliyetlerinde de değişikliğe yol açtığını belirten Ersan şöyle dedi:

“Köyde ritm atölyesi kurduk. Köy kadınlarımızdan oluşan bir darbuka ekibimiz var. Küçük bir müzik topluluğumuz var. Ege yörelerinden türküler okuyorlar. Tiyatro için çalışmalara yakında başlayacağız. Barbaros Sinema Kulübü’nü kurduk. Eskiden kütüphane olan semt evimizde her hafta ücretsiz film gösterimi yapıyoruz. Aynı şekilde yazlık sinemamız da var. Orada aynı zamanda kurslar düzenliyoruz, sık sık söyleşiler gerçekleştiriyoruz. Yakında Urla Belediyesi tarafından bütün bu faaliyetlerimiz için köyümüzün mimari ruhuna uygun çok amaçlı bir salon inşa edilecek.”

Köydeki bütün bu değişimde dışarıdan gelenlerin önerileri, bakış açıları, fikirleri etkili oldu mu? sorusunu yanıtlarken Muhtar Ersan şunları söyledi:

“UYUM SAĞLAYAN MUTLU”

Dışarıdan gelip alıştığımız yaşantımıza çok müdahale etmek isteyenler oldu. Bu böyle olmaz böyle yapalım. Ankara’da böyle. Çoğu zaman kendilerine, ‘Yaşadığınız kentte durum böyleyse o zaman geldiğiniz kente geri dönün’ dediğim çok olmuştur. Burada bütün köy bir kişiye ayak uydurmaz. Buraya uyum sağlayamıyorsan toplayacaksın eşyalarını, geri döneceksin geldiğin yere. Ancak buraya ayak uydurursan mutlu olursun. Köylümüz kolay kolay değişmez. İlk zamanlarda tartıştığım çok yabancı vardı. Ama zaman geçince ağabey-kardeş gibi olduk. Biz aslında birbirimize uyum sağlıyoruz. Sağlayamayan çok az kişi oluyor, onlar da gidiyor zaten. İstanbul’dan ya da Ankara’dan gelip köy çevresindeki arazilerden satın alanlar da var. Bunların çoğu kış boyunca memleketlerinde yaşıyor. Bahar gelince Barbaros’a geri dönüyorlar. Köy çevresinden arazi alanlar var, kendi bahçelerinde kendilerine yetecek kadar tarımsal üretim yapıyorlar. Bağ eken de var. Doktorlar, akademisyenler, emekli subaylar var. Kimi zeytincilik yapıyor, kimi arıcılıkla uğraşıyor. Köyümüzde 2023 yılına kadar tütüncülük yapılıyordu. Bütün ovaya tütün dikiliyordu. Bakanlık kota verince köylü tütüncülüğü bıraktı. Tütününü tüccara verse parasını 13-14 ay sonra alabiliyor. Şu anda kavun ve zeytin yaygın. Birkaç kişi ceviz yetiştiriyor. Meyve bahçeleri var. Bağcılığı canlandırmak isteyenler var. Tarımla uğraşmak isteyenlere bir bakın, kökeninde mutlaka köylülük vardır.”

Yabancıların köye yerleşmesinin tarla ve ev fiyatlarını etkilediğini belirten Muhtar Ersan, “Tarlanın metrekaresi 3 bin lira oldu. Evler 10-12 milyon liradan satılıyor. Kiralar da aylık 20 bin liradan başlıyor. Barbaros emlakçıların en sevdiği yerlerden biri haline geldi” diye konuştu.

Whatsapp Image 2026 04 13 At 10.21.10 (2)

2025’İN EN İYİ TURİZM KÖYÜ

Kuruluşu 700 yıl öncesine dayanan ve eski adı Sıradam olan Barbaros, 1928 yılında Çeşme’nin Barbaros nahiyesine bağlı bir köydü. Barbaros nahiyesi Uzunkuyu, Barbaros, Birgi, Ildırı, Kadıovacık, Nohutalanı ve Zeytinler köylerinden oluşuyordu. 1955 yılında nüfusu 504 kişiydi. İzmir’de halkının eğitim düzeyi en yüksek köylerinden biri olarak bilinir. Tarım ve hayvancılık eskisi kadar olmasa da yaygın. 4400 dekar ekilebilir araziye sahip. Son sayımda köy nüfusuna kayıtlı kişi sayısı 458 olarak belirlendi.

2016 yılından bu yana Oyuk Festivali’nin düzenlendiği köy, muhtar Barbaros Ersan’ın girişimleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Urla Belediyesi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü ve bazı sivil toplum kuruluşlarının desteği ile Birleşmiş Milletler Turizm (UN Tourism) tarafından kırsal kalkınma ve toplum refahı için pozitif bir güç haline getirme hedefi ile 2021 yılında başlatılan “En İyi Turizm Köyü Programı” kapsamında 2025 yılında “En iyi Turizm Köyü” (Best Tourism Village-BTV) seçildi.

OYUKLAR KÖYE İNİYOR

Barbaros Oyuk Festivali, ilk kez 2016 yılı ağustos ayında, Barbaros Köyü’ne İstanbul’dan gelip yerleşen Demet Küçükkayalı’nın önerisi, köy muhtarı Barbaros Ersan’ın girişimleri, köy halkının desteği, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Urla Belediyesi ve Batı Urla Köyleri Derneği’nin katkılarıyla düzenlendi.

Barbaros Oyuk Festivali, uzun zamandır ekilemeyen tarlalarla işsiz kalan korkulukların, neler olduğunu merak ederek köy merkezine gelmeleri, köylüleri yeniden tarımla uğraşmaya ikna edebilmek için eğlenceli bir yol seçip, festival düzenlemeleriyle ilgili hikayeden yola çıkılarak gerçekleştirildi.

İlk festivale İzmir çevresinden 6 bin kişi katıldı. İkinci yıl ziyaretçi sayısı 12 bine yükseldi. Geçen yıl düzenlenen 7’inci festivalde ise katılımcı sayısı 40 bine ulaştı.

Köy halkının ‘oyuk’ olarak adlandırdığı ve köyde kurdukları atölyelerde ürettikleri korkuluklarla süslenen Barbaros, ziyaretçi akınına uğradı. Eğlence, tarih, gelenek, sanat ve lezzeti buluşturan Oyuk Festivali’nin en önemli hedefi ise üretimdeki azalmaya dikkat çekerek tarımsal kalkınmaya destek sağlamak.

Atölyeler, kitap imza günleri, oyuk yarışması, dört mevsim keçe sergisi, en güzel bahçe, en lezzetli yemek yarışması gibi birbirinden renkli etkinliklerin gerçekleştirildiği festivalde, köy halkı İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan stantlarda lezzetli yiyeceklerden kooperatif gıda ürünlerine, el işçiliğine dayanan takılar ve oyuklardan sanat eserlerine kadar her zevke ve ihtiyaca hitap eden ürünlerini tanıtma olanağı buluyor.

Barbaros Oyuk Festivali bu yıl da 21-23 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

Kaynak: ENGİN YAVUZ