Günümüzde dijital platformların kullanımının hızla artmasıyla birlikte, bireylerin kişisel haklarının korunması ve sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımların hukuki sonuçları çok daha kritik bir boyuta ulaştı. Bu kapsamda, çalışma hayatını, iş etiğini ve işveren ile işçi arasındaki ilişkileri derinden ilgilendiren oldukça çarpıcı bir yargı kararına imza atıldı. Bir iş yerinde yaşanan tatsız bir anlaşmazlık, tarafları önce mahkeme koridorlarına taşırken, olayın dijital alandaki yansımaları işveren açısından ağır bir cezai yaptırımla sonuçlandı. İddialara göre, çalıştığı işletmeden ayrılan bir kişi, eski çalışan sıfatını taşımasına rağmen eski patronuna ulaşarak şantaj yoluyla maddi menfaat elde etme girişiminde bulundu. Yaşadığı bu duruma öfkelenen ve eski personelinin niyetini çevresine duyurmak isteyen işveren, oldukça riskli ve kanunların suç saydığı bir yola başvurdu. Çalışanının açık kaynaklı hesaplarından elde ettiği bir fotoğrafı indiren patron, bu görseli kendi kişisel hesabına yükleyerek altına olayı anlatan yorumlar ekledi ve şahsı ifşa etti. Ancak adaleti kendi yöntemleriyle sağlamaya çalışmak, işverenin bizzat kendisini sanık sandalyesine oturtan hukuki bir sürecin fitilini ateşledi.

İftar programında kavga çıktı! İzmir BŞB koordinatörü yaralandı
İftar programında kavga çıktı! İzmir BŞB koordinatörü yaralandı
İçeriği Görüntüle

Şantaj iddiası ve ardından gelen izinsiz paylaşım krizi

Eski personel, kendisine ait fotoğrafın rızası ve izni dışında kopyalanarak başka bir profil üzerinden hedef gösterilecek şekilde yayınlandığını fark edince vakit kaybetmeden soluğu adliyede aldı. Yapılan suç duyurusu üzerine savcılık tarafından başlatılan soruşturma neticesinde, işveren hakkında dava açıldı. İlk etapta yerel mahkeme tarafından incelenen dosyada, hakimin değerlendirmesi eylemin özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yönündeydi. Bu değerlendirme ve yargılama sonucunda, söz konusu fotoğrafı paylaşan patrona 5 ay hapis cezası verildi. Yerel mahkemenin verdiği bu ilk karar, olayın sadece dar kapsamlı bir özel hayat ihlali mi yoksa daha geniş çerçeveli bir veri güvenliği suçu mu olduğu yönündeki hukuki tartışmaları da beraberinde getirdi. Tarafların verilen kararı bir üst mahkemeye taşımasıyla birlikte, yargılama sürecinde yepyeni ve emsal teşkil edecek bir sayfa açılmış oldu.

Yerel mahkeme ve istinaf arasında suç vasfı değişti

Yerel mahkemenin verdiği beş aylık mahkumiyet kararına yapılan yasal itirazların ardından dosya, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesi'nin önüne geldi. Hukuk sistemimizde istinaf süreci olarak bilinen bu aşamada, yüksek mahkeme heyeti dosyayı evrak üzerinden değil, bizzat duruşmalı olarak incelemeye karar verdi. Yapılan detaylı hukuki değerlendirmelerde, sanık işverenin eyleminin basit bir gizlilik ihlalinden ziyade, Türk Ceza Kanunu kapsamında çok daha spesifik ve ağır bir suça karşılık geldiği kanaatine varıldı. Bölge Adliye Mahkemesi, bir kişinin fotoğrafının doğrudan kişisel veriler kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ve bu verinin sahibinin rızası hilafına elde edilip başka bir mecrada yayılmasının suçun niteliğini tamamen değiştirdiğine hükmetti. Bu bağlamda, yerel mahkemenin kurduğu ilk hüküm tamamen kaldırılarak iptal edildi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, eylemi yasalardaki "verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" suçu çerçevesinde tanımlayarak, sanık patrona bu kez yaptırımı daha yüksek olan 10 ay hapis cezası verdi.

Yüksek yargı emsal niteliğindeki cezayı hukuka uygun buldu

Bölge Adliye Mahkemesi'nin suç vasfını değiştirerek verdiği bu yeni ve artırımlı ceza kararı, sanık avukatları tarafından kabul edilmeyerek bir kez daha temyiz yoluna götürüldü. Temyiz incelemesini gerçekleştirmek üzere dosyayı devralan Yargıtay 12. Ceza Dairesi, olayın tüm boyutlarını, tarafların iddialarını, dijital delilleri ve alt mahkemelerin kurduğu hukuki mantıksal bağı ince eleyip sık dokudu. Yapılan nihai incelemede, söz konusu fotoğraf paylaşım eyleminin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin delillerle saptandığı vurgulandı. Yüksek mahkeme heyeti, sanığın eski personeline ait görseli izinsiz şekilde kendi profiline aktarmasının ve alt metinlerle yayınlamasının, kanunda çok açıkça tanımlanan verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun tüm maddi ve manevi unsurlarını tam olarak oluşturduğuna kanaat getirdi.

İnternet ortamındaki paylaşımlar için kesin uyarı

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin yayımladığı gerekçeli kararda, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi tarafından uygulanan ceza maddesinin ve belirlenen yaptırım süresinin olayın meydana geliş şekline son derece uygun olduğu net bir dille ifade edildi. Karar metninde, eyleme uyan suç vasfının ve sanığa uygulanacak yaptırımların doğru biçimde tayin edildiği, istinaf mahkemesinin kararında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı açıkça belirtildi. Bu hukuki doğrultuda, Yüksek Mahkeme heyeti oy birliğiyle aldığı kararla temyiz istemini esastan reddederek, patrona verilen 10 aylık hapis cezasının onanmasına kesin olarak hükmetti. Hukuk camiası tarafından emsal karar olarak nitelendirilen bu hüküm, dijital dünyada başkalarına ait fotoğrafların, iletişim bilgilerinin veya benzeri verilerin haklı bir gerekçe iddia edilse bile (şantaja uğramak veya alacaklı olmak gibi) resmi makamlar yerine doğrudan sosyal medya üzerinden paylaşılmasının ağır ceza mahkemelerinde mahkumiyetle sonuçlanacağını gözler önüne serdi. Vatandaşların ve özellikle işverenlerin, yaşadıkları uyuşmazlıkları çözerken dijital mecralarda atacakları adımların hukuki sınırlarını çok iyi hesaplamaları gerektiği bu son kararla bir kez daha tescillenmiş oldu.

Kaynak: haber merkezi