BEGÜM ÇATIK/Türkiye’de artan yaşam maliyetleri, evcil hayvanların bakımını da ekonomik açıdan zorlaştırıyor. Mama, aşı, parazit uygulamaları ve veterinerlik hizmetlerinin giderleri yükselirken, özellikle belirli ırkları popüler olduğu için sahiplenen ancak bakım sorumluluğunu ve maliyetlerini yeterince değerlendirmeyen kişilerin hayvanlarını terk etmesi önemli bir sorun olarak öne çıkıyor.
Uzman Veteriner Hekim Rauf Tünay, ekonomik koşulların terklerde etkili olduğunu ve sorunun temelinde bilinçsiz sahiplenmenin de bulunduğunu vurguladı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Dairesi Başkanı H. Gökhan Özdemir de hayvan sahiplenmenin geçici bir heves olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, kalıcı birlikteliklerin bilinçli tercihlerle mümkün olabileceğini söyledi.

Uzman Veteriner Hekim Rauf Tünay
“HAYVANLAR BİR ÜRÜNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ DURUMDA”
Özellikle cins köpeklerin sokağa terk edilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Uzman Veteriner Hekim Rauf Tünay, sosyal medyanın hayvanlarla yaşamı olduğundan daha kolay ve sorunsuz gösterdiğini ifade etti. Tünay, insanların çoğu zaman hayvanların gerçek ihtiyaçlarını göz ardı ettiğini söyleyerek, “Özellikle pandemi döneminde artan yalnızlık ve izolasyon, kedi köpek sahipliğinin bilinçsizce artmasına, sonrasında da terk etmelerin, barınağa bırakmaların patlamasına neden oldu. Sosyal medyanın pompaladığı pet ebeveynliği, ne kadar toz pembe bir dünyaymış gibi gösterilse de aslı öyle değil. Hayatınıza aldığınız, bizden hiç farkı olmayan duygular besleyen bir canlı. İhtiyaçları var ve tamamen bize muhtaç” dedi.
Sosyal medyada köpeklerin yalnızca sevimli görüntüleriyle öne çıkarıldığını ve bir tüketim nesnesi gibi algılanabildiğini belirten Tünay, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İnsanlar sosyal medyada sadece şirin tatlı, sahibiyle gezmelere giden, kucağında usluca yatan, numaralar yapan bir oyuncak görüyorlar. Özellikle köpekler tamamen bir ürüne dönüşmüş durumda. Onlar da bu ürüne sahip olmak istiyorlar. Sonra tabii onun öyle şirin tatlı bir oyuncak olmadığını, evde bizimle yaşaması için eğitim gerektiğini, düzenli beslenmesi, egzersiz yaptırılması, hasta olduğunda veterinere gitmesi gerektiğini ve bunun da ciddi bir vakit ve nakit gerektirdiğini anlayınca, hop aldıkları oyuncağı sokağa atıyorlar.”
CİNS KÖPEKLERİN İHTİYAÇLARINI HESABA KATMIYORLAR
Golden Retriever, Labrador, Husky, Pomeranian, French Bulldog ve German Shepherd gibi cins köpeklerin yalnızca görünüşleri veya popülerlikleri nedeniyle sahiplendiğini belirten Tünay, “Sırf çok güzel göründüğü veya popüler olduğu için İzmir gibi sıcak bir iklimde Husky sahiplenen, bir ırkın fiziksel özelliklerini ve sağlık sorunlarını araştırmadan karar veren ya da German Shepherd ve Labrador gibi köpeklerin eğitim, egzersiz ve zihinsel uyarılma ihtiyaçlarını hesaba katmayan insanlarla karşılaşabiliyoruz” dedi.
French Bulldog gibi basık burunlu ırklarda görünüş uğruna öne çıkarılan anatomik özelliklerin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Tünay, bu köpeklerde solunum sorunlarının ve sıcak havalarda hayati risklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Hayvanların sağlığını olumsuz etkileyen fiziksel özellikleri teşvik eden üretim anlayışının da sorgulanması gerektiğini vurguladı.
Tünay, “Bir köpeği sahiplenmek, yalnızca onun sevimli görüntüsünü veya yanımızda nasıl görüneceğini beğenmek değil; ihtiyaçlarını, sağlık risklerini, karakterini, eğitim gereksinimlerini ve yaşam boyu bakım maliyetlerini üstlenmeyi kabul etmektir. İnsanlar bu sorumlulukla yüzleşmek istemediklerinde ya da yüzleşemediklerinde, bedelini ne yazık ki hayvanlar ödüyor” diye konuştu.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Dairesi Başkanı H. Gökhan Özdemir
H. Gökhan Özdemir de belirli ırkların moda akımları nedeniyle sahiplenilebildiğini ve hayvanların yaşam tarzına uyum sağlayamadıkları durumda terk edilebildiğini belirterek, “Cins köpekler cins oldukları için sahipleniliyor belki ama terk edilme nedenleri genel olarak aynı” dedi.
