Ege Denizi'nin zengin canlı çeşitliliğine ev sahipliği yapan İzmir kıyıları, son günlerde peş peşe yaşanan üzücü olaylarla sarsılıyor. İzmir'in Selçuk ilçesinde yer alan dünyaca ünlü Pamucak sahili ile Menderes ilçesinin huzurlu kıyı beldesi Gümüldür sahillerinde son bir hafta içerisinde üç adet yunus ölü olarak kumsala vurdu. Kıyıda cansız yatan yunusları fark eden vatandaşların ihbarı üzerine harekete geçen Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) ekipleri, olay yerlerinde kapsamlı incelemelerde bulundu. Dernek başkanı Bahattin Sürücü tarafından yapılan detaylı fiziki incelemelerde, karaya vuran yunusların türleri ve ölüm nedenlerine dair hayati bulgulara ulaşıldı.
Yapılan teknik incelemeler sonucunda, kıyıya vuran yunuslardan ikisinin bölge denizlerinde yaygın olarak görülen tırtak türü, birinin ise çizgili yunus türüne ait olduğu tespit edildi. Canlıların bedenleri üzerinde gerçekleştirilen morfometrik ölçümler ve deri incelemeleri, acı gerçeği gözler önüne serdi. Yunusların gövdelerinde derin çiziklerin, deri yüzeylerinde ise yoğun sürtünme izlerinin bulunması, bu hassas deniz memelilerinin kontrolsüz balıkçılık faaliyetleri esnasında ağlara takıldığını kanıtlar nitelikte değerlendirildi.
Av sezonunun başlamasıyla trol ağları ölüm saçıyor
Denizlerde av yasağının sona ermesi ve büyük avcı gemilerinin sulara açılmasıyla birlikte, Ege Denizi'nde yaşayan deniz canlıları için zorlu bir dönem başladı. Suda nefes alamayan ve akciğerleriyle solunum yapan yunuslar, avlanmak amacıyla atılan ağlara takıldıklarında su yüzeyine çıkamayarak kısa sürede boğuluyor. Sahile vuran son örnekleri inceleyen uzmanlar, yunusların doğrudan avlanmak istenmediğini, ancak serilen geniş trol tekneleri ağlarına hedef dışı av olarak yakalandıklarını vurguluyor.
Bölgedeki ekolojik tahribata dikkat çeken EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, denizlerdeki av sezonunun başlamasıyla birlikte bu tür üzücü vakaların arttığını dile getirdi. Sürücü, trol ve gırgır teknelerinin kullandığı devasa ağların su altı yaşamı üzerinde büyük bir baskı oluşturduğunu belirterek, ağlara takılan yunusların panik halinde çırpınarak boğulduğunu ve ardından balıkçılar tarafından kesilerek ya da denize atılarak kıyılara sürüklendiğini ifade etti.
Deniz ekosisteminin hassas dengesi koruma bekliyor
Yunusların denizlerdeki varlığı, sadece bir türün yaşam mücadelesi değil, aynı zamanda tüm deniz yaşamının sürdürülebilirliği açısından hayati bir gösterge niteliği taşıyor. Besin zincirinin üst basamaklarında yer alan bu zeki canlılar, denizlerin genel sağlık durumunu ve temizliğini simgeliyor. Konuya ilişkin hayati uyarılarda bulunan Bahattin Sürücü, deniz ekosistemi içerisinde yer alan biyolojik çeşitlilik ve ekolojik dengenin korunmasında yunusların kritik bir rol oynadığını hatırlattı.
Sürücü, yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: "Denizlerde av sezonunun açılmasıyla birlikte yunuslar, yine trol teknelerinin ağlarına hedef dışı av olarak takılıp, boğulmaya başladı. Deniz ekosistemi için hayati önem taşıyan bu canlıları korumak zorundayız. Onların varlığı, denizlerimizdeki biyolojik çeşitliliğin ve ekolojik dengenin korunmasını sağlıyor. İlgili kurumların balıkçılık faaliyetlerini çok daha sıkı bir şekilde denetlemesi ve hedef dışı av ölümlerini derinlemesine araştırması gerekiyor. Unutmamalıyız ki denizler yalnızca insanların kullanımına ait değil; yunusları ve tüm marine yaşamı korumak hepimizin ortak sorumluluğundadır".
Yerel yönetimler ve sivil toplum harekete geçti
Kıyıda yapılan gerekli incelemelerin ve resmi kayıtların tutulmasının ardından ölü yunuslar için hijyenik ve çevreye zarar vermeyecek şekilde tahliye süreci başlatıldı. Biyometrik ölçümleri ve tür tespitleri tamamlanan yunus cenazeleri, uygun prosedürlere göre gömülmek üzere Selçuk Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü ekiplerine teslim edildi. Belediye ekipleri, doğaya ve halk sağlığına zarar vermeyecek şekilde belirlenen özel alanda defin işlemlerini gerçekleştirdi.
Sivil toplum kuruluşları ve çevre aktivistleri, yaşanan bu üzücü olayların son bulması için yetkili kurumları daha etkin denetimler yapmaya davet ediyor. Özellikle deniz koruma alanlarının artırılması, yasak alanlarda yapılan trol avcılığına karşı cezai yaptırımların caydırıcı hale getirilmesi ve balıkçıların hedef dışı avlar konusunda eğitilmesi gerektiği vurgulanıyor. İzmir kıyılarında yaşanan bu kayıplar, mavi vatanın sessiz sakinlerini korumak için acil önlemler alınması gerektiğini bir kez daha kanıtlıyor.





