Yaz mevsiminin getirdiği aşırı sıcaklar ve artan klima kullanımı, yurt genelinde enerji talebini tavan yaptırdı. Sanayi tesislerindeki üretim çarklarının yanı sıra tarımsal sulama ve bireysel soğutma cihazlarının eş zamanlı devreye girmesi, ulusal elektrik şebekesi üzerindeki yükü belirgin bir şekilde artırdı. Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) tarafından açıklanan güncel veriler, saatlik ve günlük ölçekte tüketim alışkanlıklarının nasıl şekillendiğini net bir biçimde ortaya koyuyor. Gün içerisinde hava sıcaklığının en yüksek seviyelere ulaştığı zaman dilimlerinde enerji çekişi zirve yaparken, sabaha karşı saatlerde talep dip seviyeleri gördü.
Tüketim dalgası öğle saatlerinde zirveye tırmandı
Ulusal şebekeden çekilen güç miktarının saatlik bazdaki seyrine bakıldığında, klimaların ve sanayi yükünün eş zamanlı çalıştığı gündüz periyodu öne çıktı. Resmî veriler doğrultusunda, saatlik bazda dün en yüksek elektrik tüketimi 52 bin 970 megavatsaatle tam 15.00'te gerçekleşti. Günün bu saatinde sıcaklıkların tepe noktasına ulaşması, soğutma sistemlerinin tam kapasite çalışmasına yol açtı.
Buna karşın, üretim faaliyetlerinin durakladığı ve evlerdeki enerji kullanımının asgari düzeye indiği sabahın ilk ışıklarında şebeke oldukça rahat bir nefes aldı. İstatistiklere göre en düşük tüketim ise 39 bin 856 megavatsaatle saat 07.00'de kayıtlara geçti. 24 saatlik zaman dilimi genelinde bakıldığında, Türkiye'nin toplam günlük elektrik üretimi 1 milyon 175 bin 205 megavatsaat seviyesinde gerçekleşti. Toplam günlük elektrik tüketimi ise 1 milyon 153 bin 735 megavatsaat olarak ölçüldü ve üretim miktarı tüketimi rahatlıkla karşıladı.
Üretim çarklarında su ve güneş gücü ön plana çıktı
Enerji üretim kaynaklarının dağılımı incelendiğinde, yenilenebilir kaynakların ve hidroelektrik tesislerinin şebekeyi besleyen ana unsur olduğu görüldü. Yerli ve milli kaynakların üretimdeki payı artmaya devam ederken, mevsimsel şartlar sebebiyle barajlardaki doluluk oranları elektrik arzına olumlu yansıdı. Günlük üretim tablosunda ilk sırayı yüzde 21,5’lik devasa payla barajlı hidroelektrik santralleri elde etti.
Su kaynaklarından elde edilen enerjiyi, baz yük santralleri olarak bilinen ve elektrik arzının kesintisiz sürdürülmesinde kritik rol oynayan tesisler takip etti. Üretim portföyünde ikinci sırayı yüzde 18,1’lik oranla ithal kömür santralleri alırken, gün ortasında tam kapasite devreye giren güneş santralleri ise yüzde 15,1’lik katkıyla üçüncü sırada yer aldı. Özellikle gündüz saatlerinde güneş enerjisinden sağlanan bu yüksek katkı, zirve tüketim saatindeki şebeke yükünü hafifletmede hayati bir rol oynadı.
Sınır ötesi elektrik ticaretinde ihracat farkı yaşandı
Türkiye, ulusal şebekesini uluslararası iletim hatlarıyla entegre şekilde işletmeyi sürdürürken dış ticaret rakamları da pozitif bir tablo sundu. Komşu ülkelerle yürütülen enerji alışverişinde, yerli üretim kapasitesinin yüksekliği sayesinde ihracat kanadı baskın geldi. Verilere göre Türkiye, gün boyunca komşu ülkelere 24 bin 181 megavatsaat elektrik ihracatı gerçekleştirdi.
Aynı zaman diliminde şebeke dengesini korumak ve bölgesal ihtiyaçları karşılamak amacıyla yapılan elektrik ithalatı ise 2 bin 703 megavatsaat seviyesinde kaldı. İthalat ve ihracat arasındaki bu belirgin fark, Türkiye’nin bölgesel bir enerji merkezi olma potansiyelini ve şebeke esnekliğini bir kez daha gözler önüne serdi.




