Ana muhalefet partisi CHP, yoğun geçen bir haftanın ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çatısı altında toplandı. Genel Başkan Özgür Özel liderliğinde gerçekleştirilen grup toplantısına milletvekillerinin yanı sıra çok sayıda belediye başkanı, il ve ilçe yöneticisi ile partililer yoğun ilgi gösterdi. Salonun hınca hınç dolduğu toplantıda kürsüye çıkan Özel, konuşmasının ana eksenine çevre katliamlarını, hukuksuzlukları ve iktidarın ekonomi politikalarını oturttu.
Konuşmasına saha çalışmalarına değinerek başlayan CHP lideri, tarihin en yüksek katılımlı eylemlerinden birini Muğla sınırları içinde gerçekleştirdiklerini belirtti. Toplumsal muhalefetin sesini yükseltmeye devam edeceklerini vurgulayan Özel, yarın akşam İstanbul Ataşehir’de düzenlenecek olan ve 39 ilçeyi kapsayan büyük buluşma için tüm İstanbullulara davette bulundu.
Görmezden gelenler tarih önünde sorumlu olacaktır
Özel'in konuşmasında en geniş yer ayırdığı başlıklardan biri, maden sahası uğruna zeytin ağaçları ve ormanlık alanların yok edildiği Akbelen oldu. Bölgedeki direnişin sadece bir çevre mücadelesi olmadığını, aynı zamanda bir vatan savunması olduğunu ima eden Özel, iktidar medyasına da yüklendi.
Yandaş kanalları ve kamu yayıncısı TRT’yi izleyenlerin, Akbelen’deki gerçeği "birilerinin bağırıp çağırması" olarak algılayabileceğini belirten Özel, sahadaki gerçekliğin çok farklı olduğunu dile getirdi. Özel, "Orada dedeler, nineler, köylüler direniyor. Sebebi ise dünyanın en cennet coğrafyasına verilen maden ruhsatı ve bu ruhsatın hukuksuzca genişletilmesi. Milyonlarca ağacın kesilmesine karşı verilen bu onurlu mücadeleyi görmezden gelenler tarih önünde sorumlu olacaktır" ifadelerini kullandı.
Kesilen ağaçlar ve talan edilen doğa demektir
Akbelen’deki sürecin hukuki boyutuna dikkat çeken CHP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kullanılan yetkileri anayasaya aykırı olmakla suçladı. Şirketlerin acelesinden ziyade Erdoğan’ın acelesi olduğunu savunan Özel, "acele kamulaştırma" yetkisinin kullanım şeklini sert bir dille eleştirdi.
Bu yetkinin ancak Kıbrıs Barış Harekatı gibi ulusal güvenlik meselelerinde veya savaş hallerinde kullanılabilecek istisnai bir güç olduğunu hatırlatan Özel, "Erdoğan bu yetkiyi, bir şirket Anayasa Mahkemesi (AYM) kararı çıkmadan bütün ağaçları kesebilsin diye kullandı. Buradan milletimize Recep Tayyip Erdoğan'ı şikayet ediyorum. AYM’ye de sesleniyorum; geciktiğiniz her gün, kesilen ağaçlar ve talan edilen doğa demektir. Kararınızı verirken elinizi çabuk tutun" şeklinde konuştu.
İliç faciası ve Murat Kurum belgesi
Gündemin bir diğer sıcak başlığı ise Erzincan İliç’te yaşanan maden faciası ve devam eden dava süreciydi. CHP heyetinin, Genel Başkan Yardımcıları ve milletvekilleri düzeyinde Erzincan Adliyesi önünde hukuk mücadelesine destek verdiğini belirten Özel, yaşanan felaketin sorumlusu olarak AK Parti’nin "kara düzenini" işaret etti.
Özel, konuşmasının bu bölümünde eski Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve son yerel seçimlerdeki İBB adayı Murat Kurum’a yüklendi. Kurum’un İstanbul seçimlerinde Ekrem İmamoğlu karşısında aldığı tarihi yenilgiyi hatırlatan Özel, İstanbulluların Kurum’a "İliç’e ne yaptığını gördük, İstanbul’dan elini çek" mesajı verdiğini savundu.
İliç’teki felakete yol açan ikinci kapasite artışında Murat Kurum’un "sorumlu değilim" açıklamalarını yalanlayan bir belgeyi gündeme taşıyan Özel, şu ifadeleri kullandı: "O Murat Kurum, İliç faciasındaki sorumluluğunu hep inkar etti. Ancak faciayı getiren ikinci kapasite artışı ve flotasyon tesisi projesiyle ilgili hazırlanan ÇED raporu, onun onayıyla geçti. Belgenin altında 'Makamlarınızca uygun görülmesi halinde ÇED Olumlu kararının verilmesini arz ederim' yazıyor, altında da 'Olur' imzasıyla Murat Kurum var. Bu imza, felaketin altındaki imzadır."
Özgür Özel’in bu sert çıkışları, siyaset arenasında tansiyonun yeniden yükseldiğine işaret ediyor. Özellikle MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sabah saatlerinde yaptığı grup toplantısında CHP’yi hedef alması ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyonları işaret ederek "Anormal ve stresli gerilimin sebebi bu mu?" sorusunu yöneltmesi, Ankara kulislerini hareketlendirmişti.
Öte yandan, CHP ile iktidar bloğu arasındaki gerilim sadece söylemlerle sınırlı kalmadı. Bugün TBMM Başkanlığına, CHP Grup Başkanvekilleri Murat Emir ve Gökhan Günaydın hakkında hazırlanan dokunulmazlık dosyalarının sunulması, yeni bir hukuki ve siyasi tartışmanın fitilini ateşledi. Özel’in bu hamlelere karşı önümüzdeki günlerde nasıl bir strateji izleyeceği merak konusu.