YÜKSEK ENFLASYON, MAMA VE VETERİNERLİK GİDERLERİNİ ARTIRIYOR
Hayvan bakımının ekonomik boyutuna dikkat çeken Tünay, Türkiye’de yüksek enflasyonun hayvan sahiplerinin beslenme ve sağlık giderlerini karşılamasını zorlaştırdığını belirtti. Tünay, “Türkiye'de son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon, insanların yalnızca temel yaşam giderlerini değil, hayvanlarının beslenme ve sağlık masraflarını karşılamasını da güçleştiriyor” ifadelerini kullandı.
Tünay, paylaştığı TÜİK verilerine göre veterinerlik hizmetleri sektöründe yıllık yüzde 114’lük fiyat artışı kaydedildiğini belirterek, mama, aşı, rutin kontroller, teşhis ve tedavi giderlerinin bir araya geldiğinde önemli bir mali yük oluşturduğunu söyledi. Özellikle birden fazla hayvanla yaşayan veya beklenmedik veteriner masraflarıyla karşılaşan ailelerin ciddi ekonomik baskı yaşayabildiğini ifade etti.
Ekonomik güçlüklerin hayvanların terk edilmesini kaçınılmaz kılan bir gerekçe olmadığını vurgulayan Tünay, hayvan refahını korumak için ekonomik sorunların da göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti. Tünay, hayvan sahiplerinin desteklenmesi, koruyucu veteriner hekimlik hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması ve bakım maliyetlerinin karşılanmasına yönelik dayanışma mekanizmalarının geliştirilmesinin önemine dikkat çekti.
“EKONOMİK HAZIRLIĞI OLMAYANLAR HAYVANLARINDAN VAZGEÇEBİLİYOR”
İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Dairesi Başkanı H. Gökhan Özdemir de ekonomik zorlukların hayvanların terk edilmesinde etkili olduğunu belirtti. Özdemir, “Genel olarak ekonomik zorlukların da etkisi var. Ama zaten ne yazık ki hayvan beslemenin önemli bir sorumluluk olduğunu ve onların da canlı olduğunu ve sağlık ihtiyaçları dahil pek çok ihtiyacının olduğunu çok düşünmeden sahipleniyorlar. Sonrasında ekonomik anlamda hazırlıklı olmadıklarını fark edince terk etmek isteyenler oluyor maalesef” diye konuştu.
Özdemir, terklerin yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını da vurguladı. Apartmanda yaşayan hayvan sahiplerinin komşularıyla yaşadıkları sorunların da terk sürecinde etkili olabildiğini belirten Özdemir, hayvan beslenmesine yönelik şikayetler sonucunda bazı kişilerin başka bir çözüm bulamadıklarında hayvanlarını terk etmek zorunda kalabildiğini söyledi.

BAKIMEVLERİNE GELEN HAYVANLARIN YÜZDE 30’A YAKINI DAHA ÖNCE SAHİPLİ
İzmir Büyükşehir Belediyesi bakımevlerine getirilen köpeklerin ne kadarının daha önce sahipli olduğu konusunda bilgi veren Özdemir, “Mikroçip kayıtlarından yapılan tespitlerde bu oranı yüzde 30’a yakın olarak ifade edebiliriz. Sahiplendirdiğimiz hayvanların neredeyse 3 tanesinden birinin geri geldiği bir sistemde sürekli sahiplendirme yapmaya ve bu birlikteliklerin kalıcı olmasını sağlamaya çalışıyoruz” dedi.
Son bir iki yılda sahipleri tarafından bakımevlerine bırakılan hayvan sayısında belirgin bir artış yaşandığını gösteren verilerinin bulunmadığını da kaydeden Özdemir, Türkiye genelinde hayvan sahiplenme bilincinin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Tünay ise Türkiye genelinde sahipleri tarafından bakımevlerine bırakılan hayvanların sayısındaki değişimi yıllar arasında karşılaştırmaya olanak sağlayan kapsamlı istatistiklerin bulunmadığını belirtti. Mesleki deneyimine ve kliniğine yansıyan vakalara dayanarak değerlendirmede bulunan Tünay, “Kliniğimize yansıyan vakalara bakarak, evet sahiplikle doğru orantılı olarak artan bir bırakma, terk etme mevcut olduğunu söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.
“TERK ETMENİN TEMEL NEDENİ BİLİNÇSİZ SAHİPLENME”
Hayvanların terk edilmesinde bilinçsizce sahiplenme olduğunu, bakım sorumluluğunun yeterince değerlendirilmemesi, eğitim sorunları ve zaman ayıramamanın da etkili olduğunu belirten Tünay, köpek sahiplenmenin uzun soluklu bir sorumluluk gerektirdiğine dikkat çekti. Tünay, “Çoğunlukla da vicdan azabıyla ‘alerjileri olduğunu’ iddia ediyorlar. Köpek sahibi olmanın, çocuk sahibi olmaktan bir farkı neredeyse yok. İki yaşında bir çocuk evlat edindiğinizi ve hep iki yaşında kaldığını düşünün. Bu çocukları evlat edinmek için belli bir ekonomik-kültür seviyesine sahip olmanız gerekiyor. İyi beslenmesi, eğitimi ve bakımı için vakit ve nakit ayırmalısınız” dedi.
