Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarında yetişen ve Türk Sanat Müziği’ne damgasını vuran Müzeyyen Senar, sanat yolculuğuna genç yaşta adım attı. Üsküdar Musiki Cemiyeti ve Şark Musiki Cemiyeti’nde dönemin dev bestekârlarından dersler alan Senar, billur sesi ve güçlü yorumuyla kısa sürede radyo ve gazinoların vazgeçilmez ismi haline geldi. Cumhuriyet’in ilanından sonra kültür ve sanatta yaşanan büyük atılımın simge yüzlerinden biri olan usta sanatçı, "Cumhuriyet’in Divası" unvanıyla hafızalara kazındı.
Dolmabahçe’de tarihi buluşma: "Gördüğümde bayılacaktım"
Sanatıyla Mustafa Kemal Atatürk’ün de takdirini kazanan Müzeyyen Senar, Büyük Önder’in daveti üzerine henüz genç bir sanatçıyken sarayda Atatürk’ün huzuruna çıktı. O tarihi ve heyecan dolu anları biyografisinde aktaran Senar, Atatürk ile ilk karşılaşmasını şu duygusal sözlerle ifade etmişti:
"Girdiğimde bu zamana kadar görmediğim ihtişam adeta gözlerimi kör etti. Masanın kurulduğu salona girdiğim anda Atatürk'ü gördüm. Bir taraftan dizlerimin bağı çözülmüştü ama sanki uçuyor gibiydim. İçimden, 'Müzeyyen bu Atatürk ve onu görüyorsun. Rüya mıydı acaba?' diyordum. Atatürk'ü gördüğümde bayılacaktım, yüzüne bakamadım..."
Rumeli türküleri ve zeybek coşkusu
Atatürk’ün musikiye ve sanatçıya verdiği değeri her fırsatta vurgulayan Müzeyyen Senar, o meşk gecelerinde Atatürk’ün kendisine Rumeli türkülerinde billur sesiyle eşlik ettiğini ve büyüleyici bir zeybek performansı sergilediğini aktarmıştı. Cumhuriyet’in kurucusuyla aynı sofrayı ve aynı şarkıları paylaşmanın gururunu ömrü boyunca taşıyan Senar, Türk müziğine bıraktığı yüzlerce eserle Cumhuriyet kültür mirasının en değerli parçalarından biri olarak anılmaya devam ediyor.





