İzmir’in gözde turizm merkezi Çeşme’de, İstanbul merkezli bir firmanın hayata geçirmek istediği Castello Fontana projesine ilişkin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci büyük bir krizle başladı. Proje alanına yaklaşık 6,5 kilometre mesafedeki ücra bir kahvehanede düzenlenen ÇED Halkın Bilgilendirilmesi ve Sürece Katılımı Toplantısı, bölge halkının yoğun protestolarına sahne oldu. Katılımı zorlaştırma amacı taşıdığı iddia edilen mekan seçimine rağmen salonu ve bahçeyi dolduran yüzlerce vatandaş, bilgilendirme yapılmasına izin vermeyerek projeyi protesto etti.

Salonda yükselen tepkiler ve yaşanan gerginlik üzerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yetkilileri toplantıyı gerçekleştiremeyerek resmen sonlandırdı. Olay yerinde tutulan resmi tutanakta, toplantının güvenli ve sağlıklı bir ortamda yapılamayacağına kanaat getirildiği kayıt altına alındı. Çeşme Yarımadası Çevre Derneği (ÇEŞÇEP) ve Çeşme Kent Konseyi temsilcileri, daha önce hazırladıkları 6 sayfalık detaylı itiraz dilekçesini yetkililere elden teslim ederek hukuki mücadeleyi başlattı.

Butik otel kılıfı altında inşa edilmek istenen dev rezidans projesi

Çakabey Mahallesi sınırlarında bulunan ve 3'üncü derece doğal SİT alanı statüsündeki arazide uygulanmak istenen projenin detayları, yerel halkın tepkisini daha da artırdı. Yaklaşık 1,9 milyar TL yatırım bedeli öngörülen proje için resmi makamlara sadece 34 odalık bir butik otel ruhsatı başvurusu yapıldığı ortaya çıktı. Ancak hazırlanan proje dosyasında, sahada 272 ayrı blok ve 769 bağımsız birimden oluşan devasa bir yapılaşmanın hedeflendiği görüldü.

Planlanan 272 bloğun yalnızca birinin gerçek otel işlevi göreceği, kalan 271 bloğun ise "apart otel" adı altında parça parça satılacak villa ve rezidans dairelerinden oluşacağı belirlendi. Bu durumun bir turizm yatırımı değil, otel ruhsatının sağladığı imar hakları kullanılarak üretilen bir konut projesi olduğunu vurgulayan çevre örgütleri, turizm maskesi arkasına gizlenen kentsel rant hamlesine karşı sert tepki gösterdi.

Fahiş kâr marjı ve altyapısızlık tehlikesi su kaynaklarını tehdit ediyor

Proje dosyasında yer alan finansal veriler, elde edilecek rantın boyutunu da gözler önüne serdi. İnşaat maliyeti metrekare başına 390-393 Euro olarak beyan edilen yapılar için satış fiyatlarının metrekaresi 6.500 Euro artı KDV olarak belirlendiği anlaşıldı. Maliyetinin 16 katından fazla bir fiyata pazarlanan ve toplamda 500 milyon Euro civarında gelir beklenen projede, ÇED süreci ve yasal izinler tamamlanmadan ön talep adı altında kapora toplandığı da öne sürüldü.

TOKİ İzmir’de 24 Taşınmazı Açık Artırmayla Satışa Çıkarıyor!
TOKİ İzmir’de 24 Taşınmazı Açık Artırmayla Satışa Çıkarıyor!
İçeriği Görüntüle

Bölge için asıl hayati tehdit ise altyapı yetersizliğinden kaynaklanıyor. Kanalizasyon sisteminin bulunmadığı bölgede, 769 birimlik dev yerleşimin atık suyu için sızdırma foseptik sistemi öngörüldü. Yüzlerce konutun atık suyunun foseptikle karşılanmaya çalışılması, yeraltı sularına sızıntı yapma riski nedeniyle Alaçatı ve Mamurbaba çevresindeki su kaynaklarını doğrudan kirletme tehlikesi taşıyor. Devasa kâr hesapları yapan yatırımcının modern bir arıtma tesisi kurmayı planlamaması çevre sakinlerinin tepkisini artırıyor.

Çevre derneğinden gerçek turizm yatırımı ve şeffaflık çağrısı

Toplantının iptal edilmesinin ardından açıklama yapan ÇEŞÇEP Başkanı Dr. Ahmet Güler, yaşananların bölgenin geleceği açısından kritik bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Mevcut haliyle projenin bir turizm yatırımı değil, kentsel dönüşüm görünümlü bir rant projesi olduğunu vurgulayan Güler, Çeşme’nin bir rezidans çöplüğüne dönüştürülmesine izin vermeyeceklerini ifade etti. Yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapılması durumunda gerçek turizm projelerine destek verebileceklerini kaydetti.

ÇEŞÇEP ve Çeşme Kent Konseyi, ÇED sürecinin derhal durdurulmasını, yasal izinler çıkmadan yürütülen ön satış faaliyetlerinin engellenmesini ve altyapı çözümleri kamuoyuna açıkça sunulmadan hiçbir idari işlemin ilerletilmemesini talep ediyor. Bölge halkı ve çevre örgütleri, yarımadanın doğal yapısını ve kısıtlı su kaynaklarını korumak adına hukuki ve eylemsel mücadeleyi sürdüreceklerini duyurdu.

Kaynak: HABER MERKEZİ