Özdemir de ekonomik zorluklar, taşınma, barınma koşullarının yetersizliği, davranış sorunları, komşu şikayetleri, sahiplenme hevesinin geçmesi ve ölüm gibi nedenlerin hayvanların terk edilmesinde rol oynadığını belirtti. Ancak ekonomik gerekçelerin tek başına belirleyici olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen Özdemir, “Çok ciddi emekler vererek, her türlü zorluğa rağmen sahiplendiği can dostundan vazgeçmeyen insanlar da var. Yani uzun soluklu birlikteliklerin temeli bilinçli hayvan sahiplenmekten geçiyor. Aksi takdirde ekonomi de taşınmak da her şey terk için bir bahane olabiliyor” dedi.

AYLIK BAKIMI 10 BİN TL’Yİ BULABİLİYOR
Bir köpeğin temel bakım giderlerinin ırkına, kilosuna, beslenme tercihine ve sağlık ihtiyaçlarına göre değiştiğini belirten Tünay, İzmir’deki güncel mama ve veterinerlik hizmeti fiyatları dikkate alındığında sağlıklı bir yetişkin köpek için aylık yaklaşık 3 bin ile 10 bin TL arasında bütçe gerekebileceğini söyledi.
Tünay’ın verdiği tahmini aralıklara göre küçük ırk köpeklerin temel bakım giderleri aylık 3 bin-5 bin TL, orta boy köpeklerin 4 bin-7 bin TL, büyük ırk köpeklerin ise 5 bin-10 bin TL düzeyinde olabiliyor. Bu tutarların kesin rakamlar olmadığını belirten Tünay, seçilen mamanın, köpeğin kilosunun ve bireysel ihtiyaçlarının maliyetleri değiştirebildiğini; hastalık ve acil tedavi giderlerinin ise bu tahminlere dahil olmadığını ifade etti.
DAHA UCUZ MAMA TERCİHİ VE ERTELENEN VETERİNER KONTROLLERİ
Artan maliyetlerin hayvanların beslenme alışkanlıklarını da etkilediğini belirten Tünay, bazı hayvan sahiplerinin daha uygun fiyatlı mamalara yöneldiğini, bazılarının ise beslenme ve sağlık giderlerini karşılamakta zorlandığını kaydetti. Tünay, “Burada önemli olan, bir mamanın pahalı ya da ucuz olmasından çok, hayvanın yaşı, kilosu, fizyolojik durumu ve sağlık ihtiyaçlarına uygun, tam ve dengeli bir beslenme sağlanmasıdır. Daha uygun fiyatlı bir mama da bu gereksinimleri karşılayabilir. Ama yalnızca fiyatı nedeniyle hayvanın ihtiyaçlarına uygun olmayan bir ürüne geçilmesi, yetersiz beslenme ve besin öğesi dengesizlikleri açısından risktir” dedi.
Mama miktarının azaltılması, öğünlerin aksatılması veya hayvanın ihtiyaçlarına uygun olmayan ev yemekleriyle beslenmesinin uzun vadede sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Tünay, yetersiz ve dengesiz beslenmenin kilo kaybı, kas kütlesinde azalma, tüy ve deri sorunları ile bağışıklık sisteminin olumsuz etkilenmesine neden olabileceğini söyledi. Özellikle yavru, yaşlı ve kronik hastalığı bulunan hayvanların beslenme ihtiyaçlarının karşılanmasının önemine dikkat çekti.
Tünay, ekonomik baskının bir başka sonucunun da koruyucu veteriner hekimlik hizmetlerinin ertelenmesi olduğunu belirterek, aşıların, parazit uygulamalarının ve rutin kontrollerin aksamasının hastalıkların önlenmesini ve erken teşhisini zorlaştırabileceğini ifade etti.

MİKROÇİP VE YASAL YAPTIRIM TARTIŞMASI
Sahipli hayvanların mikroçip sayesinde tespit edilebilmesine rağmen terk edilmesini de değerlendiren Tünay, mevcut yaptırımların caydırıcılığını eleştirdi. Tünay, “Hiçbir caydırıcılığı yok, çünkü kağıt üzerinde yasalar, hiçbirimiz için bir anlam ifade etmiyor. Hukuki düzenlemeler takip ve uygulama ister. Ülkemizin geldiği noktada, yasaların ne derece uygulandığını her alanda hepimiz görüyoruz” dedi.
Bazı hayvan sahiplerinin mikroçip kayıtlarını sildirebildiğini veya çipleri çıkarttırabildiğini öne süren Tünay, yasaların ancak etkin biçimde uygulandığında yaptırım gücüne sahip olacağını belirtti.





