Emeklilik dinlenmenin değil, geçinebilmek için çalışmaya devam etmenin adı haline geldi. 71 yaşındaki Kerime Özen, tarlaya çalışmaya giderken bindiği minibüsün kayalıklara çarpması sonucu hayatını kaybetti. Özen’in ölümünden yalnızca bir hafta önce yine 71 yaşındaki Nurettin Muganlı, çalıştığı inşaatta yaşamını yitirdi. İki farklı işkolunda, iki farklı ölüm; ancak aynı gerçek: Vatandaşlar 70’li yaşlarında dahi ekmek parası için çalışmak zorunda.
İzmir’in Tire ilçesinde tarım işçilerini taşıyan minibüsün freninin tutmaması sonucu kayalıklara çarpması da bu tablonun son örneklerinden biri oldu. Eğridere Mahallesi’nde meydana gelen kazada 71 yaşındaki Kerime Özen yaşamını yitirdi. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin temmuz ayı raporu, iş cinayetlerinin çalışma yaşamının neredeyse her alanına yayıldığını ortaya koydu. Rapora göre yalnızca temmuz ayında en az 214 işçi çalışırken yaşamını yitirdi. Ölen işçilerin 73’ü sanayi, 60’ı inşaat, 45’i tarım, 36’sı ise hizmet sektöründe çalışıyordu. İSİG Meclisi’nin raporunda tarım işçilerinin karşı karşıya olduğu risklerin yalnızca trafik kazalarıyla sınırlı olmadığına da dikkat çekildi. Temmuz ayında 3 tarım işçisinin Kırım Kongo Kanamalı Ateşi nedeniyle hayatını kaybettiği belirtilirken, sıcaklarda çalışma, barınma ve hijyen sorunları ile su kanalları ve ırmaklarda yaşanan ölümler de öne çıktı. Raporda ayrıca temmuz ayında en az 15 işçinin 65 yaş ve üzerinde olduğu belirtildi.

Tarım işçileri kimyasal tehlikeyle de karşı karşıya
Tarım işçilerinin karşı karşıya kaldığı riskler kazalarla da sınırlı değil. Afyonkarahisar’da bir serada yapılan ilaçlama sırasında kullanılan tarım ilacı da işçilerin sağlığını tehdit etti. Kent merkezine bağlı Erkmen beldesi Cumhuriyet Mahallesi’nde yaklaşık 80 kişinin çalıştığı domates serasında ilaçlama yapıldığı sırada kimyasal maddeden etkilenen yaklaşık 40 işçi rahatsızlandı.

70 yaşından sonra da çalışmak zorunda
İzmir'de 71 yaşındaki Kerime Özen'in tarım işçilerini taşıyan minibüsün kazasında yaşamını yitirmesinden bir hafta önce 71 yaşındaki Nurettin Muganlı da çalışırken hayatını kaybetti. Tüm Emeklilerin Sendikası, Muganlı’nın düşerek yaşamını yitirdiği inşaatın önünde yaptığı açıklamada, emeklilerin ekonomik koşullar nedeniyle çalışmak zorunda bırakılmasına tepki gösterdi. “Emeklilere ‘sabredin’ demeyi bırakın. Biz yeterince sabrettik. Bir ömür çalıştık. Primlerimizi ödedik. Bu ülkenin fabrikalarını, yollarını, binalarını yaptık; hizmetini ve üretimini gerçekleştirdik. Şimdi bizden bir ömür daha fedakarlık bekleyemezsiniz. Emekliyi yoksullaştırıp ardından ‘çalışmaya devam ediyor’ diyerek bunun üzerini örtemezsiniz. İnsanların 70'inden sonra ekmek parası için çalışmasını normalleştiremezsiniz. İşçinin ölümünü birkaç günlük haber, emeklinin yoksulluğunu birkaç puanlık zam hesabı haline getiremezsiniz. Çünkü burada tartıştığımız yalnızca maaş değildir. Burada tartıştığımız, insanın nasıl yaşayacağı ve bu ülkenin zenginliğinin kim için kullanılacağıdır.”

Ölümü göze alarak çalışıyoruz
Ağır işlerde çalışmak zorunda kalan emekliler, yaşadıkları tabloyu “geçim mücadelesi” olarak anlatıyor. Emekli İbrahim Yılmaz da çalışma hayatından kopamayan milyonlarca yurttaşın yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekti.
“Türkiye’de yeni bir sektör oluştu: İş bulamayan emekliler, toplu alanlarda su ve pet şişe toplamaya başladı. Geçim sıkıntısı çeken emekliler, günlük harçlığını çıkarmak, torunu geldiğinde bir çikolata alabilmek için su ve pet şişe topluyor. 23 bin 500 lirayla yaşayamayan emekli dostlarımız çalışmak zorunda bırakılıyor. Ülkemizde binlerce emekli, yaşamını sürdürebilmek için inşaatlarda, lokantalarda, kahvehanelerde çalışmak zorunda bırakılıyor.
Son günlerde birçok iş kazası duyuyoruz. Kaybettiğimiz canlarımıza üzülüyorum ancak maalesef iktidar duymuyor. Bizi yönetenlerin kulakları tıkalı. Çünkü inşaatlarda hiçbir güvenlik önlemi almayan işverenlere yeterli yaptırım uygulanmıyor. Kaybettiğimiz canların ardından ağlamaktan başka bir şey yapılmıyor. Emekliler, ikinci baharını yaşamaları gereken dönemde; ev kirası, pazar ve temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için ölümü göze alarak ucuz iş gücü olarak çalışmak zorunda bırakılıyor. Ama bu düzen böyle gitmez. Günü geldiğinde emekliler, 20 yıldır çektikleri bu ızdırabın hesabını mutlaka soracaktır. Alamadığı sağlığının, gidemediği çarşının ve pazarın hesabını mutlaka soracaktır.”




