Aydın'da eski Aydınspor Kulübü Başkanı Erhan Özlüer ile kardeşi Ayhan Özlüer'in bir fırında silahla öldürülmesine ilişkin davanın ilk duruşması görüldü. Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkan tutuklu sanık Umut Kuru, cinayetlerin öncesinde yaşandığını iddia ettiği ticari anlaşmazlıkları anlattı. Özlüer kardeşlerden yaklaşık 5 milyon lira alacağı bulunduğunu ileri süren Kuru, uzun süredir baskı ve tehdit altında olduğunu savundu. Ancak duruşmada dinlenen tanıklar, olay anına ilişkin sanığın anlatımından farklı ifadeler verdi. Mahkeme, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 12 Ocak 2027'ye erteledi.
Fırında iki kardeş öldürülmüştü
Olay, 20 Mart 2026'da Aydın'ın Efeler ilçesine bağlı Girne Mahallesi İsmet Sezgin Bulvarı üzerindeki bir fırında meydana geldi. İş yerinde bulunan eski Aydınspor Kulübü Başkanı Erhan Özlüer ile kardeşi Ayhan Özlüer, tabancayla gerçekleştirilen silahlı saldırıda hayatını kaybetti. Saldırının ardından kaçan Umut Kuru, polis ekiplerince Aydın-İzmir Otoyolu girişinde yakalanarak gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Kuru, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Hayatını kaybeden iki kardeş ise Aydın'daki Kemer Mezarlığı'nda yan yana toprağa verildi.
İki kez ağırlaştırılmış müebbet isteniyor
Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın tamamlanmasının ardından hazırlanan iddianamede, Umut Kuru'nun iki kardeşi tasarlayarak kasten öldürdüğü suçlamasına yer verildi. Sanık hakkında iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ilk duruşmaya tutuklu sanık, avukatları ve müşteki tarafın avukatları katıldı.
“Üç fırına ortak olmuştuk”
Mahkemede savunma yapan Umut Kuru, Özlüer kardeşlerle uzun yıllardır tanıştığını ve genç yaşlarda onların işlettiği fırında çalışmaya başladığını söyledi. Zamanla ticari ilişkilerinin ortaklığa dönüştüğünü belirten Kuru, üç ayrı fırına ortak olduklarını ileri sürdü. Marmaris'teki işletmeye tarafların 500'er bin lira koyduğunu anlatan sanık, cezaevine girmesinin ardından ortaklık ilişkilerinin bozulduğunu iddia etti. Kuru, geçmişte cinsel saldırı suçlamasıyla cezaevine girdiğini belirterek bu süreçte kendisine komplo kurulduğunu öne sürdü. Bu iddiasına ilişkin herhangi bir mahkeme tespiti ise aktarılan duruşma bilgilerinde yer almadı.
“5 milyon lira alacağım vardı”
Özlüer kardeşlerden yaklaşık 5 milyon lira alacağı bulunduğunu savunan Kuru, parasını yaklaşık bir buçuk yıl boyunca tahsil edemediğini iddia etti. Alacaklarına karşılık Çeşme'de bir işletme aldığını ve bunun için 5 milyon liralık senet verdiğini anlatan sanık, sonradan öğrendiği vergi ve sigorta borçları nedeniyle ödeme güçlüğüne düştüğünü söyledi. Kuru, bu süreçte psikolojik baskı yaşadığını ve üzerindeki mal varlıklarını devrederek anlaşmazlıktan kurtulmaya çalıştığını öne sürdü.
“Kendimi tehdit altında hissettim”
Olaydan önce gerçekleştirilen bir araç devri sırasında yaşananları da anlatan sanık, Ayhan Özlüer ile noterde buluştuğunda yanında iki kişinin bulunduğunu söyledi. Bu kişilerin bıçakla oynadığını ve durumu tehdit olarak algıladığını ileri süren Kuru, kendisini korumak amacıyla E.T. isimli kişiden silah aldığını ifade etti. Korktuğu için yetkili makamlara başvuramadığını savunan Kuru, olay günü Özlüer kardeşlerin yanına senetlerini almak ve bayramlaşmak amacıyla gittiğini söyledi.
“Panikle ateş ettim”
Cinayet günü yaşananları anlatan Umut Kuru, Özlüer kardeşlerin ailesini tehdit ettiğini iddia etti. Ayhan Özlüer'in hareketlerinden korktuğunu öne süren sanık, şu savunmayı yaptı: “Ayhan ağabey çok hareketliydi. Aklıma noterdeki bıçaklı kişiler de gelince ona 1 veya 2 metreden, ölmesi için değil, panik yaptığım için bir el ateş ettim.” Ardından Erhan Özlüer ile aralarında arbede yaşandığını anlatan Kuru, silahın el değiştirdiğini ve yere düştüğünü söyledi. Sanık, Erhan Özlüer'in başını kendisinin vurmadığını, arbede sırasında düşerek çarptığını ileri sürdü.
“Keşke ben ölseydim”
Savunmasının devamında yaşananlardan pişmanlık duyduğunu söyleyen Kuru, tahliye istemediğini belirtti. Sanık, “Olay nedeniyle çok üzgünüm. Önceki süreçte çektiğim çileyi ben biliyorum. Bazen 'Keşke ben ölseydim' diyorum. Tahliye talebim yok” ifadelerini kullandı. Kuru ayrıca olaydan önce kardeşiyle yaptığı bir konuşmada “Yeter, ya ben ya da onlar ölsün” dediğini kabul etti. Ancak bu sözlerin önceden hazırlanmış bir öldürme planının göstergesi olmadığını savundu.
Tanıklardan çarpıcı iddialar
Duruşmada dinlenen tanıkların ifadeleri, olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin önemli ayrıntılar içerdi. Tanık C.S., silah seslerinin ardından olay yerine indiğinde Kuru'yu yerde yatan kişilerden birinin üzerinde gördüğünü iddia etti. Sanığın yerdeki kişinin boğazını sıktığını ileri süren tanık, müdahale etmek istediğinde Kuru'nun silahı kendisine doğrultarak “Seni de vururum” dediğini öne sürdü. Bir diğer tanık U.S. ise sanığın yerdeki kişiye ayağıyla bastırdığını ve kemere benzeyen bir cisimle boğmaya çalıştığını iddia etti. Bu anlatımların doğruluğu ve olayın meydana geliş biçimi yargılama sürecinde değerlendirilecek.
Fırın çalışanı olay anını anlattı
Duruşmada ifade veren fırın çalışanı H.D. de silahlı saldırının başlangıcına ilişkin dikkat çekici bir anlatımda bulundu.Tanık, Ayhan Özlüer'in konuştuğu sırada Umut Kuru'nun elini ceketinin cebinde tuttuğunu ve aniden ateş ettiğini ileri sürdü. Ayhan Özlüer'in yere düşmesinin ardından Erhan Özlüer ile sanık arasında boğuşma yaşandığını söyleyen H.D., yardım istemek için fırından uzaklaştığını belirtti. Tanık, bu sırada bir el daha silah sesi duyduğunu ifade etti.
Tutukluluk devam edecek
Sanığın savunmasını ve tanık ifadelerini dinleyen mahkeme heyeti, Umut Kuru'nun tutukluluk halinin devamına hükmetti. İki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılanan sanığın bir sonraki duruşmasının 12 Ocak 2027'de yapılmasına karar verildi. Davada sanığın ticari anlaşmazlık ve tehdit iddiaları ile tanıkların olay anına ilişkin anlatımları arasındaki farklılıkların, yargılamanın ilerleyen aşamalarında değerlendirilmesi bekleniyor